Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 22-03-2011
KURGU

Dünyamızı sizin de kahramanı olduğunuz bir roman olarak düşünün. Yazarımızın nasıl biri olduğunu anlatmanın biryolu yar mı?

Ben, kurgusal bir karakterim. Fakat, ontolojik bir üstünlük duygusuyla kendinizi beğenerek gülümsemeniz hata olur. Çünkü, biri dışında -ki o da yazar- tüm okuyucularım, yani sizler ele birer kurgusal karaktersiniz.

Ben kurgusal bir karakterim fakat bu daha önce okuduklarınızdan daha kurgusal bir yapıt değil. Bu, ne kurgusallığmı bilinçle ifade eden modernist bir çalışma, ne de bunu inkâr eden hünerli bir yapıt. Hepimiz bu türden yazıları ve onları nasıl okumamız gerektiğini biliriz. Bu metinleri öyle bir çerçeveye sıkıştırırız ki yazarın söyleyeceği hiçbir şey -birinci tekil şahıs tarafından 'sonsöz' ya da 'yazarm notu' başlığı altında söylenenler bile- bizi, herhangi bir kişinin ciddi ciddi konuştuğuna ikna edemez. Sorunların en zorlusu da, bizler birer kurgusal karakter olmamıza rağmen okuduğunuz yazının kurgusal olmadığını size aktarmam. Bizler, bu kurgu dünyası içinde yer almakla birlikte, bu yazı kurgu dışı bir yazıdır; oysa geniş anlamda bakıldığında, bir kurgu çalışmasının içine yerleştirilmiştir ve o yüzden de ancak bir kurgu olabilir.

Dünyamızı sizin de kahramanı olduğunuz bir roman olarak düşünün. Yazarımızın nasıl biri olduğunu anlatmanın bir yolu var mı? Belki. Bu, eğer yazarın kendini ifade ettiği bir çalışmaysa, onun çeşitli özellikleri hakkında bir takım çıkarımlarda bulunabilir, bir yandan da çıkarımlarımızın kendisi tarafından yazıldığım farkedebiliriz. Ve makul ve sağlam bir çıkarımda bulunduğumuzu yazarsa, tartışacağımız kişi kim olur?

Yer aldığımız romandaki kutsal bir yazı, evrenimizin yazarının şeyleri sadece konuşarak ve "Ol..." diyerek yarattığını söyler. Yalnızca konuşmalımın yaratabileceği tek şeyin bir hikâye, bir oyun, bir epik şiir ya da bir kurgu olduğunu biliriz. Yaşadığımız yer, kelimeler tarafından ve kelimelerle yaratılmıştır: Evren.

Günah diye bilinen şeyi hatırlayın bir kez; iyi bir yaratıcı bildiği ve önleyebileceği günaha dünyada neden yer versin? Bununla birlikte, yazar korkunç ölümlere -acı ve çileye- eserinde yer verdiği zaman, bu, yaratıcının iyiliği hakkında özel bir şüphe uyandırır mı? Yazar, kahramanlarına acılar çektiren hissiz biri midir? Kahramanlar acıları gerçekten çekmiyorlarsa, hayır. Fakat çekmiyorlar mı? Hamlet'in babası gerçekten öldürülmemiş miydi? (Ya da Hamlet'in tepkisini izlemek için saklanıyor muydu?) Lear'in yaşadıkları hayali hezeyanlar değildi, gerçekten kendi haline terkedilmişti. Bir başka taraftan Macbeth, gerçek bir hançer görmemişti. Fakat bu kahramanlar gerçek değil ve hiçbir zaman da gerçek değildiler. Öyleyse yapıtın dışında bir yerde acı yoktu, yazarın kendi dünyasında gerçek acı yoktu ve o halde kurguyu yaratırken yazar zalim değildi.

(Yine de neden acıyı sadece kendi dünyasında yarattığı zaman, bu zulüm olmuş olur? Iago'nun acıyı bizim dünyamızda yaratması pek mi âlâ olurdu?)

