Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 29-10-2006
BENİM BİR ADIM VAR

                                                   Duygu Asenanın anısına

Kilidin sesiyle aralanıyor gözleri. Ahırın açılan kapısından süzülen gün ışığı ayaklarının dibine kadar sokuluyor. Ama çok sürmüyor bu, iki kara gölge kapatıyor ışığı. Gölgelere bakmıyor bile. Gölgelerin babasıyla kardeşi olduğunu biliyor. Usulca kıpırdanıyor sadece. Kıpırdanınca canı yanıyor. Dün gece babasıyla, kardeşinin vurduğu yerler...

"Baba bak, bak" diyen kardeşi bozuyor odanın sessizliğini, "Bak kıpırdanıyor, Hatun uyanmış."

"Hatun deme şuna," diyor babası, "Hatun ninenin adı. Bu kahpe layık olamadı o mübarek kadının adına."

"Olamadı," diye yineliyor kardeşi. "Bu bozuk çıktı."

"Yeter artık, hadi bitirelim şu işi.

Hiç korkutmuyor bu sözler onu. Başına gelecekleri biliyor. Kıpırdamadan öylece bekliyor. Kardeşinin toprak zeminde kararsızca sürtünen ayaklarının sesini duyuyor. Bir anı düşüyor aklına. Süslü, tahta bir beşik. Beşikte sarı saçlı bir oğlan; kardeşi henüz üç aylık. Cılız, hep hasta, hep ağlayan bir çocuk. Kendisi beşiği sallıyor bebek uyusun diye.

"Ver bıçağı bitirelim şu işi," diyen kardeşinin sözleri dağıtıyor anıyı. Kurban bayramlarında kullandıkları bıçak geliyor gözlerinin önüne; enli ve keskin. Bayramdan bir gün önce bileyletirdi babası. Dün gece de bileylediler mi ki? Bileyledilerse, anası ne demiştir ki? Hep telaşlanırdı anası bayram önceleri. Şimdi bayram öncesi mi ki?

"Bıçağın sapını sağlam tut," diye uyarıyor babası kardeşini, "yoksa kendini kesersin."

Küçük bir kuzu beliriyor gözlerinin önünde. Kar gibi ak bir yün yumağı; sadece alnında bir siyahlık var, bir de arka ayağında. Kuzunun adı Muslu. Artık sarı saçlı kardeşi büyümüş, Hatun şimdi Muslu'ya büyütüyor. Ta ki bir kurban bayramı kardeşiyle babası onu kesene kadar. O kurban sabahı babasının, Muslu'yu tutan kardeşine söyledikleri yankılanıyor kulaklarında:

"Kuzunun başını iyi tut, yoksa kendini kesersin."

Muslu'yu hatırlayınca genzi yanıyor. Bir kızıllık anımsıyor toprak bahçenin ortasında göllenmiş.

Muslu'nun kara gözleri donmuş, ak tüylerinde kan izleri. Gözyaşları sessizce süzülüyor yanağından. "Muslu" diye sesleniyor içinden. Ses bütün bedeninde, bütün hücrelerinde yankılanıyor.

"Niye durdun?" diyor babası kardeşine. "Korktun mu yoksa?"

Gözlerini aralayıp kardeşinin çelimsiz gövdesine bakıyor; elindeki bıçak ona ait olmayan bir organ gibi. Babası bir adım geride.

"Ailemizin namusunu kurtaracaksın," diye cesaretlendiriyor kardeşini, "indir bıçağı. Alnımızdaki kara lekeyi temizle."

"Temizleyeceğim," diyor kardeşi. Birkaç adım daha yaklaşıyor. Ama bıçak yerine bir tekme indiriyor Hatun'un sırtına. "Dön kız..." diyor. "Sana diyorum Hatun, dön..."

"Hatun deme şuna," diye bağırıyor babası. "Onun adı kahpe..."

Kardeşinin tekmesinden daha fazla canını acıtıyor babasının kahpe lafı.

"Kahpe..." diye yineliyor kardeşi de. "Kız kahpe, sana diyorum, dön..."

Birden dönüyor Hatun, silkinip dikiliyor kardeşinin karşısına. Artık ne acı, ne korku...

"Benim adım Hatun," diyor, "benim adım kahpe değil."

Kardeşi bir adım geriliyor ama kararsız bir sesle söylenmeyi sürdürüyor.

"Sen kahpesin... Kahpesin işte..."

Sesi giderek daha güçsüz çıkıyor. Kardeşi, küçülüyor, un ufak oluyor. Babası küçülen kardeşini büyütmeye çalışıyor.

"İndir şu bıçağı, konuşturma şu kahpeyi."

"Bana kahpe demeyin," diye bağrıyor Hatun. Bunu yaptığına kendi de şaşarak, aniden kardeşinin elindeki bıçağı çekip alıyor.

"Bana kahpe demeyin."

"Kahpe..." diye söylenmeye çalışıyor kardeşi. "Kah..."

Sözcük boğazında kalıyor. Hatun bıçağı kardeşinin gırtlağına indiriyor. Kardeşi sendeliyor ama Hatun durmuyor, bir kez daha bir kez daha saplıyor. Kardeşi düşerken babası kapıya geriliyor. Ama bırakmıyor, Hatun öfkeyle atlıyor babasının üstüne. İlk darbe adamın yüzünü parçalıyor.

"Ah!" diye bağırıyor adam. "Dur yapma!"

"Bana kahpe deme!" diye bağrıyor. "Benim adım Hatun."

Babasının cansız bedeninin üzerinden kalktığında büyük bir rahatlama hissediyor, büyük bir özgürlük. Derinden bir iç geçirip ahırın kapısından süzülen ışığa yürüyor.

Ahırın kapısından çıkınca sabah rüzgârı karşılıyor onu. Rüzgâr şefkatle dokunuyor yüzüne, saçlarını sevgiyle okşuyor. Hoşuna gidiyor Hatun'un. Yaralı dudaklarıyla rüzgâra gülümsüyor.

Dışayda köy yeni yeni uyanıyor. Uyanan evlerin arasından yürüyor Hatun yanında rüzgâr, elinde bıçak. Köy meydanına gelince acıyla, öfkeyle, isyanla bağrıyor. "Benim adım kahpe değil, benim adım Hatun." Birkaç evin penceresi açılıyor. Uyku sersemi insanlar şaşkınlıkla ona bakıyorlar. Aldırmıyor Hatun, yoluna devam ediyor; sabah rüzgârının kaynağına yürüyor. Köyün bitip uçurumun başladığı kayalıklara. Kayalıkların orada iyice çoğalıyor rüzgâr. Yeryüzünün tekmil esintileri toplanıp sarıyorlar Hatun'un etrafını. Hatun elindeki bıçağı bırakıp rüzgârı içine çekiyor. Rüzgâr durur mu? O da Hatun'u içine çekiyor. Öyle bir an geliyor ki insanlığından kurtulmak istiyor Hatun. Sadece rüzgâr olmak istiyor. Ve bu istek dayanılmaz bir hal alınca, kendini tümüyle bırakıyor rüzgârın kollarına. Rüzgâr sımsıkı sarılıyor Hatun'un incecik bedenine, sımsıkı sarılıp, onu rüzgârların dünyasına sürüklüyor.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairAHMET ÜMİT
gonder 1626 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker