Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 18-09-2005
SAFURE

Kendimi anlatmakta her zaman zorluk çekiyorum. Bu kaçıncı mektup, yazıp yırttığım. Kalemi her elime alışımda bu sıkılganlık, bu ürkeklik, alacaklı gibi kapıma dikiliyor ve hareketsiz kılıyor beni. Sonrası, yazdıklarımı yırtmak kalıyor bana. Sanki cümlelerin içi boş, sanki ifâdelerim serseri bir kurşun. Anlatmalıyım diye her karar verişimde, kahramanım gözümün önünde yerini alıyor ve bendeki vazgeçişe alkış tutuyor. Susmalı mıyım, susmalı mıyız, yoksa ikimiz de hayâl kuşatmasını yıkıp tersini mi yapmalıyız? Tercihimizi ikinciden yana yapmalı ve ben de yazmaya devam etmeliyim. Ben yazmaktan vazgeçmemeliyim. Özgeçmişimi yazacak değilim ya.!

Bir yazar ya da bir şair olmak istiyorum. Buradaki yaşam şartlarının zorluğuna rağmen başaracağımı biliyorum. Bizim burada bir bahçemiz ve seramız var. Bahçemizde domates, biber, patlıcan, fasulye, kavun, karpuz yetiştiriyoruz. Ayrıca halı dokuyor
 ve çobanlık yapıyorum. Konfüçyüs hep şöyle yalvarmış “Tanrım, bana bir oda dolusu kitap, bir bahçe dolusu çiçek ver.” Ben de “Rabbim, bana bir oda dolusu kitap ve onları okuyacak zaman ver.” Diye dua ediyorum. Okumayı çok seviyorum. Zamanım az olduğu için okuduklarımı kaydetmeye çalışıyorum. Yazarak çalışmayı da denedim ama çok zamanımı alıyor. Bazen zamanım olduğu halde iki yada üç sayfa okuduktan sonra gözlerim feryadı basıyor, yeter diyor ve kapanıyor. Beş on dakika dakika bekliyor ve tekrar başlıyorum okumaya. Birkaç sayfada bir gözlerimi dinlendiriyorum. Ben de son çare olarak akşam okuduklarımı gündüz bahçede iş yaparken zihnimde canlandırarak tekrar etmeye çalışıyorum. Hem de zamandan tasarruf sağlamış oluyorum. İki işi bir arada yaparak zaman kazanıyorum. Sınavlarım yaklaştığı zaman sabahlara kadar çalıştığım zamanlar da oluyor. Bütün bu anlattıklarımı kimse yanlış anlamasın. Kendi uğraşlarımı ya da yapmaya çalıştığım ufak tefek şeyleri kendime methiye olsun diye değil boş vakti olanların kulağına küpe olsun diye yazdım. Dahası insanın başarması için illâ her şeyin yerli yerinde olmasının şart olmadığını vurgulamak istedim. Ben bir okuma âşığıyım. Önceleri okumayı sevmezdim. Kitap okumayı sevmek için çobanlık yaparken yanıma kitap aldım. Kitabı yanımda hep taşımak bana onu sevmeyi ve onun değerini öğretti. Ben yanımda götürdüğüm kitapları dağda davar güderken okudum. Bulunduğum yer hârikaydı.

Ayağımızdaki naylon ayakkabılarımız içindeki nasırlı ayaklarımızı, dağların taş kayalıklarına vura vura Karacaören Barajı’nın kayalıklarına varırdık. Dağın kayalıklarına vuran mavi dalgalarla şiddetli ve derin esen rüzgârın eşliğinde bir kayanın üzerinde açardım kitabımı. Hem okur hem de etrafımı seyrederdim. Böyle olunca tabiatın güzelliği ile kitabın güzelliği birleşiyor
ve okuduklarımdan daha çok zevk alıyordum. Sanki okuduklarımı yaşıyor gibiydim. Zaten bir kitabı okurken kendimi kitabın içinde hisseder, okuduklarımı canlandırarak çok güzel anlardım. Su ve ekmeğin doyurucu özelliği var, kitabın ise doyumsuz özelliği olduğunu savunuyorum.

Fazla söze hâcet var mı derler ya, fazla yazmaya da. Ben yazacaklarımı tek sütun hâlinde bir dergide, bir gazetede görmeyi ne de çok arzu ediyorum. Hani şu okuduğum kitaplardan birinin yazarı ben olsam, ya da benim yazdığım kitapları bir başka şehirde benim gibi çobanlık yapan biri okusa. Okusa, ama benim gibi yazma emeli, yazar olma tutkusu beslemese içinde. Gözünde model olacak insanları büyütmese. Olur mu, olmaz mı bilmiyorum ama ben yazar olmak istiyorum. Ünlü birinin hayatı sinema filmi, tiyatro eseri veya dizi olabilir. Ben bunların hiçbirini istemiyorum. Özgeçmişimden bahsedişimin sebebi bunlar değil yazar olma tutkum ve isteğim. Yazdıklarım yanlış anlaşılacak biliyorum. Ünlü bir yazar olur da hayatınızı insanlar merak eder ve film yaparsa sizin de yapacağınız bir şey yok. Ama olsun , yazmanın ve okumanın bencesi de bu. Tutkularımı bir tutam gül gibi zarfın içine koyup gönderiyorum. Onu hayâlimin öyküsü olarak sunuyorum. Rüya değil, gerçek olsun arzularım istiyorum.

Sizi tanımıyorum. Çalıların arasında dolaşırken onların diliyle size seslenmek istiyorum. Solmuşluğum güz eskimesidir. Bahara filizlenerek ve çiçek açarak adım atacağım. Kokumu insanlar duysun, etrafa yayılsın istiyorum. İklimler ne olursa olsun ben yapraklarımı açmaya devam edeceğim. “Ne sevimlidir pulu yalnızlığın “diyor ya şair.Ben de yalnızlık dilekçesini size uzatıyorum, okumanın ve yazmanın bir hediyesi olarak.”

Ben Safure. Birazdan çobanlık için evden çıkacağım. Gün batımında eskiyen duygularım olacak.Uzakları yakın ederek sizden haber bekleyeceğim.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairEMİRHAN YÜCE
gonder 107 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker