Ünlü divan sairi Nâbî (1642–1712) aslen Urfalıdır. İstanbul’da tahsil terbiye görüp iyi bir sair olduğunu duyurmasından sonra, Urfa’dan bir tanıdığı İstanbul’a kendisini ziyarete gelmiş. Urfalı bu vatandaş, Nâbî’nin saraya gidip geldiğini, padişahın dostluğunu kazandığını görünce kendisini de bir defa saraya götürmesini, padişahı göstermesini istemiş Nâbî, hemşerisini, söz ve davranışlarına dikkat etmesi, kendisini mahcup etmemesi konusunda uyararak götürmeyi kabul etmiş. Saraya gidip huzura alındıklarında, padişah, Nâbî ile birlikte misafirine de itibar göstermiş. Bu arada kendilerine lokum ikram ettirmiş. Nâbî’nin hemşehrisi lokumu alıp cebine koymuş. Ayrılırken de, lokum bulaşığı elleriyle padişahın elini tutup öpmüş. Nâbî, hemşehrisinin tutumundan son derece mahcup olmuş. Bu olay üzerine su beyti söylemiş:
“Nâbî’yi Nâbî yapan hüsn-i nazar,
Urfa’nın köylüsünde nezaket ne gezer!”