I
Çok bilmiş kelimelerin akıl almaz haylazlıklarında, hep bildik anmaklarla bıkma duymadığım ve bana yaşadığımı hissetiren çocukluk anılarımı karıştırır dururum fotoğrafların eşliğinde. Yakama yapışıp hiç bırakmayacakmış gibi hep gerisin geriye gitme arzusu alır durur beni bu zamanlarda. Nedenini hiç sormaya cesaret edemediğim bu anları, hep bende kalsın edasıyla alıp heybeme koyup yaşamak isterim. Çünkü tüm masumiyetimin doruğa çıktığı bu anlar bana yaşamanın ağır aksak da olsa; hâlâ bir varolma mücadelesi olduğunu inandırıyor.
II
Yaşam; çocukluktan alıp başımı, gençliğimle hayatı sorgulama eşiğine getirmeden önce anlamak isterim ki; hazırlıksız yakalanışlarımla, uluorta heyecanlarımla paylaşamadığım, tadamadığım ne kadar duygu varsa toplayıp toplayıp cebime koymak ve bu kelimelerin güven duygusuyla üstüme çöken geceyi huzur veren hâliyle yastığımın altına, yani çocukluğumun hemen yanıbaşına koyaraktan uyumak istiyorum.
III
Susmaya hakkı olanların dokununca paylaşacağı duyguların soluksuz hâliyle yeryüzüne ayak basması anında nabzının atışını dinleyivermek; insan bakışlarından kaçan bir uçarı kalbin her günün ve saatin kırıntısında yeni bir dünya inşâ etme arzusu yatar.
IV
Kaybettiklerimizin usuldan seslerine rüzgârın şarkısıyla eşlik edecek her sessizlik; bir kalbin bir kalbe olan yaklaşmasına hazırlanmış zemindir.
V
Sezgilerin, hatırlamasını bilerek kalbe uğrayan her saati; alımlı alımlı söylenen sözler karşısında anlamını zamanın tüm genişliğine sığdırabiliyorsa; kusursuz olan her sahtelik yol olup en uzakların komşusu olur.