kaç taş yığınına defnettim sevinçlerimi
yıllar hep bir viraneye çıkardı bir çiçeğin açım kaderini
tecellisini sildi yazılmış yazgılarımın yarınlar
bir sokakta gizledim
tozlu bir sokakta utançlarımı
bir çocuğun acemi ve acelece koşuşturmasıydı aşkım
dönüp dönüp sevdamı içime açtım
tükendikçe içimde bir deli isyan
bir doku iflasını
bir doğu iflasına kan kardeş yaptım
insafsızdı batı
uçurdukça gönlümü daha serseri bir doğuya
yaralı bir doğuda kaldım
iki elim yırtardı yakamı
sökerdi ciğerimi her çığlığım
yankılandıkça kanlı bir kayada ağlayamazdım
yalnız dönünce sesim
binlerce öyküye ağlardım
söyle daha hangi çıldırmış yazgılı doğuya gideyim
hangi yönü nereye koyayım şaşırmışken
bir yönü alıp
hangi okyanuslarda boğulayım
bir kitap yazsın isterim içimdeki doğu yangınını
sıcak bir kitap sayfası arasında
çağlarla eskimek isterim
sararıp ulaşmak isterim binlerce yıla
bir elyazması kadar değerli olsun
ve gömülsün isterim okyanuslara
binlerce yıl önceki gibi
kalacaksa serseri bir doğu aşkı yarına
yanarken içim
çocukluğum batıyor gözlerime
incecik bir elin
bir oyuncağı yok hâlâ
gömülüyorum içime
gömülüyorum içime