Islak ve yaşlanmış yüzünü sürükleyerek ilerliyor günler Sırtında masmavi maziden bohçalar Anılar tel tel beyazlamış yarı titrek başında Küf kokuyor elleri Zaman zaman yaslansa da dar ağacına Bir bağ bozumu gibi dökülüyor gözleri.
Bebeler doğuyor Büyüyen bebeler Gelin alıp yaşlı bir nine yapan bebeler Bir salkımlık canları kaplıyor ortalığı Acizliğini donanmış güçlü bebeler Fırat gibi uzuyor kolları Ormanlardan daha gür saçları Bir alev bir güneş bir kasırga bakışları Kanatlarını kırıyor ne kadar kuş varsa gökyüzünde Ne kadar yıldız Keskin ve sivri bir çuvaldız ellerinde Sokuyor bağrına bağrına dünyanın Sünger gibi çekiyor tüm kuyulardan suları Nehirleri Denizleri ve su adına yaşayan tüm birlikteliği Kurutuyor ve kaynatıyor Güneşten daha kor gözleri Acizliğini donanmış bebek Hiç durmadan büyüyen bebek..
Islak ve yaşlanmış yüzünü gererek irkiliyor günler Sıkıyor avuçlarını Tanrı adına alınan bir buyrukla Parmak aralarından sızıyor dünya ve dünya adına ne varsa Acılı gözyaşları gibi akıyor Dertlenen hatıralar Suları çekilen kuyular Pörsümüş sünger gibi ufalanıyor/ sessiz ve garip / Günlerin müstehzi gülüşleri altında..