"Ne! Biz gerçekten acı çekmiyoruz" diyorsunuz "O halde, Oedipius'un acısı kendisi için ne kadar gerçekse, bizimki ele bize göre o kadar gerçek." Tamamiyle gerçek gibi. "Fakat gerçekten varolduğunuzu kanıtlayamaz mısınız?" Shakespeare, Hamlet'e "düşünüyorum öyleyse varım" dedirtiyorsa bu bize Hamlet'in varolduğunu mu kanıtlar? Peki, Hamlet'e kanıtlar mı? Ve kanıtlasa bile, böyle bir kanıtın değeri ne olur? Herhangi bir kanıt, yine de kurgusal bir eserde yazılmış ve dahi (belki de "Descartes" adında) kahramanlardan biri tarafından sunuluyor olamaz mı? (Böyle bir kahraman, düşlemeyi, düşleniyor olmaktan daha az dert etmelidir.)

İnsanlar, dünyada sık sık anormallikler, birbiriyle uyuşmayan gerçeklikler keşfederler. Cümle kötülükler de derinleşen aramaların artan bilmecelerin görünür kıldığı uçuşan gerçeklikler ve uzak rastlantılardan beslenir. Bununla birlikte gerçeklik, düşündüğümüz gibi tutarlı ve gerçek değilse herhangi birseyi araştırmak için onca saat harcamanın kendisi ele bir anormallik oluşturabilir. Yoksa, yaptığımız sadece, yazarın üzerinde çalıştığı ayrıntıların sınırlarını mı keşfetmekten ibaret, acaba? Fakat, bunu kim keşfediyor? Keşiflerimizi .yazan yazar, onları bizzat biliyor. Belki de şimdi onları düzeltmeye çalışıyordun Yoksa biz düzeltilecek olan ilk tashihte mi yaşıyoruz. Ya da bir taslakta?

Benim kişisel eğilimim, itiraf etmek gerekirse, yazarımızı devirmek, durumumuzu daha eşit hale getirmek ya da en azından hayatımızın bir kısmını ondan saklayarak soluk alacak bir açıklık kazanmak üzere başkaldırmak, ve sizlerle işbirliği yapmak. Yine ele benim Jamesvari. yazarım yazdığım bu sözcükleri okur, gizli düşüncelerimi, eluygusal iniş çıkışlarımı bilir ve kaydeder.

Fakat, o herşeyi kontrol eder mi? Ya da yazarımız kahramanlarını yazarken mi tanıyor? Yaptıklarımız ve düşündüklerimize şaşırır mı? Kendimizce duygulanmalarımız, serbestçe düşünüp davranmalarımız hep onun bizim için yazeiığı tanımlar mı sadece, yoksa bunların biz kahramanlarına uygun olacağını düşündüğü için mi yazıyor? Mahremiyetimiz ve hareket alanımız da burada mı acaba? Yazarın yapıtına dair üzerinde henüz çalışmadığı birtakım ipuçlarının ve yarattığı dünyada gerçek olan, ancak henüz düşünmediği şeylerin varlığında? Böylelikle bize ait kimi eylem ve düşünceler de onun gözünden kaçabiliyor. (Bu nedenle kodlarla mı konuşmalıyız?) Ya ela bazı başka durumlarda yapabilecek veya söyleyebileceklerimize karşı yalnızca ilgisiz kalabiliyor ki bizim bağımsızlığımızı da böylelikle koşula bağlanmış oluyor.

Delilik de burada mı acaba? Ya da aydınlanma?

Yazarımızın bölgemizin dışında olduğunu biliyoruz, ancak yine ele sorunlarımızdan bağımsız olmayabilir. Kendisinin de kurgusal bir yapıtın kahramanlarından biri ve evrenimizi yazmasının da bir oyun içinde oyun olup olmadığını merak ediyor mudur acaba? Beni, ilgilerini dile getirmek, tüm bunları ve özellikle de bu paragrafı yazmak için seçmiş olmasın?

