her yan duman dolmuş
zehir kokuyor
bizim koğuş sanki
oksijen kardeş
uyuz kedi gibi kovulmuş.
demir kapı kilitli
sımsıkı kapalı pencere.
bizim koğuş.
bir öksürüklü tencere
öhhü öhhü
öhhü öhhü
solo ve koro halinde
koğuşumuzun bestesiz güftesidir.
aslında öksürük,
boğulan ciğerlerin
imdat sesidir.
boğazımı tırmalıyor
gözlerimi ısırıyor duman.
feryat etmekte ciğerlerim
lâkin,
laf anlatamam
bilemez yalnızlığımı
anlamaz tutsaklığımı.
nikotin celladı,
flörte başladı
alyuvarlarımla!
vücudumun hücreleri
havasızlıktan kıvranıyor şimdi.
«artık çekilmez bu hayat»
diyenleri var.
hatta bir kısmı
bana karşı isyan planlıyor;
kolonilerde bildiriler dağıtılmakta
«yaşasın kanser!»
«yaşasın isyan!»
«kahrolsun duman!»
sloganları atılmakta...
iç güvenlik sorumlularım
akyuvarlar,
bu anarşist ve isyankâr
hücrelerle savaşmakta...
bana kırgın, bana dargın
vatandaşlarım,
bu gidişle asilere katılacak
tüm yandaşlarım.
koğuşun
sağlık tablosu
gayet elemli:
yirmi delikanlının
ikisi veremli,
ikisi astım,
altısı ülser,
birkaçı da belki kanser,
delik mideler,
çürük ciğerler,
asi hücreler,
işte sigaranın birkaç marifeti
mahfetmekte
Rabb'in bize verdiği
paha biçilmez emaneti.
içerde duman
duman içinde dumanzedeler...
bir karış açsam
başucumdaki pencereyi
itiraz fırtınaları eser!
yeni öğrendim
soğukmuş meğer
bilumum hastalığın müsebbibi.
bilmezler mi ki
içilen sigaralar
ciğerleri yaralar.
çakmaklar, kibritler
her sigara ile beraber
hayat ağacından
bir yaprak yakar
ve
yaz gelmeden
hoş gelsin
bastonlu dede «sonbahar»!