Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 04-07-2011
SONBAHAR HÜZNÜ RUHUMU YASA DÜĞÜMLEDİ; DÖKÜLDÜ YAPRAKLARIM

Hayat bir sözlüktü benim için. Bu sözlüğün tümünü okudum hayatım boyunca. Bu sözlüğün yazarı bendim. Neden mi? Çünkü herkes kendi hayat sözlüğünün yazarı olur. Benim acılarım, benim mutluluklarım, benim hüzünlerim. Hepsi yüreğimin kilitli odasında nefes alıyorlardı. Bu kilidi bulmak bütün ömrümü aldı. Bu maceraya atılınca ruhumda başlayan sonbahar hüznü ruhumu yasa düğümledi.

Bu anahtarını ararken ağladım, haykırdım, yardım istedim, kıvrandım. Sesimi duyan kimse olmadı. İşte hayatın yalnızlığı budur. Hayat, herkesi büyük bir işe başlarken yalnızlığa uçurur. İşte benim ruhumu da yalnızlığın çölüne uçurdu ve anahtar yolculuğuma ilk adımımı atmış oldum. Ben büyüdükçe dallarım tomurcuklanmaya, sözlüğümdeki sayfalar dolmaya başladı. Böylece hayatla ilişkim sıkı bir iplikle sertçe düğümlenmeye başladı. Birbirimize ne kadar sıkı sarılırsak ilişkimizin bir o kadar uzun ve güçlü olacağını düşünüyorduk. Bu sevgi bağı ben hayatı sevdikçe ve elbet hayat beni sevdikçe örülmeye başladı.

Bu ip uzarken ben yaşlanıyordum. Hayat ise beni kendine bağlamak için sımsıkı ellerimden tutuyordu. Fakat o beni kurtaramazdı çünkü her insan gidicidir bu fani dünyada. Dediğim gibi yaşlandıkça sözlüğümdeki sayfalar çoğalmaya, dallarımdan yapraklar ve çiçekler çıkmaya başlamıştı. Sayfalar ve çiçekler çoğaldıkça anlıyordum ki hayat yükünü daha fazla kaldıramayacağım. Çünkü yaşlanmıştım, belim ağrımaya başlayınca yorulmaya başladım. Bunun sonucunda hayat yolumun sona geldiğini anlamıştım.

Hani bize çocukken söyledikleri sözün doğruluğu? Nerede hani ölmeyen insanlar, nerede hayat sonsuza dek uzanıyor. Bizler hep hayatın peşinden koştuk. Peki şimdi bu istek nerede?Bu isteği ruhlarımıza taşıyan ve bizi mutlulukla evlendiren umut neden bizi terk etti? Bunların tek bir cevabı var herhalde. Hayat belli bir yaş sonrası insanı tek bir duyguyla baş başa bırakıyor. Geçmişe olan özlemle. Size şu andan itibaren hayat sözlüğümden birkaç sayfayı anlatacağım. Görün bakalım ben bu sözlüğü nasıl ve nelerle birlikte masama yatırmışım.

1.Bölüm: Sözlüğü bir araya getirdim...

Hayat senaryomun yönetmeni bendim, yardımcı yönetmen olarak da yanıma duygularımı görevlendirdim. Neyse hadi anlatmaya başlayalım artık.

Her insanın hayatında unutamadığı günler vardır. Bu unutulmaz günlerde insanlar yeni bir şeyi keşfeder ya da hayatlarına yeni bir anlam katarlar. Benim bu günümde hayat sözlüğüm son cümlesini yazdı ve kapağını kapattı sonsuza dek. O gün bana eksik olan duyguların pastalarını tattırdı. Bunlar bazısı ekşi, bazıları acı bazıları ise tatlıydı. Bunlar nasıl mı gerçekleşti? derler ya “Aşk gelip gidicidir.” diye. Aslında bu büyük bir yalandır. İnsanlar aşkı yüreklerine dikerler. Bu dikişin ipleri ise doğuştan itibaren yüreğe işlemeye başlar. Benimki de böyle oldu. Çocuk yaşta birisine aşık oldum. Yüreğimin kilitli kapısı onun için açıldı. Tüm duygularımı benden çekip aldı. Durum böyle olunca onunla buluştum ve dedim ki:

- “Bizler daha çocuğuz. Biliyorum birbirimize kelepçelendik fakat bu kelepçenin anahtarı yok.İstediğimiz zaman bu kelepçe kopabilir ve aşkımız parçalanabilir.”

O da bana:

- “ Merak etme. Aşkımız parçalanırsa yüreğimize işler ve hayat sözlüğümüze aşkı çizmiş oluruz.”dedi.

Bir anlığına düşündüm. Anlamadım. Çocuk aklı işte.Aşkın ne olduğunu anlamaz insan çocukken. Büyüklerinden gördüğü o tatlı sahneyi hayat sahnesine eklemek ister. Önce hayat aşkının peşinden sonra sevdalısı olacağı insanın peşinden koşmaya başlar. İşte aşk budur. İki insan arasında kurulan ince ve upuzun bir köprü. Böyle bir köprüyü sıkılaştıracak güç çocukken kimsenin eline geçmez. Ama artık yetişkin bir insanım. Artık tamamen aşkı tanımış ve sözlüğüme eklemiş bir insanım. Geriye bir çok duygu kaldı sözlüğüme aktarabilecek. Peki mutluluğu nasıl kazandım? Ben çocuklarımdan, başarılarımdan, torunlarımdan ve hayat tiyatroma rol kazanan diğer duygular ve kişiler sayesinde yakaladım mutluluk kelebeğini. Hayat pencereniz ne kadar geniş olursa o kadar mutlu ve başarılı olursunuz hayatta. Hayatta sadece kendi hayatınızı değerlendirirseniz hiçbir mutluluğu veya yardımı göremezsiniz geleceğinizde. Ne kadar çok hayat oyununa katılır ve o oyunun yönetmenine yardım ederseniz, hayat size o kadar çok iyilikle yaklaşır ve hayat güneşiniz her zaman size gülümser. Böylece içiniz mutluluk ışınları ile ısınacak ve hayatın en büyük hediyesini almış olacaksınız. Yardım etmenin verdiği huzur, mutluluk ve umut. Hayat çiçeğim sulandı, hazinem çoğaldıkça.Hazinem çoğaldı hayatımın anlamı daha da değerli oldu.

2.Bölüm: “Sen git, aşk bana kalsın...”

Yıllar geçti. Ben yine gönlümü kaptırdım birisine.Bu aşk içime işleyen ilk gerçek aşk oldu. Bu seferki sevdalımla gerçekten büyük bir aşk yaşadık. Bu aşk yaşarken birbirimizi kolladık ve birbirimize kilitlendik. İşte gerçek aşk insanı böyle vurur. Sevdalımla tam evlenecektik ki eski sevgilim geldi ve tam nikah gününde kalbine saplanmış olan aşk kırıntılarının ancak benim çıkarabileceğimi söyledi. Aşk kırıntıları benim kalbime de saplanmıştı fakat yeni aşkımın metal aşkı içime saklanan aşk kırıntılarını yüreğimden attı ve kanayan yerlerimi kapattı. Sözlüğe çok önceden yazılmış aşkı yaşadığım insana dedim ki: “Sen git aşk bana kalsın.” Bu böyle olunca sözlüğüme aşkın ikinci bir anlamı katıldı. İki anlam da temel anlamdaydı benim için. Hayat böyle kazanılır.

3.Bölüm: Hayat’ın maskeli balosuna katılın ve hazinesini bulmak için keşfe çıkın!..

Hayat gülü acılarla ağlar, mutlulukla yüzünü güneşe döner. Aşkla farklı bir boyuta taşınır. Bir gülümsemeyle mutluluğu yakalamak için gökkuşağına doğru emin adımlar atmaya başlar. Derler ya hani “Gökkuşağını yakalayan, ömrü boyunca mutlu olur.” diye. Bu söz doğru aslında. İnsanlar gökkuşağını görünce mutlu olur ve acı zamanlarda bile insanlar bu güzelliğe doyamaz ve küçük bir gülümsemeyle gökkuşağına sevgilerini iletirler. İşte sevgi budur. İşte aşk budur. Hayat öğrenildikçe anlam kazanır ve mutluluk en önemli sanatçınız olur hayat orkestranızda. Bu orkestranın en iyi besteyi seçmesi için en güzel ve en tatlı duygularla dolu olması gereklidir. Unutmayın hayat şarkınız ilk önce yüreğinizde çalmaya başlar ve sizi kendisine bağlar. Ondan sonra sizden bu şarkınızı paylaşmanızı ve diğer insanlarında kendi bestelerini ve orkestralarını çıkarmasını ister. Böylece tüm insanlar bir araya gelince dünyanın en güzel şarkısı yeryüzüne gözlerini açar ve ağlar. Siz de ona hayat sevgisini ve ilk armağan olan annesini ve babasını verirsiniz. Onlar olmasa bile sizlerin beslediği sevgi ona anne ve babası yanındaymış hissi verir.

Hayat güzeldir, hem de çok güzeldir...

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairYAMAN GÖNEN
gonder 6036 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker