Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri YAZI ÖZETLERİ yeniYeni Yazı Gönderin
 Her sayfada  yazı    TümüYazılar   yazarYazarlar
43 sayfanın 1. sayfası
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
Okunmadı BİR YALNIZLIK GECESİNİN VEHİMLERİ 07-10-2010

"Büyükbabam gözümün önünde öldü. Yorganın altından fırlamış, yeşile çalan sarı renkte kupkuru bir ayak... Buruşuk bir yorgan... Arkasına yastıklar doldurulan hasta, yatağa yarı oturmuş vaziyette, baygın gözleriyle uzak, göz alabildiğine uzak bir âleme dalmış... Tam bu vaziyette, enseye incecik bir iplikle bağlı gibi duran kafanın göğse düşüşü... Ne o? Gayet ufak bir hâdise!... Birbaşgöğüse düştü... Bu adam öldü mü? Bu adam yok mu artık?

Nasıl olur? Ömrü buna göre ne hâdiselerle dolu olan bu adamın bu kadar ufak bir hareketle içimizden büsbütün gittiğine, yok olduğuna nasıl inanırız?

Mümkün değil, çıldırırız, yine inanmayız. Halbuki çıldırmayız. O halde inanır mıyız? İnanmayız da... Hattâ öyle anlarımız olur ki, "bak bak, deriz; şimdi, şimdi kapı açılacak ve büyükbabam içeriye girecek sanıyorum!" İnanmayız da, onsuz yaşamaya nasıl razı oluruz? Razı da olmayız.

 devamı
50 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıNECİP FAZIL KISAKÜREK
 
Okunmadı BENİM GÜZEL İSTANBULUM 07-10-2010

Erkeklerin gözünde merhamet, kadınlarının gözünde iffet, gençlerinin gözünde saffet, yaşlılarının gözünde şefkat kalmamış olan şehir... Ne de profesörünün gözünde hakikat, muharririnin gözünde samimiyet, tüccarının gözünde sadakat, polisinin gözünde cevvaliyet... Benim güzel İstanbul'umda, sadece yemek, yutmak, içmek, şişmek, ısırmak, incitmek, aldatmak, atlatmak, çelmeye getirmek, tuzağa düşürmek sevdasında kaba nefs suratlarının çeşitli tuğraları...

Gel de meydanlarda, caddelerde, yol ağızlarında bir kenara çekilip dirseğini bir taşa ve başını eline daya; ve kimsenin farketmediği bu tuğraları hecelemeye çalış! Göreceksin ki, benim güzel İstanbul'um, ruhiyle olduğu kadar suratiyle de çirkin mi çirkin!... Dolmuşlarda kimse kimsenin hacim sahibi olmasına tahammül edemez. Vapurlarda f a v o r i l i delikanlılarla mini-etekli kızlar, kollarını birbirlerinin omuzlarına atmış, kadın-erkek kompleks devamı

22 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıNECİP FAZIL KISAKÜREK
 
Okunmadı ÇIFITA CEVAP! 07-10-2010

Kâfirin Abdullah, ahmağın Zeki, erzelin Afif ismini alması gibi kendisini (Vatan) diye isimlendirmiş ufunet bezinin, bize bundan onbeş gün kadar evvel çıkmış bir nüshasını gösterdiler.

Bu paçavrayı, hakkımızdaki deni ve şenî tahrike iştirak etmemek suretiyle Türklüklerini, mukaddesatçılıklarını, insanlıklarını gösteren ve büyük Türk okuyucusu kütlesine tamamen malik bulunan gazetelerin hiçbir şartına sahip telâkki etmemekle beraber, üzerimize ondan bir hücum gelmesi ihtimalini hayal bile edemezdik. Zira, o gazeteyi temsil eden, ona renk ve seciye veren insanlık lekesinin bütün cemaziyülevvel ve âhirine, dosyalık çapta bir bilgi, görüş ve anlayışla vâkıf bulunuyorduk. O da bu kuvvetimizi herkesten iyi bilenlerdendi. Zira bundan evvel Fatih'in muazzez ruhaniyeti huzurunda patriklere fâtiha okuttuğu, Türk ocaklarına burnunu soktuğu, Nâzım Hikmet vesilesiyle resmen ve alenen komünizmayı müdafaaya kal devamı

