Günlerce kahvelerin önünde sensizliği yudumladım yalnızlığımla beraber. Kalbimin vuruşlarını dinledim seni her saniye hatırladığımda. İnce sızılar sardı her tarafımı. Tozun toprağın bulanıklaştırdığı hayallerimin ortasında inceden vuran sendin ruhuma. Çayın acılığını damağımda her hissedişimde seninle tatlı bir dünyanın güzelliğini düşündüm.
Günlerce gökyüzünün maviliğinin karardığını gördüm yokluğunda. Ağır duygularımın aheste geçişlerini seyrettim geçmediğin yollarda. Yüzüne değen rüzgarların hırçınlığına sitem ettim beni yıkmadıkları için. Hedefi ben olmalıydım aslında hırçınlıklarının.
Günlerce kalbimden beynime uzanan heyecan tellerinin üzerinde aşkımın yakıcı nağmelerini çaldım, kulaklarına gitmediği için kalbine de ulaşmayacağını bildiğim halde. Bütün eğlenceli haliyle şuh nağmeler çalan dünyanın muvakkat yalanlarına kanmadım senin için.
Günlerce senin ne düşündüğünü düşündüm, belki de hiç aklına bile getirmediğin hayat tasavvurlarının arasında kendime bir rol biçtim. Hiç yer almayacağımı bildiğim hayatının en mahrem noktalarını düşünerek utandım senden izinsiz.
Günlerce gözlerinin önünde tek parça uzanan sevgi halelerini, sen bilmediğin halde parçaladım. Renkli dünyana renksiz bir donuklukla girmeye çalıştım.
Günlerce pencerenin aydınlığında aydınlattım dünyamı. Güneşe hakaret ettim senden bir işaret gibi gördüğüm pencerenin aydınlığını yok ettiği için. Pencerendeki ışığın senden, evlerin en güzel güneşinden geldiğini kabul ettim ve onu başka hiçbir yalancı güneşin engellememesini istedim hep.
Günlerce isyanım yağmurlara da oldu. Seni görmeme mani oluyorlar diye. Kalbime her inişlerinde gözlerimden akan damlalarla yere düştüler. Bana isyan etti her damlanın meleği. Her yağmur damlasını bir melek indiriyordu sende benim göz yaşlarımı onların damlalarına karıştırdığın için, bu damlaları hangi melek indiriyor diye, bana kızdılar.
Günlerce bekledim seni, dünyam, umutlarım küllere karıştı, şimdi vardığım noktadan yüreğimin küllerini sana savuruyorum ve rüzgarlardan o vefalı rüzgarlardan sabırla onları sana ulaştırmalarını bekliyorum.
Günlerce kapına bağlandım, ayrıldığımda ise hiçbir baharın kalbime ferahlık getirmeyeceğini düşündüm. Kapında gördüğüm her ışık dünyama bir umut daha getirdi. Ama bu kaçıncı umut,hatıra defterime eklediğim kaçıncı hesap. Sen, aşkımı bilmek dahi istemedin ama ben yine de seni her şeyle bildim.
Gecelerimi, rüyalarının süslediğini sen bilmek dahi istemedin. Rüyalarımda rüyalarını sevdim. Rüyalarını sevdim, hayatımı hayatına atabilmek için. Bu dünyadan kaçamaklar yaptım rüyalarına, onlardan yeni bir dünya kurmak için.
Günlerce gözlerinin önünde, gözlerinin derinliğinde, gözlerinin aydınlığında bir dünya kurmaya çalıştım yudumladığım acı çayın karanlığında. Gözlerinden gelecek bir parıltının durduğum karanlık sokağı aydınlatmasını bekledim günlerce.
Nafile miydi bütün bunlar? Hayır değildi. Senli hiçbir şey benim için nafile değildir.