Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 24-03-2011
MASUMİYET TARİHİN NERESİNDE VAZGEÇTİ BİZDEN

Bugün 4 Ekim 1993 - Moskova'da ölü sayısının beşyüzü geçtiği bildirildi.

Kaleme almayı tasarladığım post-modernizm incelemesi, ekranda kendi parlamentosunu hedef alan Rus tankları ile aynı akşama rastladı. Gelişen olaylar ve gündem belirleyiş biçimleri, tesadüfler, bizi uzun zamandır şaşırtmıyordu. Gerek estetik gücünü doğrudan hayattan alan edebiyat, gerek kültürlerin siyasi tercihleri ya da geriye ne kaldıysa artık, uzun zamandır tek bir görüntünün koruyuculuğuna terk edilmişti. Gerçi bugüne taşman çatışmaların yerini bölgesel kültürler arasında yeni karşıtlıklara, hatta aynı toplumun alt kültür birimleri arasındaki çatışmalara bırakacağı yineleniyordu, ama bütün iyimserliğimize karşın gerçekliğe son biçimini veren normlar artık yerleşik değerlerimizi didikleyip, alışkın olmadığımız anlamları, bizsiz, bizim için üreten medyanın mülkiyetindeydi. İçinde bulunduğumuz ya da dışında kaldığımız kültürün belirleyici rolünden bağımsız kişilikler olabilme çabalarımız, edinilen deneyimler karşısında tutunamayacaktı. Evrenselliğe atanan yeni tanımlar ise iç içe gelişen farklı sömürge geleneklerinin buyruklarına karşı bizi daha uysal yapıyor.

Olasılıkla bu 'evrensel' anlayışının yörüngesinde, tarih bilincinin yitirilmesinden genç kalemler birbirlerine çok fazla benzediler. Eserin üzerine kurulduğu temel esas insan-doğa-toplum diyalektiğinin gerektiğince konumlandırılmadan, post-modern anlayışın teknikleri gereğince 'nasıl' yazacağımız telaşında ortamı çok seslilikten ziyade gürültü anarşisine çevirmemizin kaçınılmaz olduğu noktaya geldik. Kodlanmış bilgilerden oluşan post-modernizm kavramı çağdaş kültür analizlerine geçiş kavramı olarak uygulanabilecekse de evrensel bir tanım olarak geçerliliği tartışılırken, vurguyu metin üzerindeki uygulamalardan günümüz kültürünün analizine doğru genişletmenin, post-modern anlayışın kültür ve tarihin neresinde varlık bulduğunu kavramak açısından yararlı olacağını zannediyorum. Çağdaş post-modernizm kavramı, kaba biçimiyle, süregelmekte olan tanımlar ideolojik açıdan yeterli olmamaya başlayınca yaşadığımız dünyanın yeniden keşfedilmesi girişimidir. Bu nedenle "ideolojilerin sonu" kuramlarının yeniden uyarlanması için yeni Fransız düşünürlerine ve Fransız yapısalcılığı / yapısalcılık sonrası düşüncesine Amerikan anlayışında sıkça rastlanır.

23:20 ekranda Moskova bir kez daha görüntüde. Yirmilerinde Rus askeri. Fakültedeki Rus profesör gibi mat bakıyor. Sevgili Mr. Utkin, Eminönü Meydanı sakinlerinin sosyalizmle sonuçlanacak dönemin kaçınılmaz önkoşullarını yaşıyor olduğu inancından, aramızda, kendi tüketici eğilimlerinin belirginleşmesi ile sıyrılacak, ve bir gün donuk gri mantosundan vaz geçip, Tiffany-Tomatoe 'dan edinilmiş yeşil gocuğunun içinden açıklayacaktı iki yıl sonra Rusya'yı iç savaşa götürecek yarıda bırakılmışlığı. Örgütlenmiş protestan ile karşılanmıştı yeşil gocuk.

Bugün, ayrıntılarım ince ince geliştirdiğimiz öfkeye özlemin çarpık bilinci ile dönünce; sakınılacak rol bitmişti ve gri mantonun donukluğundan, tarihin bir yerlerinde bırakılmışlığımızı yadsımak için çıkardığımız avuntunun çizgilerini bozuyordu Mr. Utkin. Büründüğü yeni tarzın ayrıntılarında bize yansıyan hırçınlığımızdı.

