Önce yeşili sildiler tablolardanSiyahla yıkadılar pembe şafağıHüzün üstümüzden gitmesin diyeViraneye döndürdülerGüzelim çiçeklerle gerinenBahçeyi, bağı
Önce bülbülleri susturdular hasbahçelerdeMehtap kaybolsun diye bir bulut yarattılarEn küçük su birikintisinden dahiYakamozları silip,Bizi bir kör karanlığınGöbeğine attılar
Önce “divâne” dediler Mecnun içinÇirkinleştirdiler hayalimizdeki Leylâ’yıDolu gönlümüze kendimiz güldükKovmaya çalıştık başımızdanAsırlar boyu“Sevgi” denen belâyı
Önce göçmen kuşları taktılar mevsimlerin peşineGün oldu, kuş mevsimden kaçar oldu.Mecnun’a çölleri gezdiren ümit,Ferhat’a dağları deldiren ümit,“Yavuklu yüzüne bakmamış diye”Karacaoğlan’daNâçar oldu…
Önce güvercinleri vurdular günler, geceler boyuZeytinin her dalını ağaca bağladılar…Gün oldu zeytin dalı kendi kendine uçtuBaşlarını ellerinin arasına alıpHırslarındanAğladılar!..