Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 23-03-2011
İTİRAF

Onunla ilk karşılaşmamızı hatırlıyorum. Arkadaşlarımdan birinin evindeydik ve ikimiz de birbirimizden hiç hoşlanmamıştık. Nedene önceleri sevmediğim varlıkların daha sonraları hayatımda önemli bir rolü olmuştu hep. İster istemez bunu düşünmüştüm. Aklım bakışlarında kalmıştı. Çok sinsi bakıyorlardı insana. Ama demiştim yeşil gözlerin genel bir izlenimidir bu, hep sinsi gibi yorumlanır bakışları. Sonra daha dikkatli incelemeye başladım onu. Sevmediğim, sinir olduğum şeyleri incelemeye, bakmaya bir eğilimim vardı. Garip bir eğilim. Tedirgin edici bir anlam vardı yüzünde. Kendi kendime "Biraz daha düşünürsem alien olarak çıkacak kabuslarımda karşıma" diye düşündüm ve hareketlerini izlemeye, hem de "hiç düşünmeden" karar verdim. Sessiz sessiz bir içeri bir dışarı yürüyordu. Arada bir koltuğa oturuyor konuşulanları dinliyordu. Bir süre sonra hep birlikte sofraya oturduk. Gözlerim yine üzerindeydi. Eski bir huydu bu. Nereden edindim bilemiyorum ama yine onu izliyordum. Hemen her şeyi yalayıp yuttu. Kenarlardaki kırıntıları da dahil." Birden onun ne kadar şişman olduğunu düşündüm ama hiç hantal değil aksine çevikti. Yemek bitti, aradan ne kadar geçti bilmiyorum. Bu arada kendisiyle bolca bakıştık. Sonra tuvalete gitti. Tuvalet içerde olmasına rağmen icraatının sesi geliyordu içerden. Ne açgözlülük, ne doymak bilmezlik. Bir kusması eksikti, o zaman Romalılar gibi olabilirdi işte. Sanırım tüm gününü yemek, içmek, uyumak ve aralarda hacetini etmekle geçiriyordu. Üstelik okula da gitmiyordu. Tıpkı bir asalak gibi. Kendi kendime ev asalağı dedim ona. Çağımızın en büyük hakareti. İçeriye girdiği sırada arkadaşıma sordum. Ne işti bu. O da şikayet ediyordu uyumadığı zamanlarda etrafı karıştırmasından. Tüm özel eşyalarını ve iç çamaşırlarını ortadan kaldırmıştı bu yüzden. İkinci sorumsa ne zaman gideceğiydi. Arkadaşım "Bilmiyorum ama yakında kapı dışarı ederim" dedi. Ama nerden bilebilirdim ki, kapı dışarı edilince gelip bende kalacağını.

Aramızdaki sevgi bağları ne zaman mı kuruldu? Çok iyi hatırladığım bir andı bu. Kendi kendine iskambil oynuyordu. Oyunun kuralı yoktu. Sadece kağıtların devinimi ve üstündeki şekille ilgileniyordu. Sonra sıkıldı. Çok az konuşuyordu, sıkıldığını hareketlerinden anladım. Çünkü arkadaşımın evine gittiğimde işim gücüm onu izlemek olmuştu. Sallanan, sarkan şeylere otistikler gibi çok meraklıydı. Kendinden geçmiş sallanan bir makramenin püskülünü seyrediyordi. Arada bir el atıyordu, ya sallanmasını engelliyor ya da daha çok sallandırıyordu. İçimden onu kucaklamak ve öpmek geldi çünkü çok sevimliydi. Bir yandan da fesat tarafım ona geri zekalı unvanını verdi. Fakat cam istemiyorsa bu duygusal alışveriş gerçekleşmezdi. Beni de yanına yaklaştırmadı. Hemen tırnaklarını çıkardı, kulaklarını geriye attı ve "fıhhh" diye bir ses çıkardı. Bunu yaparken beni yaraladı. Korkutmuştu beni. "Eh" dedim "ne de olsa sonsuz özgürlük onun hakkı, benim değil". İkinci deneme benim için daha tedirgin edici oldu. Bu sefer halının ortasında karşılaştık ve grimsi beyaz tüylerinin yumuşaklığını hissettim. Mırlamaya başlamıştı bile. Kucağıma alırken 'ihtiyatla" kötü kötü bakıştık ama yine de sesini çıkarmadı.

Şu anda evimde. Hâlâ eskisi gibi. Zaman zaman sinirleniyorum, hatta bazen onu boğmak geliyor, içimden. Ama onu evden atamıyorum. Çünkü erkek kedim Boncuk'un tek aşkı. Boncuk ona tapıyor. Aman yarabbim!

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairSEDA KAYNAK
gonder 3886 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker