1 nisan
ben insanda alışkanlık yaparım, tütün gibi, beni ceplerine almadan ve yürürken dudaklarına yerleştirmeden ve zehrinden soluyup ciğerlerini kirletmeden sokağa çıkmaz insanlar,bu yüzden kendimi insanlığın baş düşmanı ilan ediyorum, doğrusunu sen söyledin berfin ve anladım ki, benim varacağım yer senin başladığın noktadır.
3 nisan
odamdayım berfin. ancak bir masa ve kanepeyi sığdırabildiğim, masayı kullanmak için sandalyeyi de karşısına indirdiğimde odanın diğer yarısına ancak ya kanepenin üzerinden ya da sandalyenin üstünden atlayarak ulaşabildiğim, metrekaresini bir türlü hesaplayamadığım, dört duvar arasına sıkıştırılmış ve gecenin bu saatinde daha da daralan, kişisel tarihimi köşedeki örümcek ağlarında işlediğim, uyuyamadığım, herşeyi yıktığım ve her şeyi yeniden inşa ettiğim, bana kendimi sevdiren ve kendimden nefret ettiren, parçalandığım ve bütünlendiğim; yargıladığım ve yargılandığım, hürrüyetime ve cesaretime dair yazılar yazdığım...
odamdayım.
"yoku"m.
.......
şimdi o karşımda oturuyor berfin. ayaklarından saç tellerine kadar ağır bir mağlubiyetin ezikliği içerisinde damla damla eriyor. yenildi ya da yenilmek üzere. bir hamlen daha onu mat eder. hamleni yap berfin. yap ki "vezir"in ve "kale"nin hucumunda "şah"ın bir "piyon"la savunulamayacağını anlasın. galibiyetin "yenilgi yenilgi büyüyen" bir zafer olduğunu fark etsin. en büyük kazancımızın aslında yenilmek olduğunu bilsin.
4 nisan
her şeyin boşlukta olduğu bir uçurumda mekan yoktur berfin. mekan boşluktur. anlıyor musun? boşluk. "boşluk" kelimesini zihninde binlerce defa tekrarla berfin. hissedeceksin ki “o” harfi bulunduğu mevkiden gözlerine inecek ve sadece gözlerini değil, bedenini, ruhunu da içine alacak, mekanlaşacak, yerden gökyüzüne doğru genişleyerek yükselecek ve her şey, her şey dilimize ait özelliklerden olan türkçe bir kelimenin sadce ilk hecesinde bulun(a)bilen iki ünlüden kalın olanı olacak.
........
biz kendi dünyamızın insanıyız berfin. anlamak ama anlaşılmamak adlı bir gezegenin yerçekimsiz mekanında yaşıyoruz. (mu) ?
on sekiz yaşında modernist bir genç kız yanında yürüdüğü a-modernist aneysinin çarşafına bastı. aneysi düştü.
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
seyrettiği çizgi filmden sonra yemek kaşığını himen’in kılıcı yapan çocuk kahraman oldu.kahraman öldü.
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
yağmur yağdı. çamur oldu. güneş doğdu. çamur kurudu. kış gitti. yaz geldi. adam hep aynı kaldırımda gitti. geldi. kaldırım bitti.
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
mecnun leyla’ya aşık olmadı. leyla da mecnun’a. mecnun "mevla" demedi.
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
yılan geldi arkadaşımı soktu. yılan bin yaşadı.
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
arabasına bindi. yola çıktı. kırmızı ışıkta durdu. yeşilde geçti. plaja indi. mayosunu giydi. denize girdi. kadın soyundu.
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
sabah oldu. uyandı. tuvalete gitti. kahvaltı etti. gazete okudu. dışarı çıktı. gezditozdueğlendi. öğle oldu. eve geldi. yemek yedi. çay içti. dışarı çıktı. gezditozdueğlendi. akşam oldu. eve geldi. yemek yedi. çay içti. dışarı çıktı. gezditozdueğlendi. gece oldu. eve geldi. uyudu. sabah oldu. uyandı...
"yıkılıyor her şey yıkılıyor."
masasında kendisiyle boğuşan muharrir yenilgiyi hazmedemedi. sigara yaktı, içti. sigara yaktı, içti.sigara yaktı, içti. sigara bitti.
"YIKILIYOR HER ŞEY YIKILIYOR"
-bir günün sonuna düşülmüş dipnot-
hangi denizde tutuldun bu kum fırtınasına
üzerine çölü örten bu el, hangi el
ve çölünde üzerine akan bu sel
hangi bulutun kusmuğudur.
Altını imzalıyorum ölümümün
Ne bir intihar
Ne de ölüm bu
Yaşamak gibi yaşamak.