Cemal Bardakçının Konyada Valiliğe başladığı günlerde yapmış olduğu gezilerinin birinde bir yemek verilir. Sofraya köyün ileri gelenleri de oturur. Vali yorgun olduğu için biraz iştahsız oturur sofraya. İştahsız yediğini görürler, ısrar ederler:- Buyur Vali Bey, niye yemiyorsunuz?- Yiyorum efendim, sizin hatırınız için oturdum.- Ama olmuyor, şöyle iştahlı varın gelin canım!- Ben böyle yerim, fazladan gidemem.- Ne fazlası Vali Bey, bu yemekler yenmek için yapıldı. Yiyeceğiz!- Merak etmeyin, iyi yiyorum.- Ne iyi yemesi Vali Bey, vallahi bom... yiyorsunuz. Olmaz öyle şey.Cemal Bardakçı bir tuhaf olur. Ses çıkarmaz yine de... Bu ne biçim iltifattır. Bu ne biçim misafir ağırlamaktır. Az sonra sofradan kalkılır. Vali canı sıkkın ibrik elinde su dökmek için bekleyen delikanlıya yanaşır. Bakar delikanlının eli yüzü üstü başı tertemiz, askerden yeni dönmüş.Delikanlıya açılır:- Ağaların ne biçim adam canım. O türlü lâf edilir mi hiç? Ayıp değilmi? Delikanlı saf saf cevap verir:- Bey, sen onların lâfına aldırış etme. Ne derlerse kulaklarını sallaya sallayıver.