Yazarımızın ela kurgusal bir kahraman olması ve tanımladığı bu kurgusal dünyanın (hiç de rastlantısal olmadan) onu yaratan kendi yazarının yer aldığı  gerçek dünya olması, bizim için hoş olurdu. Böylece yazarımızdan habersizce, gerçek insanlara karşılık gelen kurgusal kahramanlar olurduk. (Bu nedenle mi hayatın bu kadar içindeyiz?)

Bir başkasının kurgusunda yaratılmamış olan bir dünya, bir yerlerde bir en üst kat, olmalı mı? Ya da hiyerarşi sonsuza dek böylece sürebilir mi? Bir dünyaya ait bir kahramanın, içinde birinci dünyayı yaratan bir kahramanı olan bir başka kurgusal dünyayı yarattığı daracık çemberler dahil olmak üzere, bu çemberlerin var olma olasılığı gözardı mı edilecek?

Çeşitli kuramlar dünyamızı bir diğerinden daha az gerçek olarak, hatta bir illüzyon olarak tanımladılar. Düşük bir ontolojik statüye sahip olduğumuz fikriyse bazılarında nasıl oluyorsa kanıksanabiliyor. Belki durumumuza edebiyat eleştirmenleri gibi yaklaşıp evrenimizin tarzını sorgulamalıyız; trajedi mi, fars mı, absürd tiyatro mu?

Yine de statümüzün avunulacak yanlan var; örneğin, şimdilik kurgusal bir yapıtta alıkonduğumuzu ve öldükten sonra bile yaşayacağımızı düşünebiliriz... Şimdilik değilse bile kitap bitene kadar. Çabucak ucuza çıkmış bir kitap yerine soluklu bir başyapıtta yer almayı umut edebilir miyiz acaba?

Üstelik, bir açıdan yanlış sayılsa da bir başka açıdan Hamlet'in "Ben Shakespeare'im" demesi doğru olmaz mıydı? Ya Macbelh, Bangou, Deş demona... Shakespeare'in herbirinin temelini oluşturan ve içini dolduran bilinci (insan soyudunun kardeşliği ele öyle). Artık hepimiz hem ontolojik statümüzün hem de birinci tekil dönüşlü zamirin karışıklığından yararlanıp, rahatlıkla "yazar benim" diyebilir.

Yazarın notu:

Varsayın ki şimdi siz yukarıdakinin kurgusal bir yapıt olduğunu ve "ben"in bana karşılık gelmediğini, yalnızca birinci tekil kişi olduğunu söylüyorum. Bunun kurgusal bir yapıt olmadığını ancak tarafımdan, Robert Nozick (bu yapıtın başında adı yazılı yazar Robert Nozick değil o, hepimizin de bildiği bir başka edebi şahsiyet olabilir) tarafından yazılmış eğlenceli ve tabii ki ciddi bir felsefi makale olduğunu söylediğimi varsayın. Hangisinin kurgu ya da felsefî makale olduğuna, şimdi, tüm bunları yazmaya son verirken karar verebilir miyim ve bu karar şimdiye kadar yazılmış olanların karakterini nasıl etkiler? Bu kararı sizin bunların tümünü okumanızdan sonrasına erteleyebilir; statüsünü ve tarzım ancak o zaman belirleyebilir miyim?

Belki ele Tanrı bu dünyada kurduğunun kurgusal mı yoksa gerçek mi okluğuna henüz karar kılmamıştır. Mahşer Günü yoksa karar vereceği gün müdür? Başka bilmediğimiz neler onun kararına bağlıdır ve bu kararın türü bizim durumumuzda neyi değiştirir?

Ve siz hangi kararın beklentisindesiniz?

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairROBERT NOZİCK
gonder 3682 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker