Off be bugun İstanbul amma da gürültülü birisine kızmış besbelli.ne o yoksa güneşini saklayan bulutlarınamı bu öfken? karanlık akşamlar perdelenmiş yapmacık ışıkların soldurduğu ıslak yanaklı, gözaltı ütüsüz. saçları çoktan senelerin rengine bürünmüş bu İstanbula eski adamın üstüne. o adam ki ne sevdalar yaşamıştı bu istanbul üzerine, şu anda ihanete uğradığı. Sis yoğunluğundaki bu düşüncelerini süzerken gözleri bi türlü seçemezdi bu limandan ayrılış gününü.. Bir kere olsun kaptan olamamıştı dümen başında kendi gemisinde.. O hep farklı yolcuların hizmetliğindeydi. hergün sabah selam alıp selam verdiği martılardan daha çok sevmiyordu onları. Başta arasokakları olmak üzere Onu..... Tek eğlencesi sabah erken, çelebileri kandırmaktı rutin, iki sarma tütün bi karın tokluğuna çelebiliklerine. Ama artık onunda pili bitiyordu, son saatleriydi, liman merasime hazırlandı gidişini kutlamaya.. Mahsun gözlerle izledi herkez onu... Ne liman kalmıştı ne çelebi ne de martı. Sadece onun boşluğunda bi kaç satır anı bi de tekrarını yaşadığı hayatın müsvettesi İstanbulun.......