Seni bir kaderin ortasında gördüm
Hayatında eskittiğin bu kaçıncı sonbahar
Gençliği çalınmış kadınım ana
Yüreğinde dokunurken hasret kumaşı
Her sabah böyle ağlama rüzgâr önünde
Aşkın acının ve yalnızlığın desenine
Şimdi beni ve sesimi ekle
Bismillah ve şanlı bir sabaha selâm
İşte menekşeler kır çiçekleri
Dağlardan gelen bahar ve çoban kavalları
Soyunuyor siyah duvağından sabah
Yeniden yazılırken bu kadim destan
Aşk beyaz bir kuştur gökyüzünde
Aydınlıktan besteler sunan
Büyümüşüm bak resmim öyle gösteriyor
Kimsesiz kuşlardan sorma artık beni
Hicranla akan suların derin denizinde
Vuslat türküsü söyler martılar ve balıklar
Rüyalarımı haczeden geceleri geç
Sesini sesime ekle ve haykır karanlığa
Şimdi tutuklu ellerimde hayınlık rüzgârı
Artık ağlama dört mevsim işte bahar
İçimde serin rüzgarların sesi
Bak çiçeği solmamış gönlümdeki sevdanın
Sabahın alnında o beyaz kuşlar
Yüreğim kavi ayağımın altında toprak
Şimdi sevincin kapılarını aç
Yüreğinde tomurcuk sevdalarla
Evinin içine çocuklar dolacak
Endişeni rüzgâra at istersen çağlayan sulara
Eserimin altında imzam
İnanç aşk sabır ve umut
Şehide doymayan toprak bizden yana
Bir muştudur sözüm geceden artıp gündüze
kalan
Yağmur gibi inen toprağa
Güle yağmura ve bahara selâm
İlk haberi teleksler değil
Kuşlar ulaştıracak geleceğe
Elleri uyuşmuş aydınlığın artıyor kan basıncı
Kelepçeler üzgün ve mahcup bir ara
Gün doğdu dağların arkasından
Sabahtır inan bana
Erisin artık yüreğinin karı
Çocuklarını uyandır
Önlerinde
Yeni bir tarihin sayfaları