Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri YAZI ÖZETLERİ yeniYeni Yazı Gönderin
 Her sayfada  yazı    TümüYazılar   yazarYazarlar
40 sayfanın 1. sayfası
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
Okunmadı BEYDAĞININ ÖNÜ DE ARKASI DA MİŞMİŞİSTAN 03-06-2010

Eski coğrafyacıların Küçük Asya dedikleri Anadolu, coğrafik konumu nedeniyle birçok medeniyete sahne olmuş ve uygun ekolojisinde yüzlerce bitki türü yetiştirilmiştir. Tarihte Anadolu’ya sahip olmak için yüzlerce savaş yapılmış ve milyonlarca insan bu topraklar uğruna can vermiştir.

Doğu Anadolu Bölgesinin Fırat Havzası’nda yer alan Malatya’nın ilk bakışta diğer Anadolu şehirlerinden pek fazla bir farkı bulunmamaktadır. Ancak halkının “mişmiş” dediği kayısı ağacı, en iyi bu topraklarda yetişmekte, kurutulan meyveleri dünyanın birçok yerine ihraç edilmektedir. Malatya, sahip olduğu nefis kayısı çeşitleriyle, geçmişte kazandığı ününü bugün de devam ettirmektedir.
 
Burada yazılanlar,   Anadolu’nun uzak bir köşesinde, kendine özgü kimliği olan bir taşra şehrinin hikayesidir. Ya da biraz Mişmiş’in, biraz da Mişmişistan’ın hikayesi. 

Malatya şehrinin güneyi devamı

4 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıBAYRAM MURAT ASMA
 
Okunmadı GÜLEN BAŞKALARIDIR, AĞLAYAN BENİM 03-06-2010

(Yukarıda başlık yaptığım cümle, Stalin Devri kurbanı şair Çolpan’a aittir)

(Bu yazı, İstiklal Gazetesinin  Şubat 2007 Tarihli, 31. Sayısında basılmıştır)

1990’lı yılların başı, baskıcı Sovyet İmparatorluğu çökmüş, Türk dünyasında yüzyıllar boyu özlemi çekilen rahat bir nefes alma ortamı meydana gelmiş, Türkî Cumhuriyetler doğmuştu. Bu oluşumdan, zulmün en derinliklerinde olmalarının gereğidir ki, en çok sevinen Türk boyu Tatarlar ile Uygurlar olmuştu. Onlar bu oluşumdan istediği gibi yararlanabilmeseler de, kardeşlerinin kurtuluşunu gelecekte bir gün kendilerinin de kurtuluşu olacağını ummuşlardı. Aradan 15 yıl geçtiği şu günlerde Tatarların ve Uygurların bu umudunun gittikçe başkaları tarafından baltalanmaya başladığını, günümüzdeki gelişmelerden seyretmekteyiz. Ezelî ve ebedî düşmanımız olan Rusya ile Çin’in  yine de eskisi gibi aramıza kardeş kavgası sokup, Türkü-T devamı

5 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıİKLİL KURBAN
 
Okunmadı CAHİT SITKI'NIN ŞİİRİNE BAKIŞLAR 14-01-2010

İnsan ve hayat…Bir zaman sonra birbirini terk eden ikili. Hayatın tüm basamaklarında şairlere, yazarlara konu olan ölüm teması, sanat dünyasında en çok ele alınan konulardandır. İnsanoğlu yaşamak ister, yaşlılık kapıyı çalıncaya kadar. Her şeyin değeri azaldıkça artmakta. Hayatın anlam kazanması, bitişe doğru başlamakta. Bitmeye yüz tutan hayat ve gittikçe artan yaşama bağlılık.

Cahit Sıtkı şiirlerinde yaşayamamanın, hayatı doyasıya özümseyememenin vermiş olduğu hüzün vardır, yaşama sevincine insanları davet ederken ölümü unutmamaları şartıyla.“Cahit Sıtkı” denince akla gelen ölümdür, ölümden duyulan acının ruha yansımasıdır:

Bir köşeye mahzun çekilen için, / Yemekten içmekten kesilen için/  Sensiz uykuyu haram bilen için / Ayrılık ölümün diğer ismidir.

