I -
Ateş yanıyor. Yüksek dağlardan birinde.
Bir evin içinde. İnsanlar oturmuşlar çevresinde.
Alevler yüksek tavanda oynaşıyor. Taş duvarlar.
Yerlerde saman minderler.
Evin kocaman tahta kapısı. Koruyor bu aileyi.
Umutları ve geleceği.
Kısık sesle konuşuyor insanlar. Dede toruna güzel
hikayeler anlatıyor. Baba, oğluyla konuşuyor.
Ananın çalışan ellerinin, koşuşturan ayaklarının
çıtırtıları.
Birden kapıda ayak sesleri. Tedirginlik, kum taneleri;
çabucak dağılıyor evin içine. Kapı kırılarak açılıyor.
Elleri silahlı adamlar. Gözlerindeki kin, silahlardan
akan kurşunlardan daha ölümcül. Kuvvetli, kocaman
elleri, sessizlik içinde uyuyan geceyi bile yakıp
yıkacak kadar güçlü.
II-
Üstüne yığılan cesetlerden güçlükle sıyrıldı küçük kız.
Yavaş sesle ağlıyordu. Evdeki insanların neden
böyle uykuya daldığını anlamış değildi. Yalnızlığı ve
tehlikeyi hissediyordu. Evinin eskisi kadar güven
verici olmadığını biliyordu. Çıkıp gitmek istiyordu.
Soğuktu, karanlıktı. Koca bir boşluk sardı çevresini.
Çıkıp gidilmez, ışık göstermez bir boşluk. Nerede
korunabilirdi tehlikeden, nerede, nasıl?
Evi ardında bırakıp ormana yürüdü. Kocaman bir
ağaç gördü biraz ileride. Yöneldi. Ağacın en kuytu,
en yüksek dalına çıktı. Kanadı.
III-
Issız dağ yolunda yankılanıyordu soluğu.
Soluk soluğaydı. Daha hızlı, daha hızlı yürümek istiyordu.
Varmalıydı, çok geç olmadan. Rüzgâr gibi dalıyordu
patikalara. Düzlüklere ulaştığı zaman koşuyordu.
Yaklaştı eve. Tepeyi tırmanmaya başladı. Eve
yaklaştıkça içine keskin bir korku yürüdü. Gözleri
yanıyordu acıdan.
Sonunda düzlüğe vardı.
Evi gördü.
Karanlığa gömülmüş evi gördü.
Herşey bitmişti.
Yavaşladı adımları. Soluğu hafifledi. Kırılmış
kapıdan içeri girdi. Silahını kapının kenarındaki
askıya bıraktı. Ocağa birkaç parça odun attı. Biraz
gaz döktü üzerine. Kibriti çaktı.
Evin içi aydınlandı yavaş yavaş. Herkes kan
içindeydi. Herkes sessizlik içindeydi. Herkes ölüm
içindeydi.
IV-
Bir tekinin bile yaşamadığını çok iyi biliyordu. Çok
fazla gecikmiş olduğunu düşündü.
Oturdu ateşin yanında.
Ağlamadı.
Tabakasını çıkardı. Titreyen elleriyle bir sigara
sardı. Derin bir nefes çekti içine.
Ateşi besledi.
Ellerini ısıttı.
Ölümü düşündü.
V-
Ağacın dallarına tutundu, sabahı bekledi Leyla. Bir
kuş çırpınsaydı ağacın dallarında. Bir çıtırtı. Bir
yılan belki de, incecik gövdesiyle kıvrak bir dala
benzeyen.
Korkuverseydi.
Düşüverseydi gecenin içine.
Uyanmış olsaydı uzun, karanlık bir kabustan. Herkes
yeryataklarına serilmiş, derin bir uykuda olsaydı.
Kapının önünde oturmuş olsaydı babası,
sigarasının dumanı pencereden ince ince uzasaydı.
VI-
Gece, leylî bakışlarında uyandı sabaha, küçük bir
kızın.
VII-
Uzun kış geceleri
Başucunda bir nar olsun Leyla
Hatırlamak için kıyam gecesini
Hatırlamak için,
koruyan ağacı.
Uzun kış geceleri
Başucunda bir nar olsun Leyla
Kabuklarının altında
Kırk öfke daha bekleten.
* Leyla : Arapça isim. Çok uzun ve karanlık gece.