yoldayım
gittikçe uzayan ray kıvrımlarında
yüklendiğim sevda gibi son istasyondayım
sıcak bir gözyaşından sonraydı dağılan mâtemim
beni ele veren, gönlümden kanatlanan kuşlar
değil miydi
kalemime üşüşen, aşk vâdisinde açan çiçeklerdi
göçümü bekleyen
sevda kokuyor yuvarlandığım divan
herkesin ayrı bir dünyâsı, ayrı bir hülyâsı
başka bir rüyâsı var
bu dünyâda herkesin kendine yeter bir derdi var
yakın ateşimi
soramadığım hesaplar içindi yıllar yılı beklediğim
bilendiğim
yaşıyorum, neden
korkuyorum, kimden
kime susuyorum ben, öyle deli / öyle divâne
gizliden gizliye göç kundaklanmadan yüreğime
yani düşmeden karanlığın diline
kim tutup ellerimden yol olur kaskatı karanlığıma
tutukluyum, tutunamıyorum hayâta berdevâm
cevabını arayan suâller kıskacında
‘kendini arayan adam’ görüntüsünde her kelime;
‘nereye gidiyorsunuz?’
bütün beklentilerin ötesindeydi cevap:
istikbâl ve istiklâl için her şey
yoldayım, yorgun yolumdaki son duraktayım
yangınlar büyürken duraklamadan
neden kalpler dünyâya açık
insandan yana takınıyor saatler
dönmek içindir hatâdan, günahtan
söz biter, naz biter, haz biter
hayal süratinde ömür biter
son pişmanlığın da faydası varmış meğer
sönmeden gözlerimin feri
başlamalı niyaza; affet Allah’ım.