Kara Sevda şiirinde ayrılıkla ölümü aynı mana potasında bilen şairde ölüm teması adeta şiirin maya devamı

141 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıMEHMET ALİ ABAKAY
 
Okunmadı DİYARBEKİR’DE BİR BAYRAM SABAHI 26-11-2009

Sus dedi babaannesi
Ne çok gürültü böyle
Görenler de ne var ne oluyor sanacak
Ay susturun şunu kafam patlayacak
Sabah sabah çıldırtacaksın beni
Kalkarsam eğer / ah kalkabilsem
Bir güzel benzetirim ki seni
Sus dedi babaannesi

Gel demedi babaannesi. Gel yanıma bir tanem, ciğerimin köşesi. Ne de yakışmış sana beyaz gömlek, lacivert ceket. Belli büyük adam olacağın. Cicili elbiselerine bakın hele. Aman ne de yakışmış, ne de güzel olmuşsun. Bir de büyüyünce görün şunu. Gel yanıma yavrum daha yaklaş. Demedi babaannesi.

Daha rezilleşmiş bu bayram
Canım farkında değil misiniz
Sus hele / baban da bir zamanlar
Senin gibi hınzırdı böyle.
Neyse uslandı, büyüyüp evlendi de
Ay dünyam daha daha kararmış
Sen büyüyünceye serpilinceye
Daha kaç yıl çekeceğim varmış
Değildi baban bile
Değildi senin kadar sinirin kendisi
Para istemek de ne demek
 devamı

161 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıİHSAN IŞIK
 
Okunmadı YAĞMURLARI BİRİKTİR ANNE 11-10-2009

Ey ölüm, hep yükselen değer kalmanı isteyenlerin memleketinde “vatan, şehit, özgürlük”le süslenmiş kapanının, cazibesine kapılan gençler nasıl da tertemiz, nasıl da günahsız.

 

Sedir ağaçları, sisle kaplı dağda,  sık sık yolu devamı

175 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıGÜLSEN FEROĞLU
 
Okunmadı KADİM KENT DİYARBEKİR 11-10-2009

Bu satırları, acılar, hüzünler yüklü tarihine karşın her daim umudu, direnci diri tutan, iyimserlikler kenti Diyarbekir’den yazıyorum. Sevgili Şeyhmus ağabeyin  (Şeyhmus Diken) imlediği gibi “Sırlarını Surlarına Fısıldayan Şehir”dir Diyarbekir. Surlarındaki her bir kara granit taşında zamanın ahı, ha desen çatlayacak sınıra ermiş sabrı ve kent kıyılarında kadim zamandan beri aynı dilin ezgisini fısıldayarak akan Dicle’nin ısrarı, ovanın direnci, bakır ve krom dağlarının çetin duruşu ve sur diplerinin tenekeden barakalara yayılan yoksulluk, çıplak hakikatiyle Diyarbekir… Huyela, mağrur bir memleketin sergerde başkenti…

Kavgamın, sevdamın ve de hüznümün omuzdaşı Diyarbekir…

Mezopotamya Sosyal Formu etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Kadın ve Medya” konulu panele katılmak için, kadim kentlerle akran Diyarbekir’deyim.

İlk site devletinin boy verdiği M devamı

104 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıESRA ÇİFTÇİ
 
Okunmadı KÜLHANCILAR 11-03-2009

“Bozulduğu zaman insandan daha çok korkunç bir yaratık yoktur.”

                                                                                -Sophokles-

Şimdi size sekiz kişinin adlarını sayacağım; bakalım kaçını tanıyacaksınız; bu saydıklarımın kaçı belleğinizin kıyıcığında kalmıştır?

