I
bir dal kırıldı bugün köyün koca çınarından
tohumlar saçıldı, uçuştu bir yerlere serserice
dala nasıl eğileceğini neden öğretmediler ki?
II
bir fırtına koptu aşağı kor yamaçlardan köpüren
deniz güne öfkeli tokat savururken, kayısı çatlar
neden uslu bir çocuk gibi büyütmezler ki sevgiyi?
III
yağcı bedir yaylasında yer, gök yeşile boyanmışken
kurt kuş kardeş her bahar yeniden doğarken unutulur
çetin geçen gecelerde toprakla karın bitmez kavgası
IV
değişim ona göre göçmen kuşların değişmez yazgısı
nasıl da bulur bir kırlangıç sapanın yok ettiği yuvayı
hüzün çöker yüreğine her bahar gelmeseler der durur
V
suskundu çoktandır kalbi ah, kanat çırpmıyor ki neden?
kanatsız bir melek değil miydi o, yıldızlarla evlenen?
yorgun gözleri mi ödedi bedeli kırık mavi kanatların?
VI
bırakıp gitti yine ılık rüzgârlar bilinmez hangi iklimlere
ne güzel oynaşırlardı sabahlara dek sırt sırta gezerken
bir film şeridi miydi silik hayali köy meydanından geçen?
VII
ilk kitabı tutan elleri titrerken, kapak resmi kırılmamış mıydı?
ilk kahkaha atışında gelen imam efendinin tokadı değil miydi?
hüznün somurtkan kokusu, teninden süzülüşü, bir yazgı mıydı?
VIII
yırttı alnında biriken onca öfke izini hint filmlerinde gördüğü
aşmaya yemin etti her dem yüreğini saran sis dağların doruğu
çelik çomak oynayan çocuklarla yağlı çamur aramaya koyuldu
IX
masal anlatırken büyük ninesi kaf dağını aşıp anka sarayına uçan
ulu kuş olurdu minnacık yüreği aniden, gözleri yanan bir dönence
anka mutlulukla uçarken, neden derdi, neden mutlu olur ki insan?
X
her güzel şey gibi biter, gün gelir çekilir, hayal sahnesinde perdeler
akşamın alaca güzelliği vurur masum günahkâr evlerin duvarlarına
ilk seansa yer ayırtmayı unutmayın sevenler, aşk maviyle gelecek!