Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 22-01-2005
BİR GECE BİR CEYLAN İNDİ DAĞDAN

İllegalitenin legal olduğu kapitalist bir ülkenin marjinal insanlarının arasında, feodal bir beylik olan küçük bir "city"de büyüdük ve serpildik biz. Ve ağabeylerimizden öğrendik meşe ağacından beyzbol sopası yapmayı, elektrik ve telefon direklerine inat uçurtma uçurmayı...

Güneşe sıfır manzaralı tarla turistik tesislerinde mayo ve güneş gözlüklerimizle, ellerimizde teknoloji harikası postmodern kazma ve küreklerle dans ettik, hem de Ricky Martin’in "aley aley" ini sony marka dijital Wolkmenlerden dinleyerek. Acıktığımız zaman yiyecek bir şey bulamayıp -tembel tembel durmaktansa- birbirimizi yedik, üzerine de kapitalizmin kutsal suyu "Generestion Next" pepsilerimizi yudumladık. Ve biz bunu hep yaptık.

Sonra 60'lı ve 70'li yılların göç kervanına katılarak "big city"e 60 model, dört tekerden çekişli, "abs" frenli, otomatik vitesli, saman ve otla çalışan beygirlerimizle, lahmacun parası kazanmaya gittik. Hemencecik alışamadık şehre ve onun getirdiği yeniliklere. Özellikle de "karbüratör" üne pislik kaçmış hayvanların homurtularına ve kornalarına. Bir gün mektup gönderdim, hayatım değişti ( e-mail www.abi.com tr.).

Sevgili my ağa,

99’un kışıydı, sertti, soğuktu ve biz üşüyorduk. Yalan yok polisler de üşüyordu. Ama onlar, görevlerini yaptılar ve seni "illegal meditasyon"dan dolayı içeri aldılar. İşte o günden beri sen içerdesin, bense dışarda...N’oldu biliyon mu my ağa ?Sen içerdeyken ben bir fabrikada amele olarak işe girdim, boş zamanlarımda "golf" ve "bowling" oynadım. Sen içerdeyken yeni aldığım derin doruncunun kapağını "adam gibi"elimle açtım.

Ayrıca gömleğimin düşen düğmesini diktim. Kanadı kırılıp yolda kalmış göçmen kargalara, pardon leyleklere okuma-yazmayı öğrettim. Sen içerdeyken sakal traşı bile oldum. Anlayacağın my ağa, sen içerdeyken dışarda olduğun zaman yapamadığım her şeyi yaptım.(Nokta)

İşte my ağa, bu mektubu yazmıştım sana; ama ulaştıramadım. Dedim ya, bir mektup yazdım, hayatım değişti. Cebimde mektup postaneye giderken arkamda iç gıcıklayıcı bir ses duydum. Duyduğum sesin bir "mercedes"in frene basınca tekerleklerinin asfaltta sürtünerek çıkardığı ses olduğunu anladığımda yerde yüzükoyun yatıyordum. Uyandığımda kendimi "televole"de değil ama, "Universital Hospital"da buldum.

Gözlerimi açtığımda karşımda duran peri kızı bana çarpan "mercedes"in şoför kabinindeki kişiymiş. Olaylar eldiven söküğü gibi birdenbire teşekkül etti. Birkaç dakika sonra kendimi ingilizce serenat yapıyor buldum. "I love you. Do you love me too..." O, ismimi sorduğunda ben çoktan doğacak çocuklarımızın geleceğini düşünüyordum. Heyecandan olsa gerek "benim adım kara " dedim. İlk tanışmamış böyle oldu. Denize düşmüş bir "roza" (gül) gibi düşmüştüm ateşe. Artık beni kimse söndüremezdi.

Ben onun bir gün çocuklarımın anası olacağı günün gelişini beklemeyi sevmeyi sevdim. Ve o dünyalar güzeli "peri kızı", hayatımda spesifik bir ayrıcalık kazandı. Onu hiçbir "transandantal meditasyon"umdan atamıyordum. Ütopyalarımda hep "Katerina"m olarak görüyordum onu.

Sonunda olan oldu. Ben koca oldum, amele olarak işe girdiğim fabrikanın sahibinin kızı karım, geri kalanlar da nikah şahidi...

           İşte my ağa! Sen içerdeyken ben baba oldum.

               ..................... THE END ......................

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairSEMİH CAN TOPSAKAL
gonder 175 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker