 Üye Girişi
 Ara - Bul
|
    |
|
Tüm
Yazılar |
|
|
     |
03-06-2005 |
| HARP AKORTLARI |
|
|
“neredeydin” “dışarıda” “geciktin” “geciktim doğru” “ bir özür yok mu” “ne için” “boş ver” .............. Çok uzun konuşmamalıyım. Konuşurken gövdemi geriye atıp, parmaklarımla ensemi ölçüyorum. Bunu da yapmamalıyım. Gözle görünmeyen her şeyin içinde sessizlik var. Eğer sessizliğe müdahale edersek çarpılırız. Atomu, virüsleri ve ensemi yerli yerinde bırakmalıyım. Ama o durmadan enseme bakıyor. Bu yüzden dünya bu kadar gürültüyle dönüyor. Gürültünün ahlaksız olduğunu ona söylemeliyim. Hiç umulmadık bir zamanda...Soğuk ve yıldızlı bir gecede.... “akşama ne yemek var” “bilmiyorum” yani yemek yapmadın mı?” “yeriz bir şeyler” “ama yemek zamanı geliyor” “iki karın değil mi doyar” “hep böyle yapıyorsun” “ne yapıyorum?” “boş ver” ........ Hiçbir hakikati yok.olsaydı delirirdi. Yoksul zamanını kutsal bir yasa gibi uyumsuz bir şekilde kendine saklıyor. Bunca gürültülü bir zihinde beni nereye sıkıştırıyor? Alnının ortasına mı? ense köküne mi? sol yada sağ yarım küreye, yandan çarklı bir çakışma noktasına mı? ah! ben neredeyim .o korkutucu loş yerde, en dipte, onun arkaik hatıralarının denizinde yüzüyor olabilir miyim?. Yemek yapmalı. Böylece dünya dönmeye devam eder. Bir kurtuluş umudu doğar. Yoksa zihnim bölünecek ve o zaman ben gerçekten de geçerliliğimi yitireceğim. Yemek yapmalı. Beraber yemeliyiz. Kıyaslanabilir ölçülebilir olmalıyız. “makarna yer misin?” “mecbur yiyeceğiz” “zaten başka bir şey yok” “ne demek istiyorsun” “bir şey demek istemiyorum” “ima ediyorsun” “saçmalama” “ne saçmalaması” “boş ver” ...... Mutlu olmak istiyordum. Artık istemiyorum. konuşmak istemiyorum, geçmiş ve gelecek istemiyorum. Bu hayattan hiç hoşlanmadım.? Ayaklarım ağrıyor, faturalar var. Televizyon izlemek hayata alternatif bir durum oluşturuyor. Bütün bahaneleri ortadan kaldırıyor. Makarna dibine tutacak birazdan. Tencere yanacak. Böylece bulaşıklar olduğundan fazla görünecek. Bunun için üzülüp üzülmemem gerektiğini kimse öğretmedi bana. Bazen üzülmem gereken yeri atlıyorum...Çok pişmiş makarnasını yiyip uyuyacak..Bunu düşünmek içimi ferahlatıyor.. “salata var mı” “var” zeytinyağı az bunun” “zeytin yağı kalmadı idare et” “iştahım kaçtı” “merak etme gelir” “haa?” “boş ver” ... Birazcık kaygılansa benim için ne iyi olurdu. Onu kaygılı görmek beni heyecanlandırırdı. Kendimi hiç ölmeyecekmiş gibi hissederdim. Öyle ki bu süreklilik duygusu dünyayı kurtarmamı bile sağlayabilirdi. Ölüleri hayata döndürmek artık imkansız. On yıl önce bir umut vardı. Şimdi ne düşünmem gerekiyor? Jüpiterin uydusundan arsa almalıyım, çünkü bana iyi gelir, simit fırını açarım, babam buna sevinir..buna benzer şeyler... - “şunu yapma” “neyi?” “Sigaranın külünü yere silkeleme” “önemli değil süpürülür” “Estetik çatlama yaratıyor” “Sende bende” “Haa?” “boşver” ... Banka soymak istiyorum. Ama devlet bankası olmayacak. Ya da artık olabilir. Çok iyi bir ekiple çalışmalı. Çuvalları mumlarız. Sonra içine paraları koyup denize salarız. Polisleri atlatmak kolay. Fakat arabayı kim kullanacak. Zaten araba da yok. Denizden kaçarız o halde, motoru kim kullanacak? Motor da yok. Makarnasını koyayım tabağına. Asıl umutsuz eylem budur işte. “tuzu az bunun” “ o zaman tuz at” “üstelik sıcak” “üfle” “canıma kast ediyorsun” “nee?...” “boş ver” ... Annem babama özen gösterirdi. Yengem dayıma, ninem dedeme.Başka kadınlar daha özenli kocalarına karşı. Ben talihsizim, bana dikkat etmiyor. Devamlı kalbimi kırıyor. Surat asıyor. Televizyon izliyor. Hiçbir şeyi kaçırmadan izliyor, reklamları bile.Benimle konuşurken ve yemek yerken, uyumadan önce, hatta uyurken. Çekilir şey değil. Ne sabırlı insanmışım. Sanki yokmuşum gibi. Bardağımda su yok. “yarın annemlere gidelim” “gelemem..bir soygun..” “anlamadım” “başka planlarım var” “nasıl planlar” “evde işlerim var” “ne işi” “üff..boş ver” ... İnsanları ikna etmek gerek. Önce korkarlar. Sonra işi kolayından anlatırım. Alışırlar yavaş yavaş. Ama nasıl kaçmalı denizden Amaan canım bulunur bir yol. Dalgıç giysileri iyidir. Önce dalmayı öğrenmem gerek. Dalıp bir daha su yüzüne çıkmasam, patavatsızlıklarıma da bir son vermiş olurum. Bu durumda banka soyma işi amacından sapıyor. Eğer nedeni bulabilirsem bu imkansızlığın önüne de geçmiş olurum. Makarna fena olmamış.. “Erken yatalım” “neden” “erken kalkmak için” “niye ne var ki” “işlerin varmış” “erkenden değil” “iyi ben yatıyorum” “yemekten sonra mı?” “evet” “kabus görürsün” “neden” “boş ver” ... Hayatımdan çıkıp gitmeli. Benimle uyumuyor bile. Ayrılsak bu sefer de onu merak edeceğim. Bu da bir çözüm değil. Ölse ne iyi olur. Bütün problem ortadan kalkar. Belki bu işi ben yapmalıyım. Usulca boğsam. Bu halde buldum derim sonra. Hiç düşmanı yoktu, iyi bir insandı karım derim.Bazen inandırıcı olmayı çok iyi becerebiliyorum. O zaman da başarabilirim. Şimdi gidip yatmamı bekliyor. Sonra televizyonu açacak biliyorum. Jupiterin uydusundan niye arsa alayım ki? Zaten param da yok. Susamlar çürük dişime kaçar. “kalkıyor musun?” “evet” “peki ben sonra...” “biliyorum” “pijamaların çekmecede” “neden” “yeni yıkadım kaldırdım” “ben bulamam, sen gel” “üstten ikinci çekmece” “anlaşıldı” “haaaa” “ne?” “boş ver” ... Aslında onunla beraber odaya gitmemi istiyor. Bulamamakmış bahane. Sonra sen de yat diyecek bana. Sonra da horlamaya başlayacak. Sonra yataktan itecek, üstümdeki yorgana lahana sarması gibi dolanacak, gecenin bir yarısı su diye uykudan uyandıracak Oysa ben, banka soymak istiyorum. Hem de hemen..tek başıma.. şık bir soygun..zekam körelmiş, ince dantel gibi bir plan yapmak istiyorum, annemin geçmişinde ne var ? insan mı? .... onu zehirlersem bu daha kolay olur. Tavuktan derim. Ama otopsi yaparlar. Bunu düşünmek bile istemem. Başına uyurken bir poşet geçirsem sonra kalp krizi derim. Bu olabilir ama çırpınırsa kötü olur. En iyisi silah. Sonrada efendi gibi çıkıp ben vurdum diyeceksin. Fakat annemler buna dayanamaz. Kafasına bir şeyle vursam, düştü desem yine otopsi yaparlar mı acaba? Yatak ne soğuk, uykum kaçtı işte. Doğal bir yoldan ölsün. Fazla televizyon izlemekten mesela. Öyle olsaydı bütün kanallara tazminat davası açardım. Hem ondan kurtulurdum hem de zengin olurdum. .... Ben ne yapıyorum böyle. Hiçbir şey. Hiçbir şey her zaman iyi bir şey olmuyor. Çoğu insan hiçbir şey yapıyor ama mutsuz değiller. Belki bende mutsuz değilimdir. Öyle olduğumu sanıyorumdur. televizyon izlemek istemiyorum, bulaşıkları yıkamak, bulmaca çözmek ve banka soymak ta istemiyorum. Domates yersem iyi gelebilir, domateste serotonin, patlıcanda nikotin var... Aslında gelip yanımda yatmasını istemiyorum. sonra yorganımı çekiştirecek. Belki saçma sapan konuşacak ve sinirlerimi bozacak, sigaramdan bir nefes isteyecek, ışığı yakacak, bulmaca çözecek veya kitap okuyacak. Bunların hiç birini istemiyorum. ölmesini de istemiyorum, vazgeçtim. Mutfakta yaşasın istiyorum. “uyudun mu?” “hayır” “neden” “bilmiyorum” “günün nasıl geçti” “eh..ya senin” “boş ver” RÜYA... İçinde jöle gibi biçimsiz ve heyecanlıydım, bir bahanem vardı ötede; Cebir... Hiçbir denklem sabit değildi. Oraya çarptım, sonra buraya..ve ..her şeyin ölçüsüne erdi biri..sönmüş bir yıldız gibi.. .... yavaşlık, varlığımıza hizmet ediyor, sabit bir kütle olmaktan kurtarıyor bizi.zaman, zaman yaşamak için birbirimizin enerjisini kullanıyoruz. Mutluluk ve mutsuzluk başka bir galakside. Buna rağmen biz daha görkemliyiz
|
|
|
|
EMEL İRTEM
|
|
|
|
|
|
|
|