Genç Rus askeri, Mr. Utkin gibi o da donuk mavi bakışlı. Vazgeçişlerim acemi şevkatlere bırakmaya hazır. Barikatı desteklemek için spiral hale getirilmesi gereken yeni bir tel kümesine uzanıyor. Ardında parlamento binasına karşı mevzilenen tanklara ilgisiz. Yarın Anayasa Mahkemesi'ni iptal eden, parlamentosunu tankları ile ezen bir "liberal"e batının önde gelen başkentleri tarafından demokrasinin işlemesi için desteğin sürdürüleceği bildirilecek. Kalın koruyucu eldivenleri, kasketinde 1917 Ekim'inden unutulmuş kalın kırmızı bant. İşini bitirince eve dönecek duygusu yerleşmiş ifadesine. Hayaletli bir film arası verilen kesintilerde, gelecekde uygun bir ahlakla sağlamlaştırılacak barikatı izlerken, tarihin gafletine yüz çevirerek Tanrı olmadığımız düşüncesinde sakinleşiyorum. Kendi güçsüzlüğümüzü keşfettiğimiz anlarda hiç bir şeyin göründüğü gibi olmamasıyla ilgili değiliz. Kavramlar atlasında sınırın diğer tarafında kalan yağmanın önünde utanabiliyor olmaktan aldığımız haz ise, boğazmdaki düğümü avuntuya dönüştüren biz için uyarlanmış bir post-modernizm tanımı.

Masumiyet tarihin neresinde vaz geçmişti bizden?

Post-modernizmin temel özelliklerine değinip, kendimizi nereye kadar burada tanımlayabileceğimize girmeden önce, bir parantez açmak anlamlı olabilir belki: Post-modernizmin temel içeriği bütünlük kavramının farklılık, heteroj enlik ve değişme adına reddini önerirken, bunun karşısında Fransız yapısalcılık-sonrası düşünürleri, Kuzey Amerikalı çoğulcular ile birlikteliği, Derrida'nm çevresinde, Amerika'nın akademik rotasının muhafazakar olduğunu açıklayıp, reddetmişlerdir. Bu kuram yığınlarının arasında birbirinden ayrı tutulması gereken temel iki nokta vardır: Kuramın kendilerine sözcük oyunu için olanaklar sunulanlar ve kuramın kapsamından siyasi olanaklar çıkartanlar (Eagleton, 1986). Şimdi post-modernizme atanan temel özelliklere değinecek olursak: kendine gönderme yapan söylem, kabul edilmiş doktrinlere muhalefet (heterodoksi), eklektisizm, marjinallik, ütopyanın sonu, yaratıcı yazarın sonu, deformasyon, işlevselliğin yitimi, yapının çözülmesi, bütünün dağılması, yerdeğiştirme, devamlılığın kayboluşu, doğrusal olmayan tarih anlayışı, dağılma, parçalanma, saçılma, ilişkinin kesilmesi, ötekilik, öznenin merkezden çıkması, kaos, isyan, iktdar olarak özne, cinsiyet / farklılık / güç, çoğulculuk, akim eleştirisi, meşrulaştırıcı anlatıcının erimesi (hermeneutics, proletaryanın kurtuluşu, gelişme efsanesi, ruhun diyalektiği).

Bütün bu belirtilen özellikler ve temalar ideolojik olarak oluşmuş ve sanayi sonrası toplumlarında bireyin varoluşu üzerinde kitle üretim reklamcılığının istilasını yansıtmaktadır.

1960'lardan sonra kültürel bir proje olarak olrdukça gelişmiş teknik kapitalist toplumlarda oluşan post-modern kavramının, ne yüksek teknolojinin, ne post-kapitalist devletin, ne de etkili bir tüketici toplumun bulunmadığı toplumlara nasıl ve neden uyarlanmaya çalışıldığını açıklama çabaları da soh biçimini, galiba, kapitalizmin bilgiyi yönlendirişinden alıyor.

Karşı çıkılması gereken şey, Anglo-Amerikan ve Fransız felsefi akımlarının yazın dünyamıza eleştirel olmayan ithalatı olmalı. Sonuç olarak kavramın bu şekilde evrenselleştirilmesi farklı ulusal kültürlerdeki sesleri bastıracak ve gelişmiş kapitalizmin geçerli tek kültür olduğu yanılsamasına götürecektir.

Parlamento basamaklarında, elleri enselerinde birleşmiş ilk teslim alman üyeler. Önde muhafazakar lider Haspilatov. Dünya kapitalist ekonomileriyle birleşmek üzere bir sopa iniyor Haspilatov'un karnına.

Tarihin bir yerlerinde... Prag baharı... Çiçeklenmiş dalların arasından kente yürüyen tankların ezdiği, vakti dolmamış esenlik çağrısı. Tüm incinmişliklerimiz tutmuş bir beddua gibi ferahlamaya bırakıyor yerini Haspilatov'un karnına inen sopada. Sadece başkasının yıkımında kendimizi fatih suretine büyütebiliyorduk.

Masumiyet acaba tarihin neresinde vazgeçti bizden?

Referanslar

ZAVALA, iris M, On the (mis)uses of tbe post-modern: Hispanic Modernisin  revisüed
EAGLETON,   Terry,   Capitalism,   Modernisin   and post-modernism
MUHİP,  Bedirhan.  Biz Tann Değiliz..

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairOYA DEMİR
gonder 3697 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker