Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
55555 08-04-2005
AVUÇLARIMDA TEHLİKE, PARMAKLARIMDA KAN...

Bilemedim önce, sonra anladım... bir korku gibi, bir ürküntü gibiydi... sessizdi. Ne olduğu belli olmayan bir başlangıcın, nereye gideceği hiç bilinmeyen bir düşün kapısı aralandı zihnimde -ve yazık ki yüreğimde! Yürek hançerleyen ve ağıtlar getiren geceleri, uykuvereni kaçıran o gerçeği gördüm kapının eşiğinde. Tükenmiş bir benliğin iziydim ben, kapıyı kapatamadım... Nice günler sonra, aylar sonra, belki de yıllar sonra, belki de ömür sonra karşıma geçip de sinsice gülümseyecek o gerçek şimdi giriyordu odama. Uykuveren onu görünce telaşla kaçtı... bir ben kaldım, bir de karabasan olacak, geceleri ağıtlandıracak sen. Kapıyı açtın ve girdin...

Sabaha uzanan geceyle birlikte gün doğuyordu ve ben senin sesini işitiyordum. Zihnimin tüm boşlukları, sesinin ayrıntılarıyla meşgul oluyordu. Söylediklerinin bir tek kelimesine anlamıyordum, anlamak da istemiyordum. Sorular soruyordum sana, ne olduğu belli olmayan, kendime bile anlatamadığım. Yanıtlar veriyordun uğultu halinde, beliren şekil senin kim olduğunu gösteriyordu bana. Tanımıyordum... Ben bakıyordum... sen anlatıyordun... ben konuşmaya çalışıyordum... sen anlatıyordun... ben seni anlamıyordum... sen anlatıyordun... ben sadece seni hissediyordum... sen anlatıyordun...

Sustuk sonra... sahne değişti, ya perde kapandı... ya açıldı. Ölü bir bedenden arta kalan ve sahiplenilmeyi bekleyen organlar gibi savrulmuştum oraya buraya.

ve gözlerimde târifi mümkün bir sen ağrısı!..
yüreğimde târifi mümkün olmayan bir aşk sancısı!

Toparladım parçalarımı, bedenime yerleştirdim bir bir. Ölmenin tam zamanıydı belki, her şeyi öylece bırakıp gitmenin tam zamanı. Ağıtlar yankılanacaktı, çok yoktu ki... birkaç gece, birkaç sabah. Konuşsam ağlayacaktım, sussam ağlayacaktım o andan sonra. Ya şimdi bırakıp gitmeliydi her şeyi ya da ağlayışları göze almalıydı insan. Düşüncelerim çoğaldı, düşlerimle birlikte -ve yazık ki hepsi yüreğimde! Sonu olmadığını bildiğim yolların, sonuna ulaşma çabasındaydı hislerim. Yaşamaya mecbur muydum? Yüreğime söz geçiremediğim bir başlangıçta, ayrılmaya mecbur muydum? Sancılanacağım, korkacağım, düşüncelerde boğulacağım, düşlerimden silemeyeceğim bir başlangıçta yola devam etmeye niyetlenmek bir yürek aptallığıydı! Hep aynı sonla biten masallar,

sonsuza dek ayrıldılar...
ve biri, diğerini hiç hatırlamadı.

İhtimal ki yaşam! Umutlar karamsarlıkların yalanlanmaya çalıştığı yerdeydi ve tüm karamsarlıkla umutların altında ezilmeye mahkumdu. Değişmeyen yasalardan birini yerinden oynatmaya çalışıyordum. Gitmeliydim, bu odadan çıkıp gitmeli ya da o kapıyı bir daha açılmayacak şekilde kapatmalıydım. Huzurun anahtarı değil miydi tüm yalnızlıklar... ve tüm yalnızlıklar ki karamsarlıkların aynası?

Çelişkilerle büyüttüğüm bebek sancılı bir doğumun arifesindeydi... ve bir baygınlık halinden sonra anladım. Ufaklık ellerime doğmuştu. Hissediyordum... artık karamsarlık gitmişti, ilk umutlu merhaba’dan sonra gelen tüm kötülükleri uzaklaştırmıştım kendimden, yeniden karşıma çıkacaklarını bile bile. Tenine dokunurken ufaklığın, sözcükleri döküverdim yere:

“Büyüyeceksin ve daha çok ağlatacaksın beni... şimdi ağlattığından daha çok, seni içimde hissettiğim o ilk geceden daha çok. Daha çok anlamsızlığa düşüreceksin beni, sadece düşüreceksin beni, beni daha çok götüreceksin yalnızlığıma... Daha çok ayrılıklar çektireceksin bana, daha çok korkutacaksın... daha çok nefret edeceksin belki, daha çok gideceksin... daha çok yıpratacaksın... seni istediğimden daha çok zarar vereceksin bana. Ağıtlarımı pişmanlık dolu yapacaksın... daha çok düşündüreceksin beni... daha çok düşlere vereceksin... daha çok satacaksın şeytana... daha çok saldıracaksın... daha çok ezeceksin... daha çok... Kim kimin avuçlarının arasında, hangimiz yönetiyoruz bu oyunu daha çok, anlayacaksın çok geçmeden. Ama tüm bunları bilsem de, önce daha çok büyüyeceksin benimle ve yine tüm bunları bilsem de en çok şimdi seviyorum seni. Belki daha çok seveceğim, ağlayacağım, hissedeceğim, düşüp de sarılacağım sana, korkup da geleceğim sana, nefretini göre göre susacağım içimde, yıprandığımı bile bile sormayacağım nedenini...”

biliyorum, daha çok ağlayacağım, bu sadece başlangıç.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairALPER İLHAN
gonder 223 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker