Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 22-03-2011
OYUNA DEVAM

Onu öldürdük- Sen ve ben.
Biz, hepimiz onun katilleriyiz.
Ama bunu nasıl yapabildik? Denizi nasıl içebildik?
Tüm ufukları emen süngeri bize kim verdi?
Dünyayı güneşten kopardığımızda ne yaptık?
Nereye gidiyor şimdi? Nereye gidiyoruz şimdi? Tüm güneşlerden uzak!
Sürekli batmıyor muyuz? Geriye, yanlara, öne, her yöne? Var mı yukarıda veya aşağıda kalan? Sonsuz bir hiçlikle başıboş değil miyiz?..
Tanrı  ölüdür.
Tanrı geride ölümü bıraktı.
Ve biz onu öldürdük.

                                         F. Nietzsche


Dizi dizi inci, güzellikte birinciydim ve dahi aslımı sorsaydımz, annemin biricik kızıydım. Efendisinin sağ gözü olanları bilmiyorum ama, bu bir aslımız olduğu, bir ilk, bir başlangıç ya ela kendinden başka hiç bir   şeyle   açıklanamayacak   nihai   bir kelimenin   olduğu   varsayımını   nerden edindiğimi    düşünürken    aklıma    bu tekerlemeler geldi. Oldukça umarsız ve yorucu tekerlemeler de vardı: . "bana bir masal anlatsana anlat demekle olmaz bana bir masal söylesene söyle demekle olmaz..." diye uzayıp giden, sizi masala götürecek uygun kelimenin asla bulunamadığı sonsuz bir dolanma, çocuk oyunu. Belki de sahiden "söylenmiş olan söylenmemiştir ve söylenememiş olan da söylenemez  zaten".

Dualarında Tanrı'nın adını zikretmeyen dini düşünüyorum, kafam karışıyor. Her şeyi dilde aramak ve bilinçdışının bir dil gibi yapılandığı varsayımının bizi getirdiği yerlerle beraber, götürmediği yerler de olabileceği geliyor aklıma. Gerçi her tutarlı açıklama söylemi gibi, sorgulanamayan bir takım ön koşullar... koşullar. Varsa eğer hakikate bir-e-bir bir çakışma, söylenenle görülen arasında bir örtüşmeyle mi yoksa tutarlı bir takım anlamlandırmalarla mı gidilecek? Ya da herkes kendi hakikatine bildiği bir yolla mı kavuşacak? Sahi, tanrının birliği ne zamandır vaz'ecliliyor? Bütün kelimelerin anlamlarını ya da bütün tekerlemeleri bilsek, kanatlı kapının demir sürgüsü açılır ve biz dar aralıktan bilmem nereye geçer miyiz?

Yine de insanın etrafında yaşamını örgütlediği bir doğruya, tüm anlamların anası BİR hakikate sahip olması iyi bir şey diye düşünüyorum. Ancak, her zamanki birileri çıkıp her bütünsel kurgunun 'sorgulanabilir' varsayımları üzerine inşa edildiğini söyledi, düşündü, 'inan'ın eski tadı kalmadı. Bizim de öyle... Biz derken de, oldukça ekonomiğim aslında, laik bir talim terbiye tezgahından geçmiş, şarabî eşkıyalardan abi ve ablaları olan ve haddini de aşıp onlar için efkârlanan, üstelik bu efkârını da zamanın bilimum zaaf ve pratikleriyle bazen 'gözlem' diye bazen ele 'başka ne var' diye dağıtan sen, ben ve bizim kız/oğlandan sözediyorum. Zira 'memleket' yazı dilinde 'geçmişe duyulan özlem' kabilinden bir kelime olalı beri Sivas yollarında katar katar kağnılar gezer oldu. Kağnısız bizlerse şehrimizin bir köşesinde gezeriz artık, dilimize vurur işte...

Bu 'memleket' tadında bir kelime daha var dilimde ki o da 'nedensellik'tir. Nedensellik yerini anlamlı eşzamanlılıklara bıraktığında ve işbu saltanat değişimi bir hayli patırtı kopardığında, günlük yaşamımızdaki hamam ve tas ilişkisi eski metafizik ağırlığından bir şey kaybetmemişti. Onca yılın insanlık deneyimi, ürettiği semboller, düşünüş, duyuş biçimlerinin nedense hep bir düşen elmayla birlikte zikredilen bir takım düşünceler ve muhalif muhtelif diğerleriyle değişeceğini beklemek için bir durak da tahsis edilmemişti. Dolayısıyla birisinin bir astrologa başvurmasıyla, diğerinin bir psikanaliste gitmesi arasındaki ayrımın kulağa geldiğinden daha cılız olduğunu düşünüyorum (psikanalizi bilimselliği tartışması açısından çok çağımızın ürettiği bir pratik olarak düşündüm). Zira, Heisenberg, namı bu konularda önemsenen bir şahsiyet de "bilimsel dünya görüşü kelimenin tam anlamıyla bilimsel bir görüş değildir artık" elemiyor mu? (Alıntılarımı elbette seçiyorum).

Ve böylelikle doğal yasa mutlak geçerliliğini yitiriyor ve göreceli bir hal kazanıyor. Zaten doğal yasalar da makrofizik çokluklara uygulanabilir istatistiki doğrular değil miydi fazla fazla ve tahmin yürütmek ele, bu çoklukların istatistiki bir ağırlığı olması durumunda sözkonusu değil miydi? Böylece deneysel yöntem ancak düzenli ve tekrarlanabilir olayların incelenmesinde söz konusu olup, seyrek görülen ya da tek olayları araştırmada kullanılmaz olur. Neyse, lafı ağırlaştırıp uzatmadan ve daha fazla bilim karşıtı görüntüsü vermeden diyeceğim o ki oyun sürüyor, ben o kelimeyi aramak da, aslını sormak ela bir yana şimdi yalnızca 'oyuna devam' diyebiliyorum. Ve ne başından ne ele kaldığımız bir yerden... yalnızca devam.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairHALİDE  VELİOĞLU
gonder 3666 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker