Bazen yüreğin derinliklerine inmeye çalışır ya insan. Suskunluğun ipine tutunur. Bilinmeyene doğru başlar gizemli bir yolculuk. Yanınızda ne bir matara, ne de bir yağdanlık. Çeker kendine o eşsiz karanlık!
Ben ne arıyorum burada? Kim sürükledi beni? Hani korkma diyenler, neredeler? Hangi durağında ineceğim bu kuyunun? Yılgınlık, yalnızlık, ayrılıklar durağı mı? Ey ben KİM? Yak ışığı artık! Korkuyorum kendimden…
Kaygılarım vardı her kopan takvim sayfalarından, çınar yapraklarına dokunmaktan… Neden sen de şu kayıp gidenler kervanına katıldın… Hani nerede sarvan? Heybenin hangi gözünde götürüyorsun anılarımı? Geri ver bana hayatın anlamını. Yeniden yazmak isterken yanımda olmasını isterdim.
Neden şarkılar hüzün yağar? Bulutlar neden hüzün taşır? Bulutsuz bir sabahla uyanırsak, gider misin ey gülgece?
Hece hece içtiğim duru sular karlı tepelerinden akan yüreğinden değil miydi? Neden susuyor baykuşlar? Avınız işte burada, sunuyor kanlı gömleğini…
Ben, yalnızca seni seven o gülün delisiyim ah bir bilsen!!!!