Gece: Zifiri bir uçurum. Mahkum zehirli yüreğime
başıbozuk düşlerim.
Sevdanda kurşun delikleri
gecede gündüz
gündüzde gece...
Hangi sese tatlandı dudakların, hangi öpüşe?
Islanır tenimde yüzünün görüntüsü.
Ağlarda yangın
balık etleri
yakamoz...
Denize bıraktığım güvertede seni bekleyen şiir:
G Ö Z L E R İ M.
Hiç unutmadım nazar boncuğu takılı aşkları. Kırık
bir diş var çeyiz sandığımda sadece. Ağladığım
sokak: Güz sağAN NEMli mendil.
Bittiğim yerde kayboldum
geçmişim geleceğim
bedenimle...
Ölüm çoğaltan yalnızlığının buğusu aynada siliyor
seni, ağladın/yaşlandın; sürgülenmiş, ömrünün sevgi
salgılayan darmadağınık kubbeleri; birsin, yaşanmamış
aşklar sıralamasında.
Kentin ayakizleri akşamda
batan güneş kırk yıl
öncede gizli...
Ellerim hiç uçmamış uçurtma gökte çakırkeyif;
olabilsem bir başıma zaman çömezine aşk peşrevi,
bilmem hangi gecesinde ilkyazın. Şimdi cennette
gerçek, o cin, o melek. Perde... Rüzgarda, sularda:
M E D - C E Z İ R.
Kuşlar artık uçamayacak içimde. Sırtımda ateş yarası.
Deniz içiyorum umut suskunluğunda. Sakalım acıya
uzadı, ölüme. Boş veriyorum semaveri kar yıldızına.
Unut adımı. Git ve kendine es. Bana mirasın:!!!
S. O. S.