Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 16-01-2005
CUMA MEKTUPLARI -1-

Cuma Mektupları    -1-

                                                Sevgili anneciğim,

Bugün yine cuma. Yaklaşık bir aydır elim her cuma sabahı  telefona gidiyor. Mutat olduğu üzere cuma sabahları seninle konuşmak için. Artık sabahları erken kalkıyorum. Erken kalkıyor ve seni özlüyorum. Sabah erken saatlerde seninle beraberken şiirden, edebiyattan, sanattan,  yaptığımız sohbetleri özlüyorum. Gözlerimi ana şefkatinde ısınmış, sevgiyle demlenmiş çayın harika kokusuna ve buğusuna açtığım sabahları özlüyorum.

Sonra cuma sabahları telefon konuşmaları var ya o telefon konuşmaları asla diğer sabahların yerini alamadı. Ama şimdi onu da özlüyorum. Elim telefona gidiyor. Sanki numaranı çevirsem sesini duyacakmışım gibime geliyor.

Bundan önce de sana “anneciğim seni çok özledim” demişimdir muhakkak. Ama o “özlemek” ile bu “özlemek” arasında bu kadar büyük fark olduğunu bilmiyordum. Seni şimdi gerçekten kelimenin tam mânâsıyla özlüyorum. Herkeste olması gereken bir anne sevgisi ve sevgili anneyi görmek arzusuna benzemiyor. Özlüyorum ama  bu özlemde “göreceğim geldi” manası yok.

“Bayrama gelmeyecek misin yavrum” diye sorduğun zamanlar vardı ya işte o zamanlar bu geçim sıkıntısına, parasızlığa, başkalarına bağımlı yaşamaya öylesine bir tepki büyürdü ki içimde bayram öncelerinde yine aynı soruyu soracaksın diye korkardım. Bayramlarda bile sana gelememek kendime olan güvensizliğimi artırırdı. Mutsuz olurdum.

Şimdi daha uzun süreli bir ayrılığın, sebepleri üzerinde düşünüp de o sebeplere öfke duymanın mümkün olmadığı bir ayrılığın  özlemi  bu. Ümitsiz ve çaresiz bir bekleyişin özlemi. Aramıza giren sebeplere bağlı olmaksızın seni görme imkânımın kalmayışı.

Belki de bundan dolayı telefona bile ihtiyaç duymaktayım. Her cuma sabahı elim telefona gidiyor. Her sabah erkenden uyandığımda  sesini duymak bile bana yetecek gibi geliyor.

Üç gün nefesini dinledim senin. İnan ki onu bile özlüyorum. 

- “Anne şu kuşlarla uğraşma” dediğimde

- “Yalnızlık nedir bilmiyorsunuz oğlum , bir nefes  işte” demiştin.

Nefes bir nefes işte.  Bir nefes işte. Bir nefes.

Nefes almak hayatta olmanın işareti. Sonuna kadar yaşama ümidi taşımanın gerekçesi. Doktorlar ne derse desin. Nefes varsa hayat devam ediyor demektir. Hayat devam ediyorsa sana “seni göreceğim geldi” diyebilirim.

Ama şimdi “özledim” diyebiliyorum.

Birbirimize kavuşacağımız o büyük güne kadar asla seni göremeyeceğimin şuuru içinde özledim. Sohbet etmek değil, şiirden konuşmak ve beraber ağlamak değil, görmek değil, sesini duymak değil nefesini bile hissedemeyeceğim artık.

Hani şair “sen öldün öyleyse ölüm güzeldir” demiş ya buna katılmak mümkün mü bilmiyorum. Ama “sen öldün seni gerçekten özlüyorum artık”

Şu divanda oturmuştun, şu pencereden dışarı bakmıştın, şu kitaba dokunmuştun, şu kuşa yem vermiş suyunu değiştirmiştin, şu saksılarda ki toprağı sen doldurmuş şu çiçekleri sen dikmiştin.

İnsan hayatının haysiyeti bunlar kadar dayanıklı değil. Bunlar yine var ama sen yoksun.

Bunlara baktıkça seni daha çok özlüyorum.

Ve sen yokken bunların olması neye yarar ne anlamı var diyorum. Şu penceredeki manzarayı da görmeyebilirim. Şu çiçeklerde kurusun artık. Muhabbet kuşunun adını Yadigâr koyduk Anne. Bir nefes işte , bir nefes.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairCOŞKUN YÜKSEL
gonder 114 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker