Yan Bibiyan şehir dışında amaçsızca dolaşıyordu. Diğer çocukların kimi okulda kimi işteydiler. Güzel bir bahar günüydü. Meyve ağaçları çiçek açmış, ovalar yeşile bürünmüştü. Güneyden gelen göçmen kuşlar yuvalarını yapmaktaydı. Herkes meşguldü. Yan Bibiyan'ın canı sıkılıyordu. Birlikte zaman geçirebileceği kimse yoktu.
Sabah küçük bir testere çalabilmek için uzun uzun fıçı dükkanının önünde oyalanmıştı. Amcasının bahçesindeki ağaçları budamak istiyordu. Onu iyi tanıyan fıçıcı Yan Bibiyan'ı öfkeyle azarlayıp kovmuştu:
- Ne bakıyorsun alık alık be çocuk! Defol git buradan. Senin gibi tembelleri dükkanımın etrafında görmek istemiyorum. Yan Bibiyan fıçıcıya dil çıkartıp daha sonra intikamını almaya karar vererek kaçmıştı. Gezinmek için şehrin dışına gitti. Uzun süre derenin üzerindeki köprüde oyalandı. Berrak suda oynaşan küçük balıkları seyretti. Dereye taş attı. Sonra bir söğüt ağacına tırmanıp uzun süre baykuş gibi öttü. Yola çıktığında yanından şimşek hızıyla geçip onu toza boğan otomobili taşladı. Dizginlenemez bir duygu kalbini bulandırıyor ona huzur vermiyordu.
Bugün henüz kimseye zararı dokunmamıştı. Kötü niyetlerinden hiçbirini gerçekleştirememişti. Memnuniyetsiz ve küskün yürüyordu. Dağınık saçları bir susak saksısında kurumuş otlara benziyordu. Islık çalmayı denedi ama ağzı memnuniyetsizlikten çarpıldığı için beceremedi.
Birden ayaklarının dibine büyük yeşil bir kertenkele sokuldu; kuyruğu ile topuklarına vurup yıkılmış bağ duvarının altına saklandı. Yan Bibiyan'ın sevinçten gözleri parladı. Sanki solmuş saçları canlandı, çarpılmış ağzı düzeldi.
Güzel yeşil hayvan duvarın dibinden, güneşte ısınmış taşa tırmandı. Yan Bibiyan bir şey söylemek ister gibi kafasını ona çevirdi. Eğilip yerden bir taş aldı.
Kertenkeleyi gözleyerek bir kaç adım yaklaştı ve taşı ona attı. Taş yeşil kertenkelenin yakınına düştü ama onu korkutmadı. Yan Bibiyan kertenkeleyi yakalamaya karar verdi. Yavaş yavaş yaklaşmaya başladı. Sessizce konuşuyordu.
"Ben Yan Bibiyan
Lokma gibi küçüğüm
Dev gibi kuvvetliyim."
Kertenkele onun kirli ellerinin uzanmasını beklemeden esnek vücudunu kıvırdı ve kaçtı. Yan Bibiyan dikkatle ve sessizce arkasından yürümeye başladı. Kertenkele bağa girdi. Çevik hareketlerle kıvrılarak yeni yeni yeşermekte olan ince dalların arasından geçip önce bayırdaki küçük koruya oradan da sık diken ve böğürtlenlerle örülü vadiye geçti.
Böğürtlenlerin arasındaki büyük taşın üzerine çıktı. Yan Bibiyan onu gözden kaçırmıyordu. Taşın üzerine en kolay tırmanılacak yeri aramaya başladı. Kertenkele onun hareketlerini fark edip aşağıya kaydı ve taşın altındaki büyük deliğe girerek kayboldu. Elini sallayarak memnuniyetsizce seslendi Yan Bibiyan:
- Füt!
Birden taşın altındaki büyük delikten küçük bir insan fırladı.
- Hey çocuk, beni niye çağırdın?
- Ben seni çağırmadım, dedi Yan Bibiyan ve daha önce hiç görmediği küçük insanı hayretle incelemeye başladı.
- Nasıl çağırmadın; biraz önce "Füt!" diye bağırmadın mı?
- Evet ama sana seslenmedim ki.
- Ben küçük şeytancığım adım da "Füt" dedi korkunç insancık ve taşın üstünde hoplayıp zıplayarak gülmeye başladı.
Şeytandan hiç kormadı Yan Bibiyan. Tam tersine hoşlandı bile. Merak ve gülümsemeyle bakıyordu. Şeytan sanki biraz ona benziyor gibiydi; yalnız ondan daha hareketli ve zayıftı. Bir pire gibi zıplıyor gülerken beyaz dişleri parlıyordu. Gözleri kurnazca oynaşıyordu.
Alnının iki yanında, perişan saçlarının arasından küçük boynuzlan görünüyor, arkasında uzun kuyruğu sallanıyordu. Birden zıplamayı bıraktı ve dostça sordu:
- Adın ne?
Yan Bibiyan başını kaldırdı ve ciddi bir sesle
- Ben Yan Bıbiyan. Lokma gibi küçük, dev gibi güçlü, dedi.
Şeytancık zıplarken "Yan Bibiyan! Yan Bibiyan" diye şarkı da söylemeye başladı.
- Senin adın çok hoşuma gitti. Arkadaş olmak ister misin? Benim hiç arkadaşım yok. Babam yaşlı Fütfünko beni evden kovdu. Bir ay boyunca kimseye zarar vermeyip kötülük yapmadığım için... İnsanlara kötülük yapmaya başlayana kadar ondan uzakta bu delikte yaşamaya mahkum etti beni. Yan Bibiyan dikkatle ve sessizce dinliyordu Şeytan'ın hikayesini. Böyle ilginç birisiyle tanıştığı için çok sevinçliydi.
- Hey Yan Bibiyan! Kabul ediyor musun beni arkadaşlığa, dedi şeytancık bağırarak ve bir ayağı üzerinde zıpladı.
- Kabul ediyorum, dedi Yan Bibiyan. Benim babam da elini benden çekti ama başka sebeple. Seninki kötülük yapmadığın, insanlara zarar vermediğin için cezalandırmış seni, benimki ise bütün meziyetim kötülük yapmak, zarar vermek olduğundan bıraktı beni.
- Ah, diye bağırdı şeytancık.
Taştan atlayıp Yan Bibiyan'a sarıldı.
- Yan Bibiyan sen bana kötülük yapmayı, zarar vermeyi öğreteceksin. Ben senin sözünden çıkmayıp çırağın olacağım. Çok marifetliyimdir; bütün hayvanların kılığına girebilir, seslerini taklit edebilirim. Görünmez olabilir, karanlıkta görebilirim. Ve daha bir sürü şey yapabilirim.
Yan Bibiyan da şeytancığa sarılıp sevinçle zıpladı. Ne zamandır böyle bir dost arıyordu. Artık yalnız dolaşmayacaktı.
Çeviren: Nesriye Cesur