Feridun Ergücü ile gazeteci Sofu Tuğrul bir tarih Ankara'da buluşmuşlar. Hoş sohbetten sonra yemek için münasip bir lokanta düşünmüşler ve Çankaya tarafında müzikli nezih bir yer var, gidelim, sohbete orada devam edelim diye düşünmüşler. Oturmuşlar lokantaya sohbet ediyorlar, lokantanın orkestrası kemanlar topluluğu masa masa dolaşarak müşterilerinin arzularına göre parçalar da çalıyorlar. Sıra bizimkilerin masasına geliyor. - Hangi parçayı istersiniz? diye soruyorlar. Bu sırada sohbetten başını yarı kaldıran Feridun Ergücü orkestraya biraz da yarım ağızla, - Hafız Mektepten Gelir.. diyor.Orkestara duraklıyor ve kendileri ile alay edildiği sanılıyor, bir taraftan da müşteriyi kırmamak için:- Size madem Konyalısınız, başka bir Konya parçası çalalım, diyerek başlıyorlar «Konya'lıyı» çalmaya.Hey heeyyy... Hanide benim elli direm pastırmamla başlıyorlar devamla, Hey heyyy... Hani de benim elli direm kişnişim, kişnişim... den sonra, Konyalının geçmişini tralireram, trelireram.. deyip geçmişler.Feridun Ergücü'nün canı bu duruma sıkılmış ama belli de etmemiş, ancak Sofu Tuğrula dönmüş:- Kalk gayri Sofu Ağabey, geçmişimize de söğdürdük, buranın dadı kaçtı hele bi gidelim.. diyebilmiş.Sonra, kemâli ciddiyetle ve de yavaşça lokantadan sıvışmışlar.