 Üye Girişi
 Ara - Bul
|
  
|
|
Fıkralar |
|
|
     |
16-01-2006 |
| AT'IN ÖLÜMÜ ARPADAN, BİZİM ÖLÜM DE KEBAPTAN OLSUN... |
|
|
Eskilerin tanıdığı meşhur pastacı, şişman Ahmet Manav usta, kilo atmak için çare arayıp durduğu bit gün, doktor'a gitmişti. Doktor: «Usta, sen sureti kaiyetle tatlıyı keseceksin. Ekmek yok, hamur işlerine asla itibar etmiyeceksin! Etin yağsızını yiyecek, bol sebze, bol meyve yiyecek bir de bol bol yürüyeceksin!» demiş. Usta bunları sık sık işitiyor ama, yüz küsur kiloluk usta hergün pastanın böreğin içinde. Her yaptığının tadına baksa zaten kâfi geliyor. Sabah namazından sonra dükkâna gelen Manav Usta, işçiler işe gelene kadar zaten beş altı tepsi baklavayı hazır eder, fırına verirmiş. Yine böyle doktorun kesin ihtarlarını alan usta doktorun muayenehanesinden aşağıya inmiş, aksi gibi doktorlar da hep kebapçılar içine yakın yerlerde oturuyorlar. Bakmış Şükrü Usta'nın önünden geçerken Mustafa Gülnaz, fırının ağzını açmış, ilk kebap leğenini önüne çekmiş, kebap ayırıyor. Usta'nın bu suskun halini görünce dayanamayıp seslenmiş: - Hayrola Ahmet Ağabey, canın bir şeye mi sıkkın?. - Sorma be Mustafa, demiş usta.. - Doktordan geliyorum, O'nu yeme, Bu'nu yeme o yasak, bu yasak deyip durdu. Sen de şimdi mis gibi kebap leğenini çekersin, can dayanır mı buna. Yap şuradan ustana da birbuçuk kilo kebap. At'tın ölümü arpadan, usta'nın ölümü de kebaptan olsun breee.. demiş, merdivenlerden yukarı tırmanmış, sıcağı sıcağına ilk leğen Konya kebabından, doyuncayadek yemiş.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|