Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 22-03-2011
AKLIN VE VİCDANIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Yaşam. Doğum ile başlayıp ölüm ile biten garip bir süreç. Garip, çünkü bilinmezliklerle dolu. Ne için doğduğunu, bunu isteyip istemediğini bile bilmeyen insanoğlu ölüm ve sonrası hakkında da yalnız inançlara sahiptir. İnanç sistemleri bilinmezliğin verdiği korkuyu yok edip başka korkular yaratırlar. Yeni doğan birisinin ailesinin inanç sistemini benimsemekten başka bir şansı yoktur. Kabullenme ileri yıllarda doğal olarak takip edecektir.

İnançlı kişiler için çıkarlarına ters düşen kurallarla karşılaşıldığında izlenilecek yollar vardır. Kesinlikle uyulması gereken, anlaşılır bir kaç kural vardır. Bunların dışındaki herşey yorumlara açıktır. İstenilen şey ne kadar insanlık dışı olursa olsun bir veya birkaç* kural yorumlanır, becerilemezse büyüklere danışılır ve istenilen şey sisteme uygun bir şekilde yani ölüm sonrası rahatlık garantisini bozmadan ve hiçbir şeye ters düşmeden  yapılır.

Büyüklerin yorumlan en doğru olanıdır. Kendi yorumu ne olursa olsun inanan onlarmkine uymak zorundadır. Çok isterse kendi istediği gibi bir büyük bulur ve istediğini gene yapar. Büyükler bunun bilincindedir ve etkin biçimde konumlarını kullanarak çıkarlarını korurlar. Kendilerini dinleyen insanları robot gibi kullanırlar. Bu sayede insandan başka hiç bir canlının beceremediği vahşetler yaşanır.

Bir inanç sisteminin boyunduruğu  altına girmek tıpkı vatandaşlık seçiminiz gibidir. Nerede doğduysanız oranın vatandaşı olursunuz ve ailenizin inanç sistemine dahil olursunuz. Kendi sisteminiz dışındaki sistemler ve akim yolu hakkında doğru bilgiler edinebilmeniz ailenizin geliri, çevrenizdeki insanlar, eğitiminiz, mutlu olup olmadığınız, yaşadığınız ülke, aşklarınız gibi yüzlerce değişkene bağlıdır. Şanslıysanız, belki de şanssız demek daha doğrudur, kim olduğunuz, niye yaşadığınız, hayatın ne olduğu, ölünce ne olacağınız ve benzeri konularda kendinize sorular sorarsınız. Bu sorulara yanıt arama süreci yaşam ilkelerinizi belirleyen bir dönüm noktasıdır. Sonunda kendi sisteminizin en iyisi olduğuna karar verip kurallarına uyar ve huzur içinde yaşarsınız veya yatay transfer ile başka bir sisteme geçersiniz. Yeni sistemi öğrenmek, kendinizi kabul ettirmek ve ihanet ettiğiniz eski yandaşlarınızla uğraşmak zorunda kalsanız da huzura ermeniz pek uzun sürmez.

Eğer yanıt arama süreci sonunda kendi akıl ve vicdanızm en doğruyu söylediğine, hiç bir sisteme gerek duymadığınıza karar verirseniz en acılı, çelişkili, zor yolu seçmiş olursunuz çünkü bu yolda yalnız yürümek zorunda kalırsınız. Başkalarının söyledikleri size ya saçma ya da anlaşılmaz gelir.

Bu yolda gerçekleri birer birer bulursunuz. Her buluşunuz hem acı hem sevinç verir. Acı verir çünkü eski doğrularınız artık yanlıştır, sizin gibi olmayan insanlar gitgide uzaklaşır. Sevinç verir çünkü çok az sayıda da olsa sizin gibilerin varlığını farkeder ve aynı doğrulara eriştiğinizi farkedersiniz. Bu yoldan çıkmak isterseniz çıkış kapılarını kullanabilirsiniz. Tekrar bu yolda yürümeye karar verirseniz baştan başlamak zorunda kalırsınız.

Bu yolda aklınızla birlikte vicdanınızı da geliştirirsiniz çünkü sürekli onları kullanırsınız. İnanç sistemleri ve benzeri sistemlerdeki çift standartları yaşayarak mutlu olamazsınız. Verdiğiniz her karar aklınızın, vicdanızın "bir ürünüdür. Çıkarlarınıza ters düşse, size çok büyük kayıplar verse, sevdiklerinizden ayrı kalmanıza bile neden olsa doğru bildiğinizi yapmak zorunda kalırsınız. Yaptığınız hatalar size büyük acılar yaşatabilir. En büyük acı kaynağı, gerçek mutluluğu yakalamanızın herkesin sizin gibi olması ile gerçekleşebileceğini farketmenizle başlar. Yıkımın, vahşetin, yalanın, sömürünün ve benzeri şeylerin yaşanmadığı bir dünyaya ulaşmanın başka yolu yoktur.