Sorunun yanıtını kolay verebilmeniz için ipucu olarak bu kişilerin unvanlarını da adlarıyla birlikte sunacağım:

Hava Albay Mehmet Yılmaz, Piyade Albay Selçuk Doğu, Tank Albay İ devamı

183 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıFEHMİ SALIK
 
Okunmadı AŞK YA DA O 11-03-2009

Benim gibi aşkı inkâr edebilir yok sayabilir sevebilirsin de[1]. Saçmalama hakkımızı kullanarak; aşkın "çok ulvi bir duygu" ya da "komik bir şey" olduğunu da söyleyebiliriz[2].

Ama

Benden uzak olsun sensizlik... sen ya, evet sen;

"Sonu olmayan aşkı" için "en sevenini" öldüresiye yoran, kahredercesine yalnız bırakan sen...

Sana aşk diye azap sunmayı hazırlayan biri için beni kasırgalarla tarumar eden sen, Hayatında sana en uzak, en yabancı ve en "garip" olan biri için seni "kutsayanı" gözlerinin aymazlık narında cayır cayır yakan sen...

Evet, sen okumuyorsun nasıl olsa... Seni yazdığımı bilmeyeceksin ve sana çok yakınken ne kadaaaaaaaar hasret kaldığımı sana. Belki çok yıllar sonra; torunlarından dinleyeceksin sana hasretimi yazdığımı. Ve belki de sad devamı

214 defa Okundu0 Yorum55555diğer yazılarıAHMET AY
 
Okunmadı SEN KALEM OL, BENDE KAĞIT YAZ BENİ 11-03-2009

Belki her şehirde olduğu gibi en değerli, en güzel yerler ordu evlerine, lojmanlarına, komutanlıklarına  tahsis eylendiğinden, önünden her geçişte  genç kızlara “asker biriyle evlenmeli”yi düşündüren  şehrinizde de,  yapılabilecek iki üç aktiviteden birine;  ünlü markaların  Nuxx, Zara, Aldo, …., Sephora, GAP vb. sıralandığı, koca bir mahalleyi andıran “alışveriş merkezini gezme”ye katılmak üzere ayaklanmışsınızdır.

Kaldırımda yürürken, yarısı sararmış bir yaprakla birlikte kafasına “patanak” düşüp canını yaktığından annenize onca laf, sizeyse mevsimin buğulu sonbahar olduğunu fark ettiren asfalt üzerindeki onlarca  at kestaneleridir.

Ne yani, zaman akmış, akmış, akmış da işten, kaostan, korna, insan  sesinden, hayata dair ( …. ) parantezi dolduracağınız endişelerden, birilerine kendini kabullendirmek saçmalıklarından, bir şey değilken ke devamı

206 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıGÜLSEN FEROĞLU
 
Okunmadı CEYLAN GÜLÜŞLÜ KIZA MEKTUBUMDUR -2- 11-03-2009

Umut hala kendine kefen biçmekte saçlarımda… Acıdan yeşertmeye çalıştığım tomurcuk isyan çığlıkları döküyor toprağına…

Bedava diye kurduğum hayallerin pahası biçilemiyor sıra bana gelince. Uzaklarda küçük bir ceylan doğarken penceremde kargalar ölüyor.

Korkuyorum kapıyı açmaya. Her aralayışımda zifiri siluetler doluşuyor içeri. Lanet okuyorlar ellerime. Kem gözlerini yüzümde gezdiriyorlar. Kulaklarımı tırmalıyor bağırtıları. Tamda ramak kala aydınlığa çelmesini yiyorum Dehak’ların.

Şafak söküyor ama bu kez saçlarımı. Seferini tamamlamış dönerken sevda, ölümümü besledi süslü yanlarıyla. Ayaklarım dolanıyor, sessizliğin üzerine kapaklanıyorum. Bıçak harfler kesiyor yollarımı her gün. Yüzümü avutmuyor hiçbir kucak. Kenarda tutuşan yastık gizlemiyor gözyaşlarımı.

Kovulmuş bir düşüm ben ki kayboluyorum sessiz bir şarkının dolaylarında. T devamı

160 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıMUTLU ŞAHİN
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker