Biliyorum barış istiyorsun,
Gülücüklerini gizleyip,
Mahcup bir edayla yüzüne
Gözyaşlarını döküyorsun!
Umutla beklediğin o günler
Gelmek bilmiyor,
Dağlar güneş görmeden
Bombalar düşerken doruklara…
Sabah uykuların bölünüyor;
Korkuyla uyanıyorsun sıçrayarak
Aldığın her nefesten,
Kalleşçe gelecek serseri bir kurşundan
Ölümü bekliyorsun.
Tanıyorum ben seni serhat boylarında,
Mardin,Şırnak,Van’da…
Sığırtmacı köylü çocuğu,
Bilmediğin bir dille
Seninle konuşmuştum diye
Küsmüştün bana;
İsminin Dilbirîn olduğunu
Sonrada öğrendiğim.çocuk,
Dilince konuştuğumdan seninle,
“Çawanî,başî” dediğimden
Barışmıştın benimle,
Küçük ellerini uzatarak bana
O sıcakça tokalaşmanı asla unutmam.
Biliyorum oraları o zorlukları,
Yıllardır oralarda örfi idare var.
Yaylalar yasaklı!
Köy giriş-çıkışları izine bağlı!
Yollarda hep tank,panzer,cemseler…
Arama-taramalar eksilmez,
Erzak almak ise hayli zor,
Üstelik o da karneye bağlı!
Sokaklarda yaşıtların coplanırken!
Analar dövülüp,sürüklenirken;
İt izi ile at izinin birbirine karıştığı o yerlerde
Amansız zulüm’e çok tanık oldum sığırtmacı çocuk.
Biliyorum senin tertemiz duygularını,
Küçük sığırtmacı birîndar çocuk,
Eşit,adil,özgür masumane olan isteklerini,
İnsanca yaşamak gibi arzunu;
Tarihini,eğitim dilini!
Yazılmamış barış yasasının,
Hilafsızca tüm çocuklarla kuracağın kardeşliğe
Dostluğa giden yolu…
Yepyeni bir dünyada insanların sömürülmediği
Demokratik bir halk devrimi talebini.
05.07.2010
Yıldırım