Daha çok yazar olarak tanınan, fakat aynı zamanda değerli bir tarihçi ve besteci olan Ahmet Rasim, yaşamının son senelerinde geçim sıkıntısına düşmüş. 1927’de, belki yardım eden olur da bir ekmek kapısı bulurum diye Ankara’ya gitmiş. Atatürk’ün yakınında bulunan bir tanıdığı da Ahmet Rasim’in bu durumunu biliyormuş. Bir akşam Atatürk’ün sofrasında bu konu açılmış. Atatürk, Türk kültürüne uzun yıllar hizmet etmiş bir yazarın geçim sıkıntısına düşmesinin çok acı olduğunu söylemiş. Adamlar gönderip Ahmet Rasim’i kaldığı otelden aldırıp köşke getirtmiş. Masada kendi yanına oturtturup iltifatta bulunmuş. Sonra:
— Acaba boş bulunan İstanbul milletvekilliğini kabul buyurur musunuz, diye milletvekilliği önermiş.
Ahmet Rasim çok duygulanmış. Kalkıp Atatürk’ün elini öpmüş ve saygılı bir eda ile şu zarif espriyi yapmış:
— Şimdi anladım ki ekmek gerçekten aslanın ağzındaymış.