Köşesinde ayrılırken hüzne kaba gurur Kötü ruhun ayak sesleri duyulur kurak çayırda Sonsuza yaklaşamıyorsun bile -Laf attığın güzel gözlü filozof Eteğinden gözükmese bacağı Utanmayıp anlatacaktı Çarpıştıkça kısalan hayatları Bu göz Şu ışık O öz Biz köz Günahlarından özgür kılındı ayna Maestro kötülük yağdıranın izleri var hala Bakışlar düşlere uyuyordu
Kalbine en ağır darbeyi vurdu Matmazel Adilerin labirentinde ev sahibi diğerleri Surat eden rüzgar Alev saçan yıldızlar Feleğin çemberinden atlamış fatalist bir aslan -Bir gün bile mesleğime ihanet etmedim Gök gözlü göz kuzgunlara Kırılıp yansıyarak düşmek Ebem kuşağıyla yağmak istiyorum Gölgeyle aramızda gönül bağı varken Gölgelik bulamadan insancılık oynuyorum -Bugün bir melek jokerle yakalandı Yarın bir joker kağıdımızdan eksilirmiş Jüpon giyinmiş penguen tekme atar artık Kabak birine patlamadan kabaremize acele dayı Sevilmeye değer bir meleği baştan çıkarmamış
Doğa Ana Tanrısal elleriyle cenneti ovuyordu İşlenen cürümler ürpertiyor yaşamın sıcaklığını Dolgun yanaklı şükran günlerinde Hindi’nin kime dua edeceği Derisinden idam edilenlerin Kutsal bayramlarda Azrail’in elini öptüğü Dedi koydu -Şakanın altında güzelleşen utançın gelişi Kaba etini sıktığın hayat hastalıklı bir ceset Ellerde neşter Ölüm uykusunun sessizliği Gündüzleri çıplak gezenler güneşi ararken Saklanmak isteyenler ak babalara dilenirler