Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 01-02-2005
ECE AYHAN'A MEKTUP

Yıl bindokuzyüzseksendokuz, seni tanıdım. Hayatın içinde, koşanlar arasında duran, olmuş ta olmuşlar arasına kendini konduramamış birinin; köşeli hayatlarına köşeli yerleşimler yakıştıranların, balkan dilini ana dili belleyenlerin evinde, ithal möble arasında dil bilmez, mor içinde mavinin duruşu gibi bir duruştan ayaklanıp gelen tonetin.

Hüseyin’in, hamlığa dönemeyeceğini bilerek, hamlar içinde çürümeyi severek, hep kıyımızda duran dilsiz kedinin, teğet geçen referansına, yüzsüzce el koyarak, seni tanıdım.

"İnsan toprağın bir ürünü, hayvan gibi, su gibi gezer dolaşır, kök salmaz, özünü özgür sanır. Kendini tanrı sayması bundandır. Tarih çizecek aklı olup ta, toprağını değiştirmesi gerekince ağaç olacağı tutar. Söz konusu mülk olunca hayvan kabuğuna tutunur. Ola ki hayvan, av alanından kovduğu türdeşinin ayak izini silmez, kokusunu yok etmez, doğanın harcına bırakır. İnsan, sahiplenemiyorsa yıkar.Yıkıcılığı bundandır. "

Hüseyin sevgisini dağıtırken nesneleştirir, seçtiklerine her biri ruhunu taşıyan bu nesnelerle kendini sızdırırdı. Bir emaneti yerine ulaştırma iyi niyetiyle alıp, o sarsıcı emanetten ayrılamayınca hiçbir zaman pişmanlık duymadan mülk edinişimle, biriktirdiklerim üstüne seninkileri de ekleyerek, binamı inşaya başladım.

Taşlarının dili başkaydı, bu dili bilmiyordum. Bunun yeni bir dil olduğunu, belki saklı suda yüzmenin güzelliğinin, belki inatçı taş ustalarının darbelerinden sakınma isteğinin, belki olan dilin imkansızlığının bir sonucu olduğunu bilmiyordum.

"İnsan iyiyi kötüden ayırt  edebilir; ihtiyacına, çıkarına, keyfine göre. Doğruyu yanlıştan ayırt edebilir; bilgisine göre. Bilgi bazen gizlidir. Genetik kodlarına ata mirası da olabilir, sosyal maskeleri altında ezilmiş te. İnsan kendini en olmaz yerde tanrı sayar da söz konusu bilgi olunca çoğun, başka tanrılar arar-anlamadığının adını koymak için- Saklıdaki bilgisine sezgi demesi bundandır. "

Beni kendi doğruma götüren bir haftalık kedi sesi, bilmediğim bu dilin aslında tam da anadilim olduğunu söylüyordu. Yanılmadım. Seninle kan bağımız vardı.

"İnsanın ille de kuşandığı bir aidiyeti vardır. Türüne, türünün türevlerine, türevlerinin aidiyetlerine. Toprağını bilmek ister,bilip sahiplenmek. Olabildiğince dal budak salar, biraz da kök, ama en fazla saksı toprağına. Özüne yabancılığı bundandır. "

Aynı rahimde döllenmemiştik, aynı sudan içmemiştik. Acılarımız başka, aşklarımız başkaydı. Ama bendin. Kim olduğunu bilmiyordum, merak ta etmedim. Zaten dilini bunca örten biri, kendini serer miydi? Serermiş, hem de yürekle. Bu biliye ulaşmam için uzun yollar gerekti. Çoğu bilen seni, görmezden geliyor, yok sayıyordu. Bense seni tanıdıkça hiç şaşırmadığımı gördüm. Yakınlarda birileri, kendi doğruları arasında sana değen doğrular bulup seni sahiplendiler. Kabul ettiğin tek çiçek onlardandı.

Bunu anlayabilmem için, bir başka doğrumu, varlığı kedi tüyü, evinden işine hayatını sevdiği hayvanlara adayıp, durumunda şirinlik bulanların bulaşmasına örselenmiş hayvan bakışıyla kapanan hukukçuyu hatırlamam gerekti. Yok sayanlar da artık silkeleyip dökmek istiyorlar. Ağır bir yük müydün onlar için?

"İnsan ortalama hayatını sürdürebilme güvenliği adına  put-değerler yaratır. Bu değerlerin tutsağı olmak bazen onu rahatsız etse de, sınırlarını korumak için yeni tutsaklıklar yaratmaktan alıkoyamaz. Putlarını kırabileceğine inandığı her şeyi yok edebilir. Cüreti bundandır."

Sen kimdin? Neyi anlatıyordun? Oldun, ölmeye yaklaştın. Direndiğin hiçbir şey sana elbisesini giydirerek soytarılık ettiremedi. Şimdi, tam da   yoluna dizilmesi gerekenler  taş olup  kafana düşüyorlar. Onları tanımıyorum. Suskunluğun, ölümünü bilen yaşlı kedi ağırlığı.

"İnsan, hem hep, hem hiçtir. Doğasında yalnızlık taşır. Duygu,birlikte olmanın zoruyla biçtiği, eski kabuk kumaşındandır. Tarihini yaşarken, aslını yaşadığını bilmek istemez, gövdesini kendi sanır. Korkaklığından, gücü tanır. Avını bile ehlileştirerek, öldürüp, çürütüp, kokuyla, tatla, tanıyamayacağı hale getirdikten sonra yiyebilir. Ehlileştiremiyorsa, zayıf zamanını bekler. Sabırsızlığı bundandır."

Yıl ikibin.
Doğrusun, varsın.
Kökünü sürükleyen dallı budaklılar yaşlı çınarı sevmiyorlar.
Acziyle alay ediyorlar.

"İnsan, ne birlikte varolduğunu bilir, ne birlikte yok olacağını. Özü, evrenin özüdür. İnsan ayırıp kendini öz’den, uçmak ister. Uçamaz. Özüne düşman olur, kendine düşman olur. Densizliği bundandır."

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairRUKİYE SAYAR
gonder 167 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker