Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 16-10-2011
GÜLÜN ROMANI

Çiçekler dünya bahçesinde binlerce yıldır çok yolculuk ettiler. Japonya bu alanda en büyük rolü oynadı. Süs bitkilerinin çoğu kültüre alındı, Çin'den gelen pek çok bitki iyileştirildi. Örneğin şakayık, mahonya, "yel değirmeni" palmiyesi... Hatta anavatanı Güney Avrupa olan kasımpatılar bile, Çin'de yüzyıllar boyunca sebze olarak yetiştirilmişti. Daha sonraları Çinliler ve Japonlar çok çeşitli süs kasımpatısı elde ettiler. Hatta 16 taç yapraklı kasımpatı Japon imparatorluk ailesinin sembolü bile oldu.

Japon bahçelerinde 1681'de 150 çeşit açalya yetiştirilmiş. Daha güzel çiçekler elde etmeye çalışan Japonlar, ayva, şeftali, kiraz ağaçlarını 1000 yıldır süs bitkisi olarak yetiştirmişler. 10 metrelik olağanüstü kiraz ağaçları "Japonyanın Ruhu"nu simgelemiş.

Japon kökenli, rosa rugosa denilen bir çeşit gül ağacı var. Japonya'dan yola çıkarak Atlantik kıyılarını fethetmiş olan dayanıklı bir yabani gül ağacı bu. İskoç gülü denilen eski bir yabangülünün yerini almış. Modern güllerin üretiminde de rugosa kullanılıyor.

BİR DEMET YABANGÜLÜ

Gül, dünya sahnesine kırk milyon yıl önce çıkmış. Batı Avrupa'nın yabani gülü rosa canina olarak anılıyor. Ama rosa gallica diye anılanı Kafkaslar ve İran yöresinde yetiştirilmiş, Mezopotamya'ya da ekilmiş. Rosa phoenica, yani Fenike gülü de Yakındoğu kökenli. Ağır misk kokulu Rosa moschatanın anavatanı da Kuzey Afrika. En eski gül tasvirine, Girit'te Knossos Sarayı'ndaki 3900 yıllık duvar resminde rastlanır. Pek çok resimde ölüler gülden taçlarla gösterilmiş. Mısır mumyalarının yanında da kurutulmuş güllere rastlanıyor.  Manastırlarda yetiştirilen kutsal "Aziz Jean gülleri", ünlü Şam gülünün (Türkiye'de Isparta gülü, ya da misk gülü, pembe yağ gülü, sakız gülü) eski bir çeşididir. Eski üç yabangülünün melezleştirilmesinden ilk Batılı güller doğuyor. Haçlıların Şam'da bulduğu Gallica'yla misk gülü, başka çeşit bir Şam gülü veriyor: Yediveren. Yılda iki kez çiçek verdiği için abartıyla yediveren denmiş bu güle. Gallica'yla Şam yedivereni melezleştirilince de ortaçağın ünlü "eczacı gülü" doğmuş.

BAYRAMLARIN VE AŞKIN ÇİÇEĞİ

Ortaçağdan önce Romalılar, Mısır'dan gemiler dolusu kesilmiş gonca gül getirtiyor. Bir hafta dayanıklı, bayramlarda bir günlüğüne kullanılan güller. Daha sonra gül yetiştirmeyi düşünen Romalılar Napoli-Roma civarında beyaz gülü elde etmiş, gülcülüğü geliştirmişler. Önceleri yalnızca cazibe yaratmak için kullanılan gülden ilaç, kozmetik, gülyağı elde etmek için de yararlanılıp mutfakta bile kullanılmış. Ama Hristiyan-lık ortaya çıkınca gül, şeytana özgü bir çiçek olarak kabul edilince Ortaçağ başında golcülükte bir gerileme yaşanıyor. Daha sonra kilise çiçeğe sahip çıkmaya, gülün anlamını saptırmaya çalışmış. IV. yüzyılda Meryem kültü başlamasıyla gül de ansızın saflığın simgesi haline gelerek Bakire Meryem'e bağlanıyor. Çiçek, artık manastırlarda bile yetiştirilecektir.

Doğu'da yeni güllerin keşfedilmesine neden olan Haçlı Seferleri ve değişen toplumdur. Saraylıların arasında aşkların filizlenmesiyle gül efsane aşkların simgesi haline gelmiştir. Pro-vins gülü Akdeniz ticaretiyle önemli bir konuma kavuşur. Fransız Galyalı gül İngiltere'ye taşınınca eski Doğu gülleriyle birlikte yeni türler yaygınlaşır.

Zamanla Batı'daki güllerle Çin gülleri arasında pek çok melezleme yapıldı. Tropikal güllerle Batılı güller birleşince soğuk havalara da dayanıklı ve çiçeği eksik olmayan güller üretildi. Bir de 'kokusuz' anlamına gelen rosa foetida, yani iran gülü yöresinde ünlüdür.

KISKANÇLIK DİKENLERİ

Süs güllerine yönelik hayranlık Ortaçağ'da tekrar uyanıyor. Güzel çiçekler kısa sürede Bakire Meryem'den uzaklaşarak yeniden aşk, hatta erotizm simgesine dönüştü. Roman de la Rose adlı kitap bunun kanıtıdır; hatta ikinci cildini liselerde okutmazlar. Modern zamanda ise ilk büyük koleksiyonun kaynağı, Napolyon'un kıskançlığıdır. Kendisi cephedeyken başkalarıyla görüşmesin diye Josephine'i Paris dışına yerleştirir.

Çiçekleri seven Josephine parkını bir botanik bahesine dönüştürür. 1810'da Mailmaison'u terketmek zorunda kaldığında dünyanın en büyük gül koleksiyonuna sahipti. Daha sonra 200 çeşit gül içeren bu hazine kaderine terkedildi.

Çeşitli yöntemlerle aşırı karmaşık hale getir-dikse de aslında güllerin hepsi doğaldır. Çoğalmak için bizi kullanırlar, hepsi bu. Doğa durağan değildir. Çevrebilimci geçinen bazı insanlar, yeni türlerin doğaya katılmasından rahatsızlık duyuyorlar: Bunları toprağa yabancı olan, onu bozan bitkiler olarak görüyorlar. Anlamsız bu. Kötü olan, tek bir türün çeşitliliği azaltması-dır. Doğrudan orjinal, yerel ekosistemden gelen çok az bitki var bahçe ve tarlalarımızda. Zaten biliyorsunuz: İlk başta yalnızca yosunlar vardı...

Kaynak: Bitkilerin En Güzel Tarihi, İş Kültür Yay.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairEMİNE DENİZ ÖZDER
gonder 6589 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker