I
açılacak yüzüm görümlüğünce gül seyrine
hatrı kalır mı bilmem özümüzdeki gürlüğün
aksisedasıymışım
gözlerinizde yakutlarla daldığınız
geyiklerce gecelerde
ha uyumuş ha uyanmışım
da’yanmışım teninize ölet ölet hecelerce
şimal düşmüş alnıma çapla ile dualarınızı
amin amin ipeklemişim
şefkat cehennemden çıkma
imiş saati şaşmaz cumbalarınızda
yer yârilir gök içinde kalırmış
men’dillerimin sorgucunda
bir ihraz zamanıdır niyetlendirir
..niyetlenmişim
II
açılacak yüzüm görümlüğünce kül seyrine
hatrı kalır mı bilmem özümüzdeki günün
masalı harikalar ağlatan diyarında
yerleşikliğimin ağır eli
yere yükselen bir kabusa uyup anmışım
yörüngeden çıkmış kanat hızıyla denize vurmuşum
beton hızıyla kendime çarpmışım
tüy hızıyla acıya sürmüşüm
uyanmışım
düşmüşüm..
III
açılacak yüzüm görümlüğünce kul seyrine
hatrı kalır mı bilmem özümüzdeki elin
buzul çağında tenim ak
kor!’kuluyum bakışlarınızdaki evrenin
suskusundan
yara alsam
yara alsam
hiç değilse
hiç değilse
gövdem şal olur
kol olur
yön olur
yol olmaz imiş
anladım ki
gözlerinizdeki zümrütten
alnıma çarpan ışığın alameti
alnıma çarpan kelebeğin celbinde
bedeni bedeli
toz leylinde
iz
ellerinden balık kaydığım
serin bir kuşkuda
zamana rehin bırakmışım ipin diğer ucunu
bırakmışsınız
çıkarıp sarkaca asmışım cesedimi
zamansız ölüm olmasın adım
diye
diye avunmuşum
sürüldüğüm yaraların tenime deyiminde
sürükleyen kendini ardımıza takıp içimize dek
yanan
boşlukmuş
söndürmüş
ısınmışım
IV
açılacak yüzüm görümlüğünce dul seyrine
hatrı kalır mı bilmem özümüzdeki geningeç gelmedim
serap diye izlediğiniz oturma odası çölünüze
- yağmurun şemsiye kapatan kokusu
erken de kalmadım yakasında kırmızı karanfil tanıklığı
deli gömleği giyen aşk çıkmazınıza
tam vaktinde yalnızdım ve atladılar içimdeki boşluktanıslanırken suluboya
dünya
tarih atlaslarınızda kayıp gökyüzü
kendi rahminde
kayıp insan
astarından sökülmüş bir tabutun
geniş mihverinde tökezleyerek
açılıyorum kendi çizdiğim zifiri aydınlığa
özgürlüğüm özgün gelecekse de özelime
bir vakit
özgesinin bakışından
göz karelerime doldurduğunuz muamma
ahraz operalar bir ihtimal
cinnetin arya okuduğu
düzlüğe çıkak için
tebessümle
beklendik med-cezir infazları
- son bir sözün var mı?
- ben hep ilk sözde bitenim ellerime bakın..
V
kumdan bir kalemle çizilen yüzüme nabzı çarpar
demir alamadığı ufuk çizgisinde
demir atar
damarımda tıkalı bir balığın
bir kulaç bir akvaryum uzaklığı bir amenna bir akvaryum uzaklığı
karayokyumun yine de gözünüzü
kırım kırım
dökülürken avuçlarınızdan zaman
tebeşir lekeleri
seyri
kendi dışında hiçbir şey anımsatmayan
ateşler dikildi içre
gölgesi dövülünce kilin
kostümlerimize giydirildik
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
tebyizle müsaadeliyim
bilgelik
hissizleşen göz aralıklarından da’ha uzakta
ha yakında
çivi tutuyor duvarı
çivi
çivi ak
kor çivi
daha nice açılacak yüzüm görümlüğünce ol seyrine
hatrı kalır mı bilirim özümüzdeki elemin
özlemin
çıkrığı sudan
vesilesi ağır
dinlediğimde dilsiz
anlattığımda sağır
yokluğunuzun diriliği ise
dirliği ise yokluğumun
bu etten kemikten beden
ölü
ürkerim
boşaltmalıyız suya kanarak
iğne deliğinden
geçirdiğimiz o büyük çölü.