Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 13-04-2006
ESKİMEYEN AŞK

Amaçsız bir şekilde geçmekte olan yazın sonları yaklaşmış, Ağustos ayının ortalarına gelinmişti. O gün Irge'nin doğum günüydü ve Akgün’le olan ilk buluşmalarını kendine bir doğum günü armağanı olarak nitelendirmişti. Boğazın en uç noktasındaki yemekleri,  ansızın oluşan bir dalganın onları sırılsıklam ıslatmasıyla son bulmuştu; o an bilemezlerdi ki birbirlerine sırılsıklam aşık olacaklarını.

 

Gün geçtikte buluşmaları sıklaşmış, birlikte geçirdikleri her andan keyif duyar, her ayrılık vaktinde buruklaşır olmuşlardı. Çok geçmeden ilk kez gerçek anlamda dokundular birbirlerine. Bu dokunuş o ana kadar varlığından bile bihaber oldukları bir hissi uyandırdı. Dokunuşlarının tutku ile bir ilgisi yoktu. Birbirlerine kenetlendiler ve o an öpüşen yürekleri, dudaklarını bu amaçla kullandı. "Bir yüreğin sesi ancak ruhun gizli sularında sessizce, derinlerde uyurken öpülürse duyulabilir". Oysaki sahibini bulan kalbin sesiyle tüm cihan inledi. Uzun ve derin öpüşmeler arasında, bir çöl susuzluğu ile içtikleri bedenleri değil, birbirlerini tanıma ihtiyacıydı. Konuşmaya susamış, birbirlerini tanıyabilmek için çılgınca sözsel bir sevişmenin içinde yuvarlanır olmuşlardı. Bu da bir sevişmedir, sözcüklerin dudaklardan akışının müziği ile yakalanan cinsellik. Bunun tadı, bunun kokusu başkadır.

 

Bir saat ritmiyle birbirlerinin evinde son bulan gecelerden birinde Akgün’ün aklı allak bulak oldu, hala eski sevgilisi Mehtap'la zihinsel olarak birlikte olduğunun sokunu yaşadı. Bir yer vardı boynunda, ne zaman ordan öpse gözlerinin rengi değişir, göz bebekleri büyür, titreyen dudakları, terleyen avucu, kendinden gecen iniltileri ile kalbinin ritmi artardı. Birlikteliklerinde, gözlerini kapamasıyla onun hayalini yaşadığını; şehvetli dokunuşlar ve ateşli öpüşmelerin ardında bu hayalin yattığını kavradı. Ansızın bütün sesler kesildi, bir baş dönmesi ile dünyası karardı. Hep onunla gittikleri yerlere gitmiş, Irge'yi onun gibi giyinir, onun gibi davranır hale getirmişti. Bilinçaltındaki bu gücün kurbanı olarak artık bir kabusun içindeydi. Oysaki Mehtap ne ilk, ne son, ne de Irge'den önceki aşkıydı, hortlayan bir hayalet gibi bilinçaltını kontrol etmesinin nedeni Akgün’ün zihnini kurcalıyor, onu deli ediyordu. Ne günah işlemişti ki Tanrı ona bu cezayı vermiş; sevdiği, sevildiğine ihanet etmesine neden olmuştu. İhanet önce zihinde gerçekleşir, bunu Akgün’de biliyordu. Ona gönlünü veren sevgilisini bedenen olmasa da aldatmış olmanın suçluluğu altında eziliyor; artik kendisini, gözünde ilahlaştırdığı biricik sevgilisine layık görmüyordu.

 

Çok geçmeden Irge'de Akgün’deki durgunluğun farkına vardı. İkisininde içi içini yiyor ama bir turlu eski günlerine dönemiyorlardı. Irge, Akgün’ü açılması ve sorununu dile getirmesi için çok zorladı ama nafile. Akgün, Irge'yi üzmemek için elinden geleni yapıyor, her gün Tanrı’ya dua ederek ne olursa olsun Irge'nin üzülmemesini diliyordu. Akgün, Irge ile bir gün evlenip çocukları olsa da bu sırrını sonsuza kadar saklamaya kararlıydı.

 

Geçmiş, bugün ve gelecek; yarını olmayan tüm zamanları birlikte yasamaya, zamanı durdurarak aşklarını olumsuz kılmaya and içmişken; Akgün, içindeki suçluluk duygusuyla her gecen gün eriyor, aşkları soluyordu. Izdırap ve kederin başlangıcıydı ilişkilerinin son bulduğu an.

 

Gözünü kırpmadan canini uğrunda feda edebileceği, taparcasına sevdiği Irge'den ayrılışı, Akgün’ün aşkını yıllanmış bir şarap gibi geliştiriyor her anini onun hayaliyle geçiriyordu. Ondan kalan ufacık bir ani, derin düşüncelere kapılıp zamanda yolculuk yapmasına, kendini eski güzel günlere doğru bir serüvenin içinde bulmasına yetiyordu. Yaşadıkları o güzel günleri yeniden tadabilmek, saatlere dur diyerek zamanı dondurabilmek için neler vermezdi. Artik esen rüzgâr onun kokusunu getiriyor, çalılar kendi aralarında Akgün’ün sırrını fısıldaşıyor, sahile vuran dalgaların hışırtısı Irge'nin kahkahalarına karışıyordu. Yaşadığı her an, bulunduğu her ortamda Irge'yi hatırlatacak bir şeyler buluyor "eskimeyen aşk”ın hüzün ve mutluluğunu birlikte yaşıyordu. Irge'yi yitirmiş olmanın hüznü, artik ondan başkasını sevemeyecek olmanın mutluluğuna karışıyordu.

 

Akgün, sonunda Irge'den ayrılmasına neden olan ihanetin sırrını çözdü. Bazen biten bir ilişkinin ardından unutulmamayı diler eski sevgililer. Bunun için kimi zaman son bir darbe indirmeyi, kimi zamansa unutulmaz güzellikte bir anin planlarını yaparlar. Yakin bir arkadaşıyla aldatma, güzel bir aksam yemeğinin ardından vahşice seks bu amaçla başvurulan yöntemlerdendir. Mehtap, Akgün’ün zaafını keşfederek unutulmamayı başarmış, öldüğüne inandırarak bir kaç gün için yılbaşı akşamı ortadan kaybolmuştu. Mutlu bir yılbaşı geçirmeyi umarken, yeni yıl hediyesi bile verilemeden, bilinen bütün hastanelerin acil servis ve morglarında aranılan bir sevgilinin günün birinde bilinçaltında hortlayacağını, Mehtap çok iyi tahmin etmişti.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairALPER TAN
gonder 266 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker