Kırkışlalı Kara Mıstık çift sürmeğe gider. Öküzleri koşar, tarlada epeyce çalışır, yorulur, uykuya dalar. Büvelekler öküzleri sarar. Öküzler ürker, pulluğu da beraber sürüyerek gözden kaybolurlar. Mıstık uyanır bakar, öküzler meydanda yok. Sanki yer yarılmış da içine girmişler. Bu defa kendi kendine bir şüpheye düşer: - Yahu ben öküzlerle çift sürüyorum. Öküzler yok olmuş. Yoksa ben Mustafa değilim de düş mü kuruyorum, der... Elini kolunu cimcikler. Şüphesi artar.. En iyisi varıp köye gideyim. Evin önünden geçeyim. Karım, «Mıstık» diye bana seslenirse, Mustafa olduğumu anlarım, der, köye varır, evin önünde karısı yapma yapmakta, Mıstık karısının önünden geçer, gider. Karısı kocasının evin önünden geçtiğini görünce:- Hey Mıstık nere gidersin öyle? der. Eve gelsene!.- Mustafa halâ şaşkın. Karısına seslenir:- Ben Mustafa mıyım?- Elbette Mustafasın..- Eğer ben Mustafaysam, yuh olsun bana!. O halde öküzler essahtan kayboldu gitti, der..