Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 22-01-2005
ÖYLESİNE BİR HİS

Yaşam bitmiş miydi? Mavi pantolonunun ıslak paçalarından sızan alabalıklar dahi alayla gülüyorlardı. Aşk! Doyumsuz ilk gençliğinin ve son gençliğinin yıkıma uğradığı anlar da dahi dopdolu ay ışıklarıyla birlikte süzülüp gelmemiş miydi?

Kentte bıraktığı neydi ya da neden bıraktı? Salome’nin uçarı bakışlarını anımsadıkça birkaç kez ya da binlerce defa ölüyordu. Soğuk bir rüzgar esti ama yaşadığı müthiş iç çatışmasını serinletmeye yetmedi. Açlığını duyduğu istemlerin birer birer su yüzüne çıkışını, sonra tekrar bombardımana uğramış gemiler gibi batışını aldırmadan izliyordu. Nilüfer çiçeği, geniş yapraklı... Yok olmuş gölde biriken uçsuz bucaksız sarı toprak...

Gün batmak üzereydi. Ağaçların arasından çıkan kırmızı yüzlü adam ona doğru geliyordu. Onun da elinde bir nilüfer çiçeği vardı. Adam ona yaklaşırken bir sigara yaktı, sarı ışık düştü parmaklarının arasına. Elaya çalan gözleri gölün suları kadar durgundu. Zaman mı? Hüzün mü? Sevinç mi? Hiçbir şey okunmuyordu gözlerden. Dudaklarının çevresine yayılmış bir yorgunluk vardı. Sadece ağır bir yorgunluk, ağır bir iç çekiş, ağır bir sırıtış, ağır bir haykırış...  Volkanların içinde, patlamaya hazır lavlar gibi.

Önce, çevre köylerden çalışmaya gelen bir işçi sandı onu. Ama adam tıpkı kendisine benziyordu. Kendisi gibi renkli bilyeleri andıran gözleri ölesiye mattı. Yanına yaklaştı. Yan yana  geldiklerinde O adamın kendisi olduğunu şaşkınlıkla gördü. Ama, adam onu görmüyordu. Yanından bir gölge gibi geçti. Zaten sadece bir gölge değil miydi? Diye düşündü. Adam çalılıkların arasından göle uzandı. Önce mavi pantolonunun paçaları ıslandı. Sonra yavaş yavaş sulara gömüldü. Saçları ince, tel tel uzandı suyun üzerinde! Dalgaların hafif çırpınışları esmer teninde acı bir tat bırakıyordu. Alabalıklar geçti yanından. Parlak çakıl taşları hüzünle gülümsediler ona. Etli parmaklarında tuttuğu taşlar sertti, yine de yumuşak bir şeyler, anlatamadığı, anlayamadığı, bir şeyler duyuyordu. Adam sevinçle daha derinlere daldı, daldıkça içindeki coşku büyüyordu. O, çalılıkların arasında onu izliyordu. İşte böyle gördü adamın yitişini.

Birden titredi, sarı saçlı bir güvercin konmuştu parmaklarına, onu sürüklüyordu. O ve sarı saçlı güvercin gün batarken dağlara doğru yöneldiler. Nereye gittiklerini bilmeden, sevinçle, duru bir yaşam duyarak içlerinde. Sevgili lalelerin yanından geçerek, güneşin battığı yöne ilerlediler.

Yaşam Salome olmuştu, Salome sarı saçlı güvercin, sarı saçlı güvercin göle dönmüştü, göl ise nilüferlere. Adam yaşama dönmüştü. Kızıla boyanmış güne.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairŞULE ERSOY
gonder 124 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker