Hani sevdadan nasip aldığımız günlerdi ya dostum.
Bizi bir tek onlar dinler anlardı ya dostum.
Hani bir tek şahidimiz onlardı, ya dostum.
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Bir yüzünü maviye buladım gözlerin diye.
El sürdüğün pervaza dokundum ellerin diye.
Her gün aynı sorulur mu ,neden niçin niye
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Hani sırtını yasladığın geyikli bir halı vardı.
Hani rahmetli babam bir çerçeveden bakardı.
Bu duvarlar kireç değil ,sevda kokardı.
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Hiçbir boya kapatmadı duvardaki seni.
En son lila dedim ,o da dinlemedi beni.
Baktım yüreğini gördüm,baktım gözlerini
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Cevap veremedim ,hep sustum ,hep sustum.
Yusuf’un atıldığı kör kuyu gibiler dostum.
Haydi bir yudum su vermeyecek misin ?
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Kum değil, demir değil ,yaşanmışlar saklı.
Bir sana bir de duvarlara yordum bu aklı.
Soran mı acaba,yoksa cevapsız kalan mı haklı .
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Nasip verdim gökkuşağında yedi renkten yana,
Sevdam yüzümün akıydı,niyetim aktan yana.
Dostum, memleketin bu kadar uzak mı bana.
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin ?
Dostum,adını kazıdığım duvarlar canımı yakıyor.
Duvarlar sevda, duvarlar dostum kokuyor.
Dostum ömür çok kısa,ömür su gibi akıyor.
Duvarlar seni soruyor,gelmeyecek misin?