Mahmut Sural çok iyi bir folklorcudur. Bu konuda kalem oynatsa Konyanın bilinmeyen nice folklor değerlerini meydana çıkarır, nice folklorcu geçinenleri, nice Konyalı Bilim Adamlarının eserlerini aşırarak kitap yazdıklarını zannedenleri dize getirir. Mahmut Sural bu meziyetini bilmezden gelerek nedense hep politika sınırları içinde kalemiyle ver-yansın eder. Dolayısiyle bir çok konularda etrafını tedirgin ettiği kadar kendisi de tedirgin olur, sırasında üzülür de. Milletin dudağına kilit vuramaz elbette.. Dilin de kemiği yok, isteyen istediğini fırın küreği gibi uzatıp uzatıp söyleyecek. Bir gün yine Mahmut Sural yapılan bir dedikodu üzerine üzgün üzgün Aziziye camiinin önünden geçiyormuş. Tayib Ağa seslenmiş kendisine:- Erzanım Mahmudum. Karadenİzde gemilerin mi battı. Bu hâlin nedir? Sıkkın sıkkın nere giden, gel hele, der.Mahmut Sural canını sıkan olayı anlatır. Tayib Ağa güler:- Ak Guzum. Milletin dedikodusuna ne bakan, ne üzen kendini. Boşver gitsin. Demirin b..u olur da lâfın b..u olmaz mı?