İçimde anlam veremediğim bir huzur var. Sorsam söyler misin? Nesin, kimsin? Neden bendesin, yoksa bendeliğim misin? Bulutu yansıtan ışıklar gibi aydınlatır mısın yüreği mi? İçimdeki her şeyi yerli yerine koyar mısın? Kırık parçaları birleştirir misin, yoksa bakar mısın yalnızca? El değmemiş karlar gibi izlerini siler misin yüreğimden?..
Kelimelerim anlamsız ve kifayetsiz... Konuşsam konuşsam... Dökülen yaprağın zavallılığını yazadur. Ezil, kırıl, parçala... Kır, dök ne varsa. Sessizce "Seni seviyorum" de de inanayım sana. İnanmak gelmese de içimden. Sessizliğin çığlığı, karanlığın aydınlığı ol. Kendi kendine yetmek mi sanıyorsun sevmeyi? Sence bir oyun mu yaşamak? Hangi hamleyi yapacaksın? Zaman mısın, mekân mı? Yoksa yalnızca sen misin, ben miyim?
Türkümü söylemek sessizce, anlamını anlamadan söylemek... Kara treni beyaz yapamadıysam suç yalnızca benim mi? İsyan etsem de beni anlayan yoksa neye yarar muhabbet, neye yarar şikâyet? Yalancı gözlerle bakıyorsun ya, hakkım haram sana. Gözbebeğime bakıp da benimle ağlamadın ki sen ben olasın..!
Hayır, benim değil bu hüzün! Benim hüznüm benim, benim çoşkum benim, benim yalnızlığım benim... Benim huzurum benim...