geç başladım yalnızlığadün gece sabaha kadargümüş yıldızlar yağdı sokağagecenin altın kafesindensiz duydunuz mu hiç öldüğünü orospularınya da yaralandığını kuş sesindengeç başladım yalnızlığakırılmış bir dalıydım bu büyük yalnızlığınbu büyük yalnızlığın upuzun yağmuruylaalnımdan vurulsam dapırıl pırıl yıkadım düşlerimiönünden geçip gökdelenlerinıslak pencerelerinde seyrettim gülüşlerimigülüşlerimden biri altın bıraktı avuçlarımabiri bakır biri çakıltaşı bıraktıbelki gözyaşı bıraktı/yağmuru belkigeç başladım yalnızlığatutup penceresini açınca yüreğiminaramızdan kömür yüklü mavnalar geçtikendimi asmak geçti içimdengenelevde tanıdığım bir çok kadının gözlerinesonra düşündüm ki bu fahişelerinelleri ayakları kesilmişhepsi beş para/hepsinin anası babası ölmüşbakışları caddeler kadar uzunyürekleri sokaklar gibi darhepsi kimbilir orada ne ayıp karanlıklar görmüşhepsinin üstlerine kapanmış bütün kapılarve hepsi de rüzgâra bırakmış yelkeninigeç başladım yalnızlığagöğsüne binlerce kurşun saplandı sokağınsokak ölü bir adamın kanlı elbiselerini giydive bütün gün yağmur yağdı acının kefesindensiz duydunuz mu hiç öldüğünü orospularınya da yaralandığını kuş sesinden
ben duydumve geç başladım yalnızlığa üsteliküstelik az kaldı ölüyordum