Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
55555 09-04-2005
DUL

Bir an masalı;

Kadında hava Ankara'ydı. Yer soğuk, günlerden Kasım, saat;  yalan olmasın ama yirmi birinci asır mıydı neydi. Çağ yarasıydı ayrılık. Her ipucundan ayrı kan kaybediyordu minyon kadının, minyon yaraları.

Elin cebe en çok yakıştığı mekandır durak. Çünkü yalnızlık ve beklemektir üşümese de bir eli baştan çıkartan cebe karşı. Kadın durakta alabildiğine yalnız. Neredeyse yalnızlığı bile yok yanında.

Sadece durak anlıyor kadının bir şey beklemediğini. Etrafta, ömrü birkaç kilometre veya birkaç kısa metrajlı kesişme sürmüş tam ve öğrenci biletleri. Bir pasonun cüzdana yaptığı maddi yardım kadar mutlu, az önce gelen otobüsten inen çocuklar. Sarı saçlarının permalı olduğu her halinden belli bir kadının, iki kaşının arasında büyüttüğü kini bile gereksiz buluyor, kadının elindeki poşetlere yanlışlıkla çarpan adama tepkisinin. Nereden geldiği önemsenmeyen bir rüzgar uğruyor durağa. Ve devam ediyor menşeinin önemsenmeyeceği başka bir yere. Boyaları kazındığından beri daha çok üşüyor, durağın “seni seviyorum”ları.

“İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, hem kuzey, hem güney hem de unuttuğum başka bir yarım küre varsa, orada, boşanıyorum senden.”

Durakta dul bir kadın. Yani, medeni hali yalnızlık.

Ağzında halen nikah şekerlerinden artan tat. Halen kızıllığı yanaklarında gerdek gecesinin. Ölmek için doğuyor aslında herkes. Ölüme atılan ilk adımdır aslında göbek bağımsızlığı. Ve nikah cüzdanına atılan ilk imza aslında, boşanma dilekçesine damlayan bir musluğun arızalı cıvatasıdır.

Kadın eskimiş bir tarihin küfleri arasında. Zihnindeki naftalinden rahatsız, unutmaya çalışıyor. Az ötede tökezleniyor iki sevgilinin bakışları, yanlış anlaşıldığı iddia edilen bir söze takılıp. Durak, üstüne çeki düzen veriyor, rüzgar etek boylarını elle tutulmaya muhtaç hale getirdiğinde.

Boşandıktan sonra tanıştığı adam. Yenen ilk akşam yemeği, alınan verilen ilk gül. Bünyesinde seni seviyorum barındıran ilk mesaj, ilk masaj kısık sesle, dans ederken kulağa ve tüm işitme sistemine yapılan. Ve ilk yere düşen kopça, şifoniyerin üstüne aceleyle sökülen küpeler. En hoyrat mevsimdir susuzluk.

“Ben seni yanlış tanımışım. Veya dur öyle değil. Ben kendimi yanlış tanıttığımdan kendime, seni bana göre biri sanmışım.”

Ayrılık: Ancak böyle elektroliz edilir ilikler, insanın kemiklerinde.

Kadın sıradan bir yerinde durağın. Hiçbir yere bakmadan açık gözleri. Neyi duyduğunu söyleyen beynini Duymayacak kadar sağır ve ağır kütlesi kendi hacmine. Bir tek tüyünü belki bin fil, ancak taşır. Oradan oraya koşuşturan. çocuklar, sarı yapraklarını kaybettiği için yarı çıplak çınar, üstüne bir sürü “seni”  karalanmış duvar, insanlar, sokaklar, rüzgar. Durak ve kadın. Neredeyse on kez değişti ahalisi etrafının. Binilecek olan sadece bir otobüs. Ne bileti, ne de yaşlı veya harp malulüne ve verilecek bir yeri var.

Otobüs ve tek bir durak, sonrası olmayacak.

Kadın...

Kadın herhangi bir hüzünkeş, hava Ankara, günlerden Kasım, yer soğuk ve rüzgar. Saat yirmi birinci asrın alelade bir yanı. Her şey keşmekeş.

Her yanı göz yarası,söz sanığı. Maktul yalanlarına eldiven takmış. Ve her arandığında:

“Aradığınız kişi şu an başka bir cinayetten aranıyor.”

Ama;
her sevişme sonrası,
bir iklim başka bir mevsimden,
hep,
yağmura hamile kalıyor.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairAYDIN YAYA
gonder 212 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker