Allah rahmet eylesin, Sıvacı Hasan adında biri vardı. Güler yüzlü, şenşatır bir kimseydi. Bir tren yolculuğu sırasında bir karı-kocayla aynı kompartmanda seyahat ediyorlardı. Karı-koca Hasanla hiç konuşmuyorlardı. Oysa Hasan konuşmayı çok seven bir insandı. Bir müddet sonra karı-koca çantalarından çıkardıkları elma, armut gibi meyveleri önlerine koyup yemeğe başlarlar. Fakat Hasana ne buyur derler, ne de bir tane verirler. Hasan, ikram bekler, bekler, tınladıkları yok. Ne yapsın, ne etsin? Birden yerinden kalkar, elini meyvelere uzatır, ve kendi kendine:- Sen de buyur Hacı Hasan! der, birini alır. Bunun üzerine mahcup duruma düşen karı koca Hasandan özür dilerler ve güle-konuşa seyahati sürdürürler.