22 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıNECİP FAZIL KISAKÜREK
 
Okunmadı MEKTUP 07-03-2010

Yeni bir gün, yeni bir umut... Küçük kız yatağında masmavi gözlerini açmaya çalışırken bir yandan da ovuşturuyordu onları. Kalktı, neşeyle giyindi. Annesinin hazırladığı kahvaltıyı iştahla yedi. Çok yoğun bir gün onu bekliyordu. Önce okula, sonra piyano dersine gidecekti, sonra da annesiyle alışverişe... Ama mutlaka okulu sayesinde bulduğu mektup arkadaşına mektup yazacak vakit bulmalıydı... Mektup yazmayı hiç aksatmazdı.

Dünyanın başka bir yerinde küçük kız çok gürültülü bir sesle yatağından fırladı. Sese anlam veremedi. Belki de vermek istemedi... Bu sesler hiç durmadan ardı ardına devam etti. Bu sefer çok yakınlarından geliyordu sesler. Annesi kızının yanma koştu. İyi olup olmadığını kontrol etti. Kız iyiydi. Hemen, her şeyden çok değer verdiği babasını sordu. Sesi titriyordu. Annesi cevap veremedi, ağlamaya başladı. Küçük kızın korktuğu başına gelmişti. Gözleri doldu, camdan dışarı doğru baktı ve devamı

156 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıİPEK AUF
 
Okunmadı YEŞİL SAPLI KIRMIZI ÇİÇEK 07-01-2010

Bir küçücük oğlancık birgün okula başlamış
Pek mi pek akıllıymış.
Okulu da pek büyükmüş.
Ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan
Kestirme bir yol bulmuş.
Buna çok sevinmiş.
Artık okul ona kocaman
görünmüyormuş. Bir zaman sonra bir sabah
Öğretmen demiş ki:
"Bugün resim yapacağız."
"Ne güzel" demiş çocuk.
Resim yapmasını çok severmiş.
Her türlüsünü de yaparmış:
Aslanlar,kaplanlar,
Tavuklar,inekler;trenler,gemiler.
Mum boyalarını çıkarmış ve çizmeye başlamış.
Ama öğretmen "Durun" demiş.
"Henüz başlamayın!"
Ve herkes hazır olana kadar beklemiş.
"Şimdi" demiş öğretmen,
"Çiçek çizmesini öğreneceğiz."
"İyi" demiş çocuk.
Çiçek çizmeyi çok severmiş.
Ve pek güzellerini yapmaya başlamış
Pembe,mavi,portakal mum boyalarıyla
Ama öğretmen"Durun" demiş.
Size nasıl yapılacağını göstereceğim."
Ye
 devamı

88 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıHELEN BUCKLEY
 
Okunmadı ANAN YAHŞİ, BABAN YAHŞİ 07-01-2010

Geçenlerde, bizim akıl doktorunu ziyarete gittim.Laf arasında:
-Sana bir saçma söyleyeyim! dedi. Delinin biri öbürüne sormuş :
“Neden anafor varda babafor yok?
Eve geldim. Aklımda hep anaforla babafor ve babafingo ile anafingo!...
Bir de delilik bulaşıcı hastalıklarda değildir, derler.İnanmayın!
İnsanın başına bir saçma musallat olmasın, bal gibi saçmalamaya başlıyor.
Zaten delirmek kolay, ama saçma bulmak zormuş. Hamdolsun ben onun zorluğuna da çekmedim. Önce nelerin anası var da babası yok, onu düşünmeye başladım.
-Anadolu var. Babadolu yok.
-Anneanne var. Babababa yok.
-Anavatan var. Babavatan yok.
-Anayurt var. Babayurt yok.
-Anadili var. Babadili yok.
Hadi, buna elbette olmaz diyeceksiniz. Ana caddeye ne buyurulur?
Ana cadde var da baba cadde yok!... Ana yasa var, baba yasa yok.
-Anam ağladı deriz de, babam ağladı demeyiz. Çocuklarının yumurtalarını iç eden açık göz anne bile:
-Anneniz taş
 devamı

69 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıRAKIM ÇALAPALA
 
Okunmadı BİR AŞK HİKAYESİ 07-01-2010

Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı... Tribünsüz,minik bir salon.... Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece. O kadar yakındılar... delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda... Hoşlandığını fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler... kız gülümsedi. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda... kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.... Üçüncü sette tekrara eski yerine döndü. Kızla gidiş gelişleri fark etmişti galiba. Bir defa daha gülümsedi. Manidar... “anladım” der gibi bir gülümseyişti bu. Delikanlı  o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü. Pa devamı

81 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıHINCAL ULUÇ
 
Okunmadı FRENLERİN ANLAMI? 07-01-2010

Bir yolculuğa çıktığınızı düşünün. Yıllardır hayalini kurduğunuz bir yolculuk olsun bu. Sizin için çok değerli bir yolculuk. Hele hayatınızda bu tip hayalleriniz pek gerçekleşmemişse değeri iki kat daha fazla artacak bir yolculuk düşünün.

Yanınızda hep olmasını istediğiniz o en sevdiğiniz veya hoşlandığınız insan. Onunla gitmek istiyorsunuz bu yola ve ilk olarak dönüp soruyorsunuz. “Tabii ki, seve seve” diyor. Sizinle gelmek istiyor!!!

Seviniyor, içinizden “İşte sonunda bu kez olacak galiba” diyorsunuz. İçinizi bir sevinç, bir umut kaplıyor, gözleriniz parlıyor, yola çıkıyorsunuz.

Konuşarak ilerliyorsunuz yol boyu. Birbirinizi daha yakından tanımaya başlıyorsunuz. Küçük gülüşmeler, küçük tartışmalar, derken yol daha bir güzelleşiyor sanki. Yol boyu çok güzel bir şekilde ilerlerken biraz ileride yanınızdaki insan frene basıyor. Şaka zannediyor, yola devam ed devamı

78 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıCAN ASAF
 
Okunmadı BİR BAKIŞTA 07-01-2010

Yaşadığımız hayatın yalan olduğu nasıl da belli. İşte bu yüzden ağır ağır çekiliyor, siliniyor gözlerimin önünden. Silikleşiyor. Hayat çekiliyor benden. Yerine ağrılar yerleşiyor. Acıklanıyorum da. Galiba öleceğim. 
"Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir" diyordu Nietche, çatlayacak gibi ağrıyan başını elleri arasına alıp bedenini kırlara vurduğunda. Başı öğlesine ağrıyordu ki, doktoru yasaklamış olmasına rağmen, rüzgarın silip alması umuduyla gecenin bir yarısında kalkıp terli yatağından, kaldığı senatoryumun bahçesinde acı içinde haykırarak koşuyor, koşuyordu. Dayanılmaz boyutlara varan ağrıların söktüğü gözyaşları gür bıyıkları arasına yuvarlanırken yüksek sesle tekrarladığı düşüncelerini aforizmalar halinde elindeki kağıda akıtıyordu. Vücuduyla birlikte düşünceleri de sızlıyordu.

Sızlayan vücudum da bana sürekli kendini; aslını hatırlatıyor. Kaslar ve damarlarla örülmüş, organl devamı

75 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıFADİME ÖZKAN
 
Okunmadı ESKİCİ 07-01-2010

Vapur rıhtımdan kalkıp tâ Marmara'ya doğru uzaklaşmaya başlayınca yolcuyu geçirmeye gelenler, üzerlerinden ağır bir yük kalkmış gibi ferahladılar:

-Çocukcağız Arabistan'da rahat eder.

Dediler, hayırlı bir iş yaptıklarına herkesi inandırmış olanların uydurma neşesiyle, fakat gönülleri isli, evlerine döndüler.

Zaten babadan yetim kalan küçük Hasan, anası da ölünce uzak akrabaları ve konu komşunun yardımıyle halasının yanına, Filistin'in ücra bir kasabasına gönderiliyordu.

Hasan vapurda eğlendi; gırıl gırıl işleyen vinçlere, üstleri yazılı cankurtaran simitlerine, kurutulacak çamaşırlar gibi iplere asılı sandallara, vardiya değiştirilirken çalınan kampanaya bakarak çok eğlendi. Beş yaşında idi; peltek, şirin konuşmalarıyle de güverte yolcularını epeyce eğlendirmişti.

Fakat vapur, şuraya buraya uğrayıp bir devamı

80 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıREFİK HALİT KARAY
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker