Göklerde duman duman üstünde ve denizin kızıllığını giyinmiş gökler. Vurgun acısını saçmış havaya. Kan kusuyor bulutlar. Sensizlik kulakları sağır ediyor. Gözlerimde sensizlik çakıyor her saniye. Yeşilliğin ötesinde nefesin azab veriyor, yokluğunun tek devası hayalin oluyor. Lâciverdî akşamların âsudeliği yeryüzüne her gün çökerken, yokluğunun ağrısını duyuyorum kalbimde. Takvimler geçerken rüyalarımdan paletleriyle, yılların izini sürüyorum senin yolunda halâ. Kar beyaz oluyor bir nefesimde her yer. Her soluğumda toprak kayıyor üzerime. Ölüm, kar gibi bembeyaz iniyor yeryüzüne, rüyalarım neşeleniyor ve ardından ağlıyorum ferahladığımda. Uçarken bir anda kanatlarını bırakmak, bir anda görmek demek seni. Gidiyorum, nâçar, rencîde olmuş perîşân kalbimle beraber, safâ artık bir gölge. Hâne vîrân, âyine harâb, vücûd bîtâb. Mahzûn bakıyorum dünyaya artık, farklı hayaller kuramıyorum, değişmeyen tek rüyam var o da senli bir dünya.
Sana bir şeyler söyleyebilmek için çırpınıyorum ama olmuyor. Kalbime güveniyorum, aşkıma güveniyorum sana ulaşmaya yetmiyor. Kalbimden çıkanların kalbine ulaşacağını, dudaklarımdan çıkanların kulaklarına kadar gideceğini biliyorum, bunun için sana kalbimi sıkarak yazıyorum. Feryâd-ı figânımı gökkubbenin alamayacağını bildiğimden satır aralarına kalbimi serpiştiriyorum.
Âzâde gönlümün bu yoldan dönmesi muhal artık, beyhûde telkinler yapılıyor pişman olmam için. Kabul etmiyorum pişman olmayı, çünkü pişman olmayı kabul etmek suç işlemiş olmayı kabul etmek demek. Kabul etmiyorum, senin kadar güzel bir suç olamaz.
Bu yolun sonunun nereye çıkacağını bilmiyorum, tahmin etmek ise aklımdan bile geçmiyor. Eğer bir gün bu yolun sonunu yani yaramın derinliğini öğrenmek istersen, göz yaşlarımın sesini dinle, düştükleri yerden gelecek ses bunu sana verecektir. Ama kesin olan şu ki yaramın derinliği mezarımdan daha fazla.
Sonbahar yapraklarını dökmeye başladığında ömrümüzün tek tek. Hüzün rüzgarları neşe ağaçlarımızı tek tek kuruttuğunda. Kaldırımları eskimiş bu şehirden, hicrânımın kalbimde yetiştirdiği çiçekleri bir demet halinde sana sunmak için gideceğim göz yaşlarımın düştüğü son noktaya. Son nokta ölümün bize sürekli tebessüm ettiği yer, onun tebessümüne tebessümle karşılık vereceğim. Ve o zaman şüphesiz bileceksin seninle buluşma ânımız artık gelmiştir.
Ne mutlu o güne...