 Üye Girişi
 Ara - Bul
|
  
|
|
Fıkralar |
|
|
     |
13-01-2006 |
| SEN, HAYIR BEN... |
|
|
Bundan beş on sene önce üç kardeş toplanır, baba mülklerinin üzerine bir ev yaptırmak isterler. Ev üç daireli olacak ve her bir daireye bir kardeş yerleşecek. Bu şartlarla işe başlıyalım, derler. Ama ortalarda para yok. Üç daireli ev kolaylıkla mı olur? Hadi birazı bankadan alınsın, ya gerisi nereden gelecek? O zaman büyük kardeşin karısı der ki: - Ben kolumdaki bileziklerimi veririm. Diğer gelinler onu takip ederler kimi kolyesini, kimi iğnesini, kimi küpesini vermeye kalkar. Kocaları da, karılarının bu fazilet yarışına katılırlar. Uçta, kenarda, sandıkta, bankada neleri varsa ortaya koyacaklarını bildirirler. Bakarlar ki, bu türlü elbirliği ile istedikleri ev biraz borçlanmak suretiyle olabilecek, sevinirler. Akıllı büyük gelin bu sevinci çok sürdürmez. Ortaya bir lâf atar: - Peki, der. Hadi evi yaptık. Hangimiz hangi daireye geçeceğiz? Bunun üzerinde hepsini bir düşüncedir alır. Gerçekten en önemli husus buydu. Kim hangi katta oturacaktı? En küçük gelin imdada yetişir: - Bize en üst katı verin biz genciz. Çocuklarımız oluncaya kadar gürültümüz patırtımız olmaz, rahat edersiniz. Ortanca lâfa karışır: - Peki der, çocuklarınız olduğunda ne yapacağız? Altta gürültünüze nasıl tahammül edeceğiz? Büyük gelin: - Olmaz öyle şey. En büyüğünüz biziz. Bizim yukarı kata çıkmamız yakışık alır. Küçük oğlan ağabeysine cevap verir: - Babamın vasiyeti vardı. Evin üst katı benim olacaktı. Ortanca oğlan: - Ölmüş babamızı karıştırma len. Babamızın böyle bir lâf ettiğini biz hatırlamıyoruz, nereden uyduruyorsun? - Sen uyduruyorsun asıl! Len diye senin babanın oğluna derler, anladın mı? Büyük oğlan kendini tutamaz: - Susun len susun. Edebsizler. Ben ne dersem o olur. Üst kat bizim olacak anladınız mı? Bu defa küçük oğlanla karısı, ortanca oğlanla karısı ayağa kalkıp bağırışırlar: - Yağma yok öyle. Sen tepemizde tepinesin diye o evi yaptırmıyoruz. Daha ortada fol yok, yumurta yokken bir curcunadır, bir kavgadır baş gösterir. Gelinler birbirleriyle saç saça, baş başa, girerler yumruk, tekme aynaşa kalırlar. Mahalleli gürültülerini duyar, kardeş ve gelin kavgasını güçlükle önlerler. O gündür bu gündür bu kardeşler, bu gelinler birbirleriyle küsler. O gündür bu gündür baba mülkü hâlâ harap ve perişan durur.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|