Bayram bize hiç uğramadı bu sefer. Gecen seferki gibi. Sabah erken kalkmak içimden gelmedi yine, hem ne için? Babam namazdan gelmeyecek ki karşılamak için ayakta olayım, ya da yeni kazağımı giyip süsleneyim. Dün gece aradığımda bayram bize daha gelmedi demiştim onlara, saat farkından İzmir’de bayram sabahı olduğunda bizde henüz arife akşamı."Bize daha gelmedi", gelmeyecek zaten diyememiştim. Kime daha zor bilmiyorum, bayramı hiç görmeyen bizlere mi, yoksa bizsiz bayramı yaşamaya çalışan geride kalanlara mı?
Dünün aynısı olan bir gün var önümde, kalk, okula git, derslere gir, öğrencilerin kaprisleriyle uğraş, laboratuara dön, akşam olana dek çalış, akşam yemeğine eve gel, fırtınadan korunmak için daha da bir sıkı giyinip tekrar laboratuara dön, gece yarısından sonra eve gelip kendini yatağa at.
Defalarca bayramı yaşamaya çalıştım burada. Arifeden tatlılar yaptım kendi kendime, misafirliğe gider gibi bölümdeki arkadaşlara götürdüm, bizim bayramımız bugün diye anlatmaya çalıştım, tatlının çok "tatlı" olduğu, yiyemedikleri dışında pek bir yanıt alamadım. Bana göre tadı az bile olmuştu oysa. Türklerin bayramlaşmalarına da gittim çoğu zaman, üniversitelerin sınıflarının birinde, sıraların üzerine poğaça ve şekerpare dizilen bayramlaşmalara. Uzun suredir görmediğiniz insanlarla karsılaşmanıza yarayan ama pek de bayram tadı vermeyen toplantılara.
Gerçek bayrama en yakın olduğum zaman herhalde Türk okulunda öğretmenlik yaparken okuldaki kutlamalardı. Onlar da, okul sadece belli zamanlarda toplandığı için bayramdan bir iki hafta sonra yapıldığından bayram gününün burukluğuna pek de yardımcı olmayan kutlamalar. Zaten ev ev dolaşıp en sonunda mideni bozamıyorsan bayramın pek de bayramlığı
kalmıyor herhalde. Velhasıl ben ne kadar uğraştıysam da bayram buraya kadar hiç gelemedi. Neyse ramazan yaza doğru ilerliyor, belki tatile gelir de bayramın geldiği yerlerde olabilirim ben de...