Başkalarını sizin de yürüdüğünüz yola çekmekten başka bir çareniz yoktur. Yapmazsanız vicdanınız sizi rahat bırakmaz. Bu yolda liderler, ulular, büyükler, dinler ve rejimlerin önemi yoktur. Akıl ve vicdanını doğru kullanabilme yolunda ilerleyen herkes eşittir.

Bu yolda hiçbir korkuya yer yoktur. Korku, akıl ve vicdanınıza sınırlar getirir, sizi kıskıvrak yakalar. Doğrulan bulmanızı engeller ve sizi köle yapar. Bilinmezlik eğer onu anlamaya çalışıyorsanız korku değil güç verir.

Düşünebildiğiniz, ulaşabildiğiniz heryerde yaşama hakkınız ve sorumluluk payınız vardır. Bu en doğal hakkınızdır ama bugüne kadar yapılanlar gibi vahşet, yokedicilik, bencillik ile değil bütünleşerek, doğrulan birlikte arayarak.

Doğruyu, iyiyi aramaları gereken bilim adamı, sanatçı, düşünürlerin ne yazık ki birçoğu karanlık içinde yaşamakta. Para, ün uğruna çalışılarak, bir yaşam biçimi olması gereken meslekler basit birer iş haline getirilmiş. Bu insanlar aldıkları eğitim ve yaratıcılıklarının etkisi ile ait olmaları gereken inanç sistemini kuşkuyla sorgulamışlar ve doğruyu görmüşler ama gerek çıkarları gerek korkuları yüzünden sistemleri içinde kalmış ya da yatay transfer ile ideolojik sistemlere geçmiştir. Çifte standartlık, korkular ve çıkarcılığı yaşam ilkesi haline getirmiş kimselerin ürettikleri şeylerin dünya için nasıl bir son hazırladığım öngörmek pek zor olmasa gerek.

Bilim adamları, mühendisler ülkelerinin adına inanılmaz yetenekler gösteren silahlar üretirler. Çevre mühendisleri, bilimcileri halkı saçma sapan şekillerde rahatlatarak ekmeklerini yedikleri canavarlarla işbirliği içinde çalışırlar. Kanser ve AiDS'e çare bulmak için ve enerji için yapılan çalışmalarda itici güç sonuçta kazanılacak olan paradır. Herkes te bunu bilir ve ne yazık ki doğal olarak karşılar.

Piyasa ekonomisi şartlarında sanatçılar tarafından üretilmiş kalitesiz ürünler teknoloji sayesinde heryeri sarar. Tiyatrolar, filmler, kitaplar, müzik ve diğer ürünlerin çoğu ilkelliği, vahşeti sergiler ve yozluk katalizörü olarak çalışır.

Düşünürler görüşlerini allayıp pullayarak köşe yazıları, kitaplar, konferanslar şeklinde satarlar.

İnsanlar kendi ırklarının, dinlerinin, ülkelerinin en üstün olduğuna inanıyorlar ve bunların uğrunda herşeylerini feda edebiliyorlar. Bu eğilim dünya barışını olanaksız kılıyor. Savaşlar, ekonomik oyunlar sonunda dünya üzerinde tek ülke, ırk yada din kalsa bile kısa bir süre içinde savaşların yine başlayacağı kesin. İnsanların burunlarının, pipilerinin boylarına, popolarının genişliklerine göre gruplara ayrılıp savaşmaları bile olası.

Teknoloji ve bilimin katkılarıyla insanlara yeni kahramanlar, efsaneler, peygamberler sunularak karanlık geleceğin temelleri atılıyor. İnsanlar çaresizlikleri ya da zavallılıkları yüzünden kullanılıyorlar.

Hangi inanç sistemine dahil olursanız olun. Gerçekleri araştırın. Mitlerin, dinlerin, felsefelerin özde akıl ve vicdan yolunun bir ürünü olduğunu ve yanlış, amaçlı yorumlarla vahşete yol açan, insanlığın gelişimini durduran bir şekle dönüştüğünü göreceksiniz.

Hep en iyisi olmak, en fazlasını elde etmek, ünlü olmak için çalışmak. Başkalarının yaşamlarını, sevgilerini gözlemek. Sunulan kahramanları, mitleri kabullenerek yaşamak. Bütün bunlar mutluluğunuzu istediklerinizin elde ettiklerinize bölümü gibi basit bir denkleme indirger.

Aklınız ve vicdanınızı özgürce kullanmayı öğrenmeniz evrensel doğrulara erişmeniz için tek yoldur. İçinizdeki sese kulak verin. Beyninizde şimşekler çaktıran, kalbinizi sızlatan, midenizi buran, sizi ağlatan, güldüren sese. Gerçek bilim, sanat ile sınırlarınızı zorlayın. Bulgularınızı aklınıza rehber edin ve gerçeği bulma yolunda korkusuzca ilerleyin. Vicdanın rehberliğinde olmayan akıl deli, başkalarının rehberliğindeki akıl ise köledir.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairNEJAT AKSOY
gonder